logo

03 Ağustos 2020

Bir Öğrencinin Gözünden Burs Kavramı

1987 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni kazandım ve hekim olmak için İstanbul yolculuğum başladı. İstanbul’u hiç bilmiyordum ve kalacak yerimiz de henüz belli olmadan Antalya’dan bir arkadaşım ile birlikte İstanbul’a yola çıktık. Ben evet Kayserili olmama rağmen babamın işi dolayısıyla liseyi Antalya’da tamamladım.
O günlerimiz zor günlerimizdi kalacak yer yok, yarını çok iyi programlayamıyorsun belli bütçeyle hareket ediyorsun. Birkaç gün İstanbul’da arkadaşımın tanıdığı Sirkeci’de bir otelde kaldıktan sonra, özel bir yurt yönetimi ile konuşup orada kalmaya başladık. Derken yedekten listeye girdiğimiz devlet yurdundan 2 ay sonra ikinci liste açıklandığı zaman asıl listede ismimizi gördük ve Zeytinburnu’ndaki Atatürk öğrenci yurdunda kalmaya başladık. Çok sevinmiştik bir devlet yurdu olması dolayısıyla konaklama noktasında herhangi bir giderimiz olmayacaktı.
Evet, dostlarım öğrenci olanlar ancak anlar o günlerde çok zor günlerimiz geçti. Ailemin ekonomik durumu önceleri iyi idi. Fakat memleketin içinde bulunduğu ekonomik kriz, babamın ciddi bir trafik kazası geçirmesi, ölümden dönerek uzun süreli hastane tedavisi görmesi, babamın işlerini takip edecek çevremizde bir dost, akrabanın olmaması işlerimizi oldukça aksattı ailemizi maddi manevi epey etkiledi ve ciddi manada bizi sıkıntıya soktu, öyle ki; öğrenci giderlerimi karşılayacak, eğitimimi devam ettirebilecek geçimimi sağlayacak aile desteği alamaz olmuştum.
O günler birilerinin bursuna veya yardımına ihtiyaç duyduğum benim için zor günlerdi. Sıkıntı öyle olmuştu ki bedenen çalışmak zorunda kalmıştım. Sirkeci’de o zamanın Emlak bankası diye bilinen bankanın Sirkeci şubesinin saat 5’ten sonra temizlik işinde çalışmaya başladım. Saat 5’e kadar okuluma devam ediyorum sonra da bankada saat 7,5 -8’e kadar temizlik yapıyordum.
Bu günlerde bir vesile ile Develi yardımlaşma derneğimizle irtibata geçme imkânı oldu. Bilemiyorum nasıl irtibat kurduk, ama rahmetli Servet DEVELİOĞLU isminde bir Bey ile derneğin Yenikapı’daki binasında tanıştık. Bir müddet konuştuk sonra bir form doldurduk ve bize öyle hatırlıyorum 35 veya 40 lira gibi burs vereceklerini söylediler. Çok şaşırmıştım, öyle ki rakam yüksek olmasa da benim için çok önemli ve her şeyden önemlisi programlı bir gelirdi, sürekli bir paraydı. Daha sonraki günlerde aylardaki bir tarihte Servet Bey bizi bir arkadaşımla derneğe çağırdı ve epeyce bir ayakkabı içinden ayak numaramıza uygun bir ayakkabı beğenmemizi, almamızı söyledi. İnanın dostlar bir ayakkabı ne olacak diye düşünmeyin, ihtiyaç sahibi bir öğrenci için neler ifade ettiğini ancak o günleri yaşarsanız bilirsiniz. Öyle mutlu olmuştum ki altı kalın kauçuk lastik tabanlı, kahverengi, üst kısmı havuzlu ve bağcıklı deri bir ayakkabı seçmiştim. O ayakkabıyı o kadar çok severek giydim ki, düşünüyorum da şimdi insanı mutlu etmek çok ama çok basit, yeter ki her şey samimi ve menfaatsiz olsun. En kaliteli ve pahalı kıyafetleri kendimize, çocuklarımıza alsakta o mutluluğun esamesi okunmuyor.
Derken benim hayatımda öğrenci burs ve öğrenciye yardım o günlerin his ve duyguları ile ahde vefa, toplumsal sorumluluk ve her şeyden önemlisi kulluk vazifesi ki, Rabbimizin kuluna yapmakla mükellef kıldığı varsa vereceksin, kulun kulda hakkı vardır emir ve buyruklarını yerine getirebilmek için başladı.
Sanırım bir yıl boyunca burs aldım. Sonraki yıllarda ailemin ekonomik durumundaki az da olsa rahatlama ve de benim ek çalışmalarımdaki kazançlarım ile okulumu bitirebilme imkânım oldu. 1993 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni doktor olarak bitirdim ve hekim olarak çalışmaya başladım.
Tabii ki kazanç elde etmekle birlikte sorumluluklarımızı da yapmaya başladık, çevremizden akrabalarımızdan ihtiyaç sahipleri ile temasa geçtim. Bir gün yıllar önce almış olduğum bu bir yıllık bursun ahde vefasını nasıl ödeyebilirim, o kuruma karşı borcumu nasıl ödeyebilirim duyguları içinde araştırmalarım neticesinde bana yıllar önce burs veren derneğimizin değerli yöneticilerine ulaştım. Sayın M. Orhan Cebeci ile temas kurdum görüş alışverişlerimiz neticesinde sorumluluklarımızı yapmaya başladım. Umarım Rabbim nasip eder de biz de hem kulluk hem de insanlık vazifelerimizi yerine getirebiliriz.
İnanın dostlarım akraba, dost ve çevremize elbette zekât, fitre gibi yardımlarımız oluyor ama hele de ihtiyacı olan bir öğrencinin dünyasından burs almak çok ama çok şey ifade ediyor. Düşünün ki siz hem manevi sorumluluğunuzu yerine getirirken hem de tarlaya bir tohum atıyorsunuz, derken tohumlar on, yüz şeklinde mahsüle dönüşerek binlerce tohum oluyor. Dostlarım lütfen öğrenci bursları içinde yıllık infakınızdan bir parça ayırın, ayırın ki; kadir şinaslık bilen, yardımlaşma duyguları ile yetişen ve bu müesseseyi bilen evlatlarımız yetişsin. Kıyıda köşede kalmış, ekonomik şartlar dolayısıyla okuyamamış, evlatlarımızın elinden tutup çıkaralım, onları vatanına, milletine hizmet edebilme yolunu açıp gösterelim, biz ve birlik olabilme aşkını onlara da kazandıralım. Ben, ben değil biz olabildiğimiz zaman bu milletin ve memleketin kurtuluşa erebileceğinin yollarını öğretelim. Kalın sağlıcakla.15.07.2020/Antalya
Dr. Selçuk SERT
Not : Değerli hocam Dr. Selçuk Sert’in kaleminden güzel anlamlı bir yazısını Çağdaş Develi Gazetemiz okurları için paylaşıyorum. Derneğimizin kuruluşundan bu güne hafızasını kaleme aldığım kitap çalışmama renk kattığı için hocama teşekkür ederim.

Çağdaş Develi Gazetesi, 31 Temmuz 2020, Sayfa 7

Share
5.326 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MEZİYETLİ BİR AĞABEYİMİZ : MAZHAR GÜNGÖR

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi’de ortaokul ve lise bugünkü binalarında, aynı anda eğitim yapıyorlardı. İstiklal mezun olduğum 1959-1960 öğretim yılında , Develi Ortaokulu’na kaydoldum. Orta 1’de ve Lise !’de sınıfta kaldım. Sekiz yıl bu sayılı okulumuzda neler gördüm, neler! Develi Lisesi 15.09. 1957 yılında eğitim ve öğretime başlamıştı. Lisemiz 2.sınıfta bir yönetmelik değişimi ile ”Edebiyat ve Fen bölümleri”ne ayrılmıştı. Yalnız Fen bölümünün açılması için on beş öğrenci gerekiyordu. On dört öğrenci gerekiyordu. Fakat bir öğrenci eksikliği ile fen bölümü açıla...
  • Aşağı Everek’teki Osman Usta’nın “Numune Kıraathanesi”

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Değerli hemşehrim Metin Usta ile bir konuşmamızda babası merhum Osman Usta'yı rahmetle andık. ”Babam 40 yıl İstanbul'da kaldıktan sonra Develi'ye dönmüş, Develi sevdası ağır basmış, bir Develi sevdalısıydı” diye anlattı. Develimizde İz Bırakan merhumu anmak maksadıyla ulaşabildiğim bilgiler ve fotoğraflar nihayetinde bu yazı kaleme aldım. Osman Usta'nın babası Kervancı Süleyman'dır (Hanife'nin Süleyman) olarak da tanınırmış. O yıllarda çevre vilayetlere Develi'de yetişen ürünleri atla götürür, oradakileri de Develi'ye getirir satarmış. Kervan ...
  • DÜNYA KALP GÜNÜ

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Kalp- damar hastalığı gerek dünyada gerekse ülkemiz için tehdit olmaya devam etmektedir. Yaşamı tehdit eden sağlık sorunları arasında ilk sırada yer alan kalp hastalıkları, anne karnından başlayarak her yaş grubunda görülmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kalp hastalığı ömrümüzü kısaltan en önemli nedenlerden birisidir. 2000 yılından bu yana her yıl 29 Eylül günü, “Dünya Kalp Günü” olarak kutlanmaktadır. Burada amaç, ülkemiz ve tüm dünyada en başta gelen ölüm sebebi olan kalp damar hastalıklarına dikkati çekmek, halkın bu şekilde b...
  • DEVELİ MEZARLIKLARI

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi Mezarlıklarını, tarihi Develi köy mezarlıkları da başta olmak üzere (Ayşepınar, Çomaklı, Fraktın, Havadan, İncesu, Köseler, Madazı, Pungu, Soysallı, Sindelhöyük, Zile vs) dahil olmak üzere gezmediğim yer çok azdır. Ama o kadar arzu etmeme rağmen maalesef inceleyemediğim yerler de var. Mesela Karacaören, Kızık, Öksüt, Satı vs gibi. Mezartaşları bir köy tarihi ve bulundukları mekan için çok önemli yazılı belgelerdir. Tıpkı ibadethane olmaları ayrı bir konu ama kitabeli camiler de aynı konuda aydınlatıcı belge sunarlar.! Yeter ki dikkatli ...