logo

AYGÖSTEN/REŞADİYE

1573

Develi tarihi üzerinde araştırmalarımızda en sağlam kaynaklardan biri Osmanlı salnameleri olmuştur.Bu sayede 1870 yılında 2. derecede bir kaza olan Develi kaymakamlarını, belediye başkanlarını,müftüleri hep bu salnamalerden çıkarmışızdır.Salname,Osmanlı Devleti’nde bir yıllık olayları göstermek amacıyla hazırlanan eserlerdir.
Salnameler hakkında şu derleme fakat önemli özet bilgiler şunlardır.Osmanlı tarihi, teşkilatı, biyografileri, coğrafyasıyla ilgili ilk salname 1263 (1847) yılında Ahmed Vefik Efendi tarafından, Hayrullah ve Ahmed Cevdet efendilerin yardımları ve sadrazam Büyük Reşid Paşa’nın emri ile yayınlanmıştır. Osmanlı Devleti’nin bütün memurları, rütbe ve nişanları ile bu eserlerde gösterilmiştir. 1297 (1880) yılına ait 35. cild, litografya tekniğiyle basılan son Salname’dir. Sonrakiler matbaa harfleriyle basılmıştır. 1888’den itibaren Sicill-i Ahval-i Memurin dairesince, bütün devlet ünitelerinde resmi bilgiler bir araya getirilerek tanzim edilmeye başlamıştır.
Salnamelerin ikinci Abdülhamid devrinde çıkanları en mükemmelleridir. Yalnız 1908’den öncekilerde hanedana ve yabancı hanedanlara ait bilgiler alınmamıştır. Bu devlet salnameleri dışında yine resmi nezaret ve vilayet salnameleri de vardı. Ayrıca Seraskerliğin çıkardığı 17 ciltlik Salname-i Askeri, 4 ciltlik Salname-i Nezaret-i Hariciyye, 17 ciltlik Salname-i Bahri, Maarif nezareti salnamesi, ticaret, nifia, maliye neziretleri salnameleri ve 1916 yılında, heyetin hazırladığı İlmiyye salnameleri önemlidir.
Bunların dışında hususi salnameler de pek çoktur, ilki Ali Suavi Efendi’nin 1871’de yayınladığı Türkiye salnamesi ve Ebüzziya Tevfik Bey’in yayınladığı Salname-i Ebü’z-Ziyasıdır.
İşte 1914 tarihli Nevşehir Salnamesi’nde Develi’nin önce Develi ağzıyla Aygösten adlı bir köyü,daha sonra mahallesi, daha sonra da buraya sultan Reşat zamanında Türklerin yerleştirilmesiyle Reşadiye adı verilen mahalle hakkında şu bilgi verilmektedir.Bu bilgilerin çevirisi Fehmi Dinçer’e aittir. Biz okuyucu daha iyi ansın diyerek bir hayli sadeleştirmelerde bulunduk.
AYOS KONSTANTİNOS
“Aziz Konstantinos (Aya Konstantinos-Agios Kanstantinos) eski bir köy olup, Erciyes Dağı’nın güneyine düşer ve Kayseriya’dan yayasekiz saat uzaklıktadır. Bu ismi orada bulunan Aziz Kostantinos kilisesinden /ekklisiyasından almıştır. İkiyiz haneden 140 Rum ortodoks / Hristiyan Türkler ve gerisi İslâm’dır.
Ahalinin ana lisanı Türkçe ise de sonradan okullar vasıtası ile Rumca lisanı gelişmeye başlamıştır.
İki mektep idare ediyor. Birisi Parthenagogeion (kız okulu), diğeri beş sınıftan ibaret asthiki skoli derecesindedir. Bunda iki muallim eski ve yeni Rumcayı, biraz Fransızca ve Türkçe, arithmetiki, geografya, istorya (tarih), iera (din), ihnografya (resim) ve kaligrafya (güzel yazı) derslerini tedris ediyor. Arrenagogeionda (erkek okulu) 35, parthenagogeionda (kız okulu) 33 talebe vardır. Mektepler Elbis (Elbiz-f.d.) sularından alınan vergiler ve ahalinin yardımları ile idare olunur. İklim ve havası sağlam ve suları mebzul ve gayet berraktır.
Aziz Konstantinos kilisesinden başka Aya Georgios ve arhangeloslara (melekler) mevkuf iki kilisesi daha var ve bunlara ancak zikri günleri gidilir.
Ahalisi alelekser İstanbul’da bakkallıkla meşguldür. Yerli ahali bağcılık ve bahçevanlıkla meşgul olarak eparhiyada/ çevrede biten bütün sebzevatı yetiştirirler.
Erciyes Dağı’ndan 2,5 saat mesafesinde Kereme (Gereme-kutsal yer.) denilen bir mevki vardır. Burada meşhur eski monastırların harabeleri elan mevcud olup, bunlardan bazılarının kubbeleri, diğerlerinin su yolları (idragogeia), kütüphaneleri, hazine daireleri (thisavrofilakia) bakidir. Bu manastırlar batısında gayet muntazam ve mükemmel mektepleri ile meşhur eski bir şehir var idi. İşte bu mekteplerde Sozomenos’a nazaren (göre.) iki biraderler Gallos ve İolianos tahsil etmişlerdir. Bu manastırlar etraflarında bulunan dağlar ve derelerde askıtısler yaşar idi ve elan mevcud olan bu yerler, yerliler tarafından askitarya ve Türkler tarafından keyslik diye adlandırılır.
Yukarıda zikri geçen Kereme, eskilerden Makellon, Makelli yahut Demakelli diye anılırdı. Bu kelime ise latince, salhaane manasında olup, burada kesir-ül-ade martireslar kesildiğinden böylece tesmiye olunmuştur. Bu yerleri merhum Krillos ve daha mükemmel suretde Amilton anlatıyor. Köyümüzden 200 adım uzaklığında ‘Ayos Nikitas’ manastırı var idi. 1825 senesinde vuku bulan zelzeleden yıkıldığından, bunun taşlarından (taş) ‘Ayos Konstantinos’ I kilisesi insa olunmuş. Elan o manastır etrafında bulunan bağlara ‘Ayos Nikitas bağları” denilir.
Bugün manastırın yerinde karyemizin kabristanı vardır.Kilise giriş yeri kemerinde bir arşın uzunluğunda yarım eninde bir siyah taş ve üzerinde hetti (hatti) huruf ile (hettayka grammata) bir levha vardır. Birkaç sene evvel karyemizi ziyaret eden bazı Avrupalı seyyahlar bunu on liraya satın almak istemişler ise de ahali bunun satılmasına muvafakat etmedi. Kilisenin yan duvarlarında üzerlerinde keçi, arapa / karatavuk, kuş ve buna benzer tasvirler ile musavvar taşlar vardır.
Bu musavver taşlar Gereme manastırlarından nakil olunmuştur.
Köyümüzün doğu tarafında Develi Dağı eteklerinde, on dakika uzak ‘İlibe’ denilen mevkide ‘Eisodia tis Thestokou’ namında mevkuf bir manastır vardır. Bu manastırın girişi gayet dar ve karanlık olduğundan girenler ellerinde mum ve eğilmiş olarak epeyice ilerledikten sonra değirmen taşı şeklinde mudavver büyük bir taşa tesadüf ederler.
Bu taşın ortasında bulunan delikten geçtikten sonra geniş bir mağaraya girilir.
Girişin sağ tarafında bulunan küçük bir havuza mağaranın tavanından gayet berrak su akar ki, buna Panagia Agiosması / kutsal su denilir. Burada ikamet eden monahos / keşiş Silvestros Ayos Konstantin Orthodoksos ehalisini teşviki ile bu yerler Hacin/ Saimbeyli’den İlibe’ye muhaceret edenlere verildi. Bunlar yerin taşlarını yenilemek istediklerinde burada leipsana / kalıntı , stavros / haç ve thiminatirion / buhurdan gibi şeyleri havi mezarlar buldular.
İonnis Antoniadis (başkan), Th. Miniadis (katip) I.Iosifidis ve Iordanis İskenderoğlu efendilerden mürekkepdir.”

Share
2.218 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

1+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Başkan Muzaffer AKSU Dönemi: (21.04.1996-25.11.2001)

    09 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Başkan Muzaffer AKSU Dönemi: ( 21.04.1996-25.11.2001) Yapılan olağan Genel Kurul toplantısı sonunda: Başkan; Muzaffer Aksu, 2. Başkan; Selim Develioğlu, Sekreter; Orhan Deveci, Muhasip; Mehmet Papak, Yönetim Kurulu Üyelerine; İhsan Bingöl, Mahir Sevimay, Hüseyin Eren, Orhan Deveci, Mahmut Gürcan seçildiler. Yeni görev bölümü Fatih Kaymakamlığı'na bildirildi. Dernek yetki belgeleri yeniden düzenlendi. Muhasip üye Mehmet Papak'a yetki belgesi çıkarıldı. Büyükçekmece'ye şube olarak verilen iznin genel k...
  • NEDEN PAYLAŞMALIYIZ?

    09 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    İnsanların günlük hayatlarında maddi ve manevi açıdan paylaşabilecekleri pek çok değerleri vardır. Paylaşmak, insan olmanın gereğidir. İnsanlar hayatın akışı içerisinde birbirlerine sürekli ihtiyaç duyarlar. Paylaşmak, bir insanın herhangi bir sorununu veya mutluluğunu başka insanlara açması ve söylemesidir. Paylaşma, vereni yücelten, verileni değerli hissettiren kıymeti tartışılmaz bir değerdir. Paylaşmak denince akla ilk gelen şey, bizde olanı başkasına vermek onu bölüşmektedir. Bu sebeple paylaşma aynı zamanda yardımlaşmanın önemli bir parç...
  • BODRUM HÂKİMİ TÜRKÜSÜ ve Dr. Halil Atılgan

    09 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    Tanpınar'ın deyimiyle “Türküler Türk'ün romanıdır.” Bu bakımdan TRT repertuarında 7500, Alman müzelerinde ise 60.000 türkü, oyun havası ve kaval nağmeleri vardır. Geniş dünya coğrafyasında at koşturan Türkler, feth ettikleri yerlerin coğrafyasında, oraların kültürü ve yaşama biçimlerinden hem etkilenmişler, hem de etkilemişlerdir. Bu sayede de sosyal yapılarına göre zengin nağmelerle türkü üretmişlerdir. Özellikle 19. Asırından başlarından beri çözülmeye başlayan Osmanlı Devleti'nde kaybedilen her vatan toprağı ve evlâd-ı fatihanın ıstırap...
  • İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Yücel Suyolcu Dönemi (07.01.1992-12.12.1993)

    01 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    Derneğimizin bu konuma gelmesinde büyük emeği olan Başkanlarımızı hayırla yâd ediyorum. O günün şartlarına göre hizmet eden değerli Başkanlarımız başımızın tacıdır. Derneğimizin bu günlere gelmesinde onların payı büyüktür. Yücel Suyolcu ağabey, Başkanlık nöbetini Hüseyin Setenci ağabeyden devir alarak bayrağı daha yükseklere taşımıştır. Bu dönemde dernek merkezimiz ilk kez kendine ait bir mülke sahip oldu. Bu da başkanımıza nasip olmuştur. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Genel Kurul Toplantısı: Genel Kurul; en yaşlı üye Mehmet Kağıtçı'nın Div...