logo

28 ŞUBAT’IN YILDÖNÜMÜNDE

Tarih 28 Şubat 1997, yaklaşık 11 saat süren bir MGK toplantısının ardından bir dizi kararlar Cumhurbaşkanı önderliğinde asker, bürokrat, medya, iş patronlarının desteği ile yürürlüğe konuluyor.Yıl 2010 bu sürecin Amerika desteği ve organizesi ile yapıldığı ortaya çıkıyor.
Toplumun hafızasını tazelemek için bu süreçte kısaca neler oldu bir hatırlayalım.İrtica tehlikesi var denilerek; toplum çeşitli sınıflara ayrıldı (laik, irticacı vb) insanlar dini inançları nedeniyle fişlendi, meslek liseleri imam hatipler bahane edilerek sistem dışına itildi, şehirlerimizde göz dağı verircesine tanklar yürütüldü, batı çalışma grupları kuruldu.Din eğitimi almak neredeyse imkansız hale getirildi. Üniversitelerde başını örten kızlar tecrit odalarına alındı. Sözde ikna edilmeye çalışıldı. Meşru hükümet görevden uzaklaştırıldı. Sahte şeyhler, cemaatler oluşturularak inanan kesimin inancı deforme edilmeye çalışıldı. Kendilerine yakın olarak gördükleri ve destekledikleri İlahiyat profesörlerini ekranlara çıkararak binlerce yıldır değişmeden günümüze ulaşmış olan din yıpratılmaya çalışıldı.İnsanların yatak odalarına dahi gizli kameralar sokuldu.Önemli haklardan olan din ve vicdan hürriyeti yok edilmeye çalışıldı.Kamu alanı diye dünyada eşi benzeri olmayan bir kavram ihdas edilerek hizmet edenlerden ve hizmet alanlardan kamu hizmetinin niteliğine aykırı olarak başını açması istendi.Medyada çeşitli kişiler ile ilgili asılsız iddialar yazıldı, çizildi. İnsanlar masumiyet karinesine aykırı olarak, suçlu ilan edildi. Kişilik hakları ihlal edildi.Cuma namazına giden öğrenciler bile fişlendi…
Bin yıl sürecek diye övünülen bir süreç ve kalıntısı olan cuntacı zihniyet bugün yargılanmaya başlandı.Artık makam ve mevkie kimse sığınamayacak.Hukuk her yanlışın üzerine gidecek.Dokunulamaz denilenlere dokunulacak.Her kişi ve kurum iş ve eylemlerinden hukuk önünde cezai ve hukuki sorumluluğu olduğunu bilecek.Kimse kendi vatandaşını sınıflara bölmeyecek.Sınıflandırma yapmayacak.
Darbe planı yapmaya kimsenin ne hakkı ne de yetkisi olduğu hususu herkes tarafından bilinecek.Seçimle gelen gerekirse seçim ile gidecek.Seçilen atanandan normal demokrasilerde olduğu gibi üstün olacak.
Hiç bir hükümet mensubu emretmeye yetkisi olan bir bürokratının önünde önünü düğmelemeyecek. İnsanlar inançlarını kamu düzenine zarar vermemek ve başkalarının haklarını ihlal etmemek koşuluyla dilediği gibi yaşayacak.Din ve vicdan hürriyeti tüm güvenceleri ile devlete ve onun kurumlarına karşı etkin bir hale getirilecek.İnsanların eğitim hakkı hiçbir gerekçe ile engellenmeyecek.
Devleti yönetenler hangi kurumda olursa olsunlar hizmet etmek üzere geldikleri makamları birilerinin menfaatine ve birilerinin haklarını hiçe sayarak kullanmayacak. Devletin hüküm alanı kamusal, yarı kamusal gibi çok komik kavramlarla vatandaşları için sınırlandırılmayacak.
Kimse Cumhuriyete sahip çıkıyorum diyerek cumhura(halka) zulüm edemeyecek.
Cumhuriyet deyip oluşturdukları oligarşiye(belli bir zümrenin devleti yönetmesi) kimse cumhuriyet gereği sahip çıkmayacak.Bu tutum içinde olanlar Cumhuriyet adına yargı önüne çıkarılacak ve cezalandırılacak.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1.964 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+6 = ?