logo

BİR ALAMANCI ÖRNEĞİ

1573

Gurbetin kahrını da, dinlendirmesini de, öğretmesini de çok iyi biliriz.Diyar-ı gurbetin bazen bir kurtuluş yeri olduğunu da…Rahmani düşünürsen “tebdil-i mekan” sözü boşuna söylenmemiş ve hatta teşvik edilmiştir.Çünkü farklı mekanların insana verdiği dersler çoktur.Bu sebeblerle gurbet üzerine o kadar çok şiir yazılmış,şarkı bestelenmiş ve türküler yakılmıştır.Hatta öyle ki “Türkün romanı olan türküler” repertuarımızda en fazla gurbet temalı türküler yer alır.

1638
İnsan gurbete ya zaruretten ya da keyfiyetten gider veya düşer.İşte zaruretin getirdiği bir gerçek olarak, en önemli örnek Almanya’ya elli yıl önceden işçi olarak giden “Alamancılar” yani “Gurbetçiler.”Bir Almanya seyahatimizde buraya yıllar önce gelen bir dostumuzun kendi açmazını dile getiren şu sözleri hala kulaklarımızdadır:”Bizim burada adımız gurbetçi,Türkiye’de Alamancı. Söyler misiniz ağabey biz kimiz?”Bu kahır ne diye çekilir? Elbette geçinmek için!
Farklı kültüre sahip insanlar arasında yaşamak zordur.Hele yaşadığın, alıştığın kültür ile kazanılan davranış biçimleri kazananların yabancı kültür içerisinde uyum sağlamaları çok zordur.Nitekim bu uyumsuzluğun ne ocaklar yaktığını hepimiz gördük.Bu konuda romanlar yazılmadı mı,,türküler söylenmedi mi?Keşke Türkiye kendi ekonomik dengelerini sağlam temellere oturtsaydı,adaletini tam sağlasaydı,adam gibi yaşama şartlarını kurabilseydi de insanlarımız diyar-ı gurbetlere rızık için,özgür olmak,özgür düşünmek için düşmeseydi.
Develi Lisesi’nde beraber okuduğum İsmail Samur adlı bir arkadaşım da bunlardan biri.Liseden sonra öğretmen olmuştu.Halen Almanya’da bulunuyor.O da bu tezatlardan biri.Fakat uyumunu sağlayan,verimli bir öğretmen olarak hizmet vermeyi başaranlardan.Bir vesile ile anlattığı ibretli hayat hikayesine şöyle başlıyor:”Kayseri ili, Develi ilçesi, Fenese mahallesinde Hisarcık’lıların Şükrü’nün oğlu Durmuş ve Fraktın’lı Hasan Koca’nın kızı Behice’ nin evliliklerinden ilk çocuklarıyım. Liseyi bitirene kadar hiç Develi’den dışarı çıkmamış, dar gelirli bir ailenin çocuğuyum. “
İsmail değişik köylerde öğretmenlik yaparken,siyasi huzur bulamadığı Türkiye’den ayrılmak ve bir çok siyasi şahsiyetler gibi Almanya’ya gitmeye karar verdi.Bunu şöyle anlatıyor:” Develi’den çıktıktan sonra Türkiye’nin değişik illerinin dağ köylerinde öğretmenlik yaptım. Çalıştığım ilde ( 1971 yılında) o zamanın öğretmenler sendikası TÖS’ün yönetim kuruluna seçilmiştim. O yıllarda baskıcı bir yönetim vardı; ileri gidenlerin başı eziliyordu; bütün illerde sendikacıların evleri basılıyor, aranıyor, bir bahane uyduruluyor, gece yarısı alınıp götürülüyor, bir daha da haber alınamıyordu; işkence diz boyuydu
Birçok aydın gibi ben de Türkiye’den ayrılmaya karar vermiştim. Almanya’ya gittim.”
Almanya’da Polis Teşkilatı’nda ve Alman mahkemelerinde yeminli tercümanlık, değişik okullarında öğretmenlik yaptım. Yedi yıl lisede okumuş yedi kelime Fransızca öğrenememiştim. Aynı ben üç ayda konuşacak, bir yılda da mahkemelerde tercümanlık yapacak kadar Almanca öğrenmiştim. Öğretmenlerin bilgisi ve uyguladığı metot o kadar başkaydı ki ; aynı öğrenci yani ben birinde mankafa / taşkafa oluyordum, diğerinde süper zekalı bir öğrenci. “
Almanya’nın özgür ortamında kabiliyetini ve meziyetlerini ortaya koyan Samur, buradaki başarılarını şöyle özetliyor:Avrupa Türk Öğretmenleri Derneği’ni bir avuç arkadaşla birlikte kurduk. Türk çocuklarının Alman okullarında başarılı birer öğrenci olabilmeleri için Neues Üniversitesi’nde Prof. Müller başkanlığında kurulan ALFA araştırma gurubunda 3 yıl
Alman Halk Yüksek Okullarında ve Neues Eğitim Fakültesinde 4 yıl ders verdim. Böyle bir hikayeyi lisede edebiyat öğretmenimiz, bir yazarımızın hayat hikayesini anlatırken dinlemiştim ve inanmamıştım. Amma da abartmışlar demiştim. Kim ihtisas yapmamış birine hem de yabancı bir ülkede üniversitede ders verdirir, diye düşünmüştüm. O zamanlar insanın kendi kendini yetiştirmesi diye bir olguyu ve her iş içinde illa da diploma gerekmediğini bilmiyordum. Bizim ülkemizde diploma hala kıymetli kağıt parçası olarak değerlendiriliyor.
Bir yayınevi kurarak Alman okullarındaki Türk çocukları için ders araçları ürettim, ilk iyi para kazandığım iş. Bu arada ders kitapları yazmaya başladım, kitaplarım Almanya’da değişik yayınevleri tarafından basıldı ve uzun yıllar ders kitabı olarak okutuldu.
Anaokulu ve ilkokul öğretmenlerinin derslerini işlerken oyuna yeteri kadar yer vermelerini gördüm. “Ana Okulu ve İlkokul Öğretmenleri İçin Eğitici Oyunlar” adlı bir rehber kitap hazırladım, bu kitap Remzi Kitapevi tarafından basıldı, Talim ve Terbiye Kurulu tarafından öğretmenlere tavsiye edildi ve birçok baskı yaptı.

Fakat bunlar refah bir hayat sürdürmeme yetmiyordu; Almanya’da uzun bir süre müteahhitlik yaptım. Hala yerleşik düzene bir türlü geçmeyi başaramadım. Almanya’da Wesel’de, Türkiye’de Antalya – Kumluca-Karaöz’de ve Antalya’nın en güzel yayla köyü Çağlarca arasında mekik dokuyorum. Torunlar olmasa, Almanya’nın yüzüne bile bakmam, ama …Evliyim, bir oğlum, dünyalar güzeli bir gelinim ve nur topu gibi iki torunum var.”
Diyar-ı gurbette de olsa gözünün önüne bakan,bulunduğu yerde yeteneklerini verime dönüştürmesini bilen ,örnek yaşayan insanlarımıza elbette minnet borçluyuz.Unutmayalım ki Türkiye Merkez Bankası yıllardır gurbetçi dövizleriyle ayakta durdu!Şu şiir onun ki “bülbülü altın kafes koymuşlar ille vatan ,demiş.O hesap !”Memleket Özlemi” adlı şiiri şöyle:
Şaben, Duydum ki / memlekeddeymissin.
Hoş gelmissin, gardaş. / İki kangal da
irişkilik getirmissin.

Icık gamlıyım. / İki yımırta gır şuna!
Bi de çay gaynad!
Kayseri e-Haber,26.05.2015

Share
1.284 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

6+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DEVELİ MEZARLIKLARI

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi Mezarlıklarını, tarihi Develi köy mezarlıkları da başta olmak üzere (Ayşepınar, Çomaklı, Fraktın, Havadan, İncesu, Köseler, Madazı, Pungu, Soysallı, Sindelhöyük, Zile vs) dahil olmak üzere gezmediğim yer çok azdır. Ama o kadar arzu etmeme rağmen maalesef inceleyemediğim yerler de var. Mesela Karacaören, Kızık, Öksüt, Satı vs gibi. Mezartaşları bir köy tarihi ve bulundukları mekan için çok önemli yazılı belgelerdir. Tıpkı ibadethane olmaları ayrı bir konu ama kitabeli camiler de aynı konuda aydınlatıcı belge sunarlar.! Yeter ki dikkatli ...
  • DÜNYA TEMİZLİK GÜNÜ

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Toplum olarak ortak paylaştığımız yaşam alanlarının temiz tutulması bir vatandaşlık görevidir. Toplum içerisinde bulunan toplum bilinci ve sorumluluk duygusu kişinin ilk önce kendisine saygı duyması ile başlar. Yaşamsal alanların korunması, doğaya, yeşile sahip çıkılması ve çevre temizliğinin önemi herkesin ortak sorumluluğudur. Temiz bir çevre, insan sağlığı ve refahı için temel niteliktedir. Çevre Temizliği, günümüzde dünyanın en önemli sorunları arasındadır. Bütün bunların temel amacı, insanları çevre temizliği konusunda bilinçlendirmektedi...
  • DÜNYA AVCILAR GÜNÜ

    11 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Merkez Av Komisyonunca, avına izin verilen yaban hayvanı türlerini, doğal denge içerisindeki yapıyı bozmadan, tespit edilen zaman ve miktarlar ile belirlenen esas ve usullerle, canlı veya cansız ele geçirmeye çalışmaya Avcılık, bunu yapan kişiye de Avcı denilmektedir. İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana besin arama ve karnını doyurma zorunluluğunu duymuştur. Mağara dönemi insanları beslenmek, giyecek sağlamak ve kendilerini korumak için avlanmak zorunda kalmışlardır. Bir yandan bitki kökleri toplayıp toprağı işlerken diğer yandan av aletlerind...
  • YAZARLARIMIZIN YAZILARINI OKURKEN

    11 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Çağdaş Develi Gazetesi’ nin yayınlandığı 2003 yılından beri elimizden geldiğince haftalık bir değişik konulu yazı yetiştirmeye çalışırım. Bu yazıların hepsi Develi ile ilgili tarih, sosyal, kültürel, siyasî, edebiyat vb konulardadır. İnşallah, bu yazılar bir plan dahilinde yazılmıştı; kitaplaştırıldığında inanıyorum ki Develi kültürü ve medeniyeti adına değerli çalışmalar olduğunu hepimiz göreceğiz. Zira bu yazıların çoğu tabir yerindeyse iğne ile kuyu kazmak kabilinde yazılmıştır. Çünkü küçük yerlerde bilgi toplamak o kadar zahmetlidir. Fotoğr...