logo

Bir Sosyal Adalet Örneği

İslam tarihinde sosyal adaletin emsalsiz numunesi Hz. Muhammed(s.a.v.) ile Medine’ye hicret eden Mekkelilerle Medineliler arasında yaşanmıştır.
Medineliler (Ensar), Mekkelilerle-Muhacir- kardeş olmuş; onları evine almış, malının yarısını onlara vermişti. Mekkeli Müslümanlardan bir kısmı da dükkân açarak pazarda ticaretle meşgul olarak, Medinelilerin yükünü azaltmışlardı. Bunlardan başka Bahreyn’den ve Beni Nadir’den alınan savaş ganimetleri taksim edilmek istendiği zaman, Medineliler hep bir ağızdan, “önce Mekkeli-muhacir- kardeşlerimize verilsin; ondan sonra da biz hisselerimizi kabul ederiz” demişlerdi.
Kur’an-ı Kerim bu müstesna meziyeti ve diğer gamlığı şu ayeti kerime ile alkışlıyordu:
“Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, muhacirleri öz nefislerinden üstün tutarlar.” (Haşir, 9)
Gerçek kollektivizim, gerçek sosyal adalet bu olsa gerektir. Çünkü bunda zorlama yok, gönül rızası vardır.
Bu Müslümanlarda Allah rızası yolunda seve seve paylaşma var idi. Yüce Yaratıcı, tüm insanlara kazançlarından, helalinden olmak koşuluyla yoksullara, yetimlere, kimsesizlere vermeyi, onları görüp gözetmeyi istiyordu (Bakara, 268, Al-i İmran, 91, Nisa, 35, 37).
İşte İslam toplumu peygamberin etrafında bu iman ve bu aşkla kenetlenmiş, sosyal adalet de böylece sağlanmış bulunuyordu.
Bir toplumda insanlar kendine fazla değer verir ve kendisini beğenir de “ben” merkezli düşünürse, o toplum başarılı bir toplum olamaz, ayakta da duramaz. Hz. Peygamber asırların biriktirdiği tortulardan arındırmak için toplumun yardımlaşmasına, ihtirasların söndürülmesine çok önem vermiştir. O, aynı sevgide bir yürek olarak her biri diğerini kendinden üstün sayarak, alçak gönüllü, hoşgörülü, sadece kendi işlerinde değil başkalarının da işlerine ilgi duymayı dini ve insani bir görev olarak görüyordu. Bireyin, toplumun yavrusu, parçası hatta bir dereceye kadar kendisi olduğundan bireyin topluma, toplumun bireye ne kadar sıkı bir bağ ile bağlanması gerektiğini açıklıyordu.
Nitekim Peygamberliğinin ilk yıllarında Hz. Muhammed, yakınlarını, amcalarını bir araya toplamış, onlara ikramda bulunmuş, sonra da bir Allah’a yani “Tevhit Dinine davet etmişti. Bu sırada amcası Ebu Lehep ile aralarında şöyle bir söyleşi geçti:
Ebu Lehep:
– Ben Müslüman olursam bana ne var, ne vereceksiniz.
Hz. Peygamber:
– Müslümanlara ne varsa sana da o var.
Ebu Lehep:
– Ne yani, ben onlardan üstün olmayacak mıyım?
– Hz.Peygamber: “Hayır. Bilesin ki, insanlar seninle birlikte özgür olarak bu hayatta yolculuk etmektedir. Siz ise ün ve para elde etmek için yaşadığınızı söylemektesiniz. Zihninizi ve dikkatinizi insanlara ve yoksullara baskı yapan bu kargaşa ve zulüm hastalığından ve ruhsal boşluktan arındırmalısınız. Nefret, açgözlülük ve şehvet gibi insanı zayıf düşürecek yollarda daha fazla koşmamalısınız. Zira bu hastalığa kapılan insanların zihninde ve yüreğinde başkalarını aşağılayıp hor görme vardır. Bu bataklıktan kurtuluşun reçetesi ve zaferi ise insanın nereden geldiğini, neden burada olduğunu ya da nereye gittiğini biliyor olmasıdır. Bu yolculukta insanı kemal derecesine ulaştıran değerlerin başında alçak gönüllü olmak, merhameti, feragati, iyiliği, kardeşliği ve sevgiyi müminler için şerefli bir görev telakki etmek vardır.
– Köle ve cariyeleri, fakir ve yoksulları aşağılayıp hor gören, Ebu Leheb ayağa kalktı : “ Öyleyse sana ve seninle bir olanlara yuh olsun” dedi ve Hz.Peygambere taş atmaya ve aşağılamaya başladı. Bunun üzerine bu zihniyeti lanetleyen ilahi vahiy geldi: “Ebu Leheb’e lanet olsun, yuh olsun. Ona ne serveti ne kazancı ve ne de malı mülkü fayda verecektir. O Alevli ateşe atılacaktır. Onunla birlikte aynı düşmanlığı besleyen karısı da elim cezaya çaptırılacaktır.”

Share
942 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

9+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DEVELİ MEZARLIKLARI

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi Mezarlıklarını, tarihi Develi köy mezarlıkları da başta olmak üzere (Ayşepınar, Çomaklı, Fraktın, Havadan, İncesu, Köseler, Madazı, Pungu, Soysallı, Sindelhöyük, Zile vs) dahil olmak üzere gezmediğim yer çok azdır. Ama o kadar arzu etmeme rağmen maalesef inceleyemediğim yerler de var. Mesela Karacaören, Kızık, Öksüt, Satı vs gibi. Mezartaşları bir köy tarihi ve bulundukları mekan için çok önemli yazılı belgelerdir. Tıpkı ibadethane olmaları ayrı bir konu ama kitabeli camiler de aynı konuda aydınlatıcı belge sunarlar.! Yeter ki dikkatli ...
  • DÜNYA TEMİZLİK GÜNÜ

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Toplum olarak ortak paylaştığımız yaşam alanlarının temiz tutulması bir vatandaşlık görevidir. Toplum içerisinde bulunan toplum bilinci ve sorumluluk duygusu kişinin ilk önce kendisine saygı duyması ile başlar. Yaşamsal alanların korunması, doğaya, yeşile sahip çıkılması ve çevre temizliğinin önemi herkesin ortak sorumluluğudur. Temiz bir çevre, insan sağlığı ve refahı için temel niteliktedir. Çevre Temizliği, günümüzde dünyanın en önemli sorunları arasındadır. Bütün bunların temel amacı, insanları çevre temizliği konusunda bilinçlendirmektedi...
  • DÜNYA AVCILAR GÜNÜ

    11 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Merkez Av Komisyonunca, avına izin verilen yaban hayvanı türlerini, doğal denge içerisindeki yapıyı bozmadan, tespit edilen zaman ve miktarlar ile belirlenen esas ve usullerle, canlı veya cansız ele geçirmeye çalışmaya Avcılık, bunu yapan kişiye de Avcı denilmektedir. İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana besin arama ve karnını doyurma zorunluluğunu duymuştur. Mağara dönemi insanları beslenmek, giyecek sağlamak ve kendilerini korumak için avlanmak zorunda kalmışlardır. Bir yandan bitki kökleri toplayıp toprağı işlerken diğer yandan av aletlerind...
  • YAZARLARIMIZIN YAZILARINI OKURKEN

    11 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Çağdaş Develi Gazetesi’ nin yayınlandığı 2003 yılından beri elimizden geldiğince haftalık bir değişik konulu yazı yetiştirmeye çalışırım. Bu yazıların hepsi Develi ile ilgili tarih, sosyal, kültürel, siyasî, edebiyat vb konulardadır. İnşallah, bu yazılar bir plan dahilinde yazılmıştı; kitaplaştırıldığında inanıyorum ki Develi kültürü ve medeniyeti adına değerli çalışmalar olduğunu hepimiz göreceğiz. Zira bu yazıların çoğu tabir yerindeyse iğne ile kuyu kazmak kabilinde yazılmıştır. Çünkü küçük yerlerde bilgi toplamak o kadar zahmetlidir. Fotoğr...