logo

AV.AHMET ÖZÇAY “BENİM HAYATIM”

Mesleğinin zirvesinde emekli olan, Develinin yetiştirdiği mütevazı kişiliği ile tanına Avukat Ahmet Özçay Ağabey derneğimizin ayın konuşmacısı programına 11.Şubatta konuk oldu. Benim hayatım konulu konferansı ilgi ile dinlendi.
01.07.1945 yılında Develide doğdum. Anne tarafım Yukarı Develiden aşağıya inen Tıraşlardan Şerife Hanım, Tıraşın Nazif dayım olur. Babam yine Yukarı Develi’den Kâtibin Ali olarak bilinir. Dört kardeşiz ikisi ablam, biri benden küçük kız kardeşim var, ben ortancalarıyım yani. İlkokul tahsilime Develi İstiklal ilkokulunda bir komşumuzun yardımıyla başladım. Develi Lisesinden sonra İstanbul Hukuk Fakültesini kazandım. Nuh Naci Yazgan Vakfına ait yurda zorla kayıt oldum. Nasıl kayıt olduğumun hikâyesini yazımın devamında anlatacağım. Develiden yatak gelinceye kadar üç gün bakkaldan aldığım mukavvanın üzerinde yattım, yer tutmak için. Bazı arkadaşlarım işportacılık yaptı okumak için. Ben yurtta kaldığım için şanslıydım, dört yılda mezun oldum.
Mesleğime Tomarza ilçesinde bir avukatlık bürosu açarak başladım. Dabakhasanlardan Mustafa Gürleğin kızı Nilay hanımla evlendim.1971 yılında İstanbul’da mesleğime vefat eden bir avukatın bürosunu devralarak devam ettim. İlgi alanım kadastro davaları oldu. İstanbul’da birçok kişiyi gayrimenkul sahibi yaptım. Olgun dünyaya gelince dünyalar benim oldu. Onun mürüvvetini gördüm, iki kız torunum oldu.
Sunumu yapan Yönetim Kurulu üyemiz Mehmet Beşparmak Yönetim Kurulu adına hoş geldiniz, sizleri saygıyla selamlıyorum, diyerek söze başladı. Dernek başkanımız Mehmet Papak’ın kayınpederi İsmet Tufan Bey’in vefatı dolayısıyla aramızda bulunamadı, sizlere selamlarını iletiyorum. Allah rahmet eylesin. Dedi. Konuşmacı Av. Ahmet Özçay’ı konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet etti.
KONFERANSTAN İZLENİMLERİM
Hepinizi hürmet saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Ben karşımda şu pırıl pırıl gençleri görüyorum. Şimdi talebelik hayatım gözümün önüne geldi. Arkadaşlarımı görüyorum. Eski yıllarım gözümün önüne geliyor. Ağabeylerimi görüyorum onlara gıpta ile baktığım zamanları hatırlıyorum.
Sevgili gençler, bizde bu safhalardan geçerek belli bir yere geldik. Sizin imkânlarınız bizimkinden daha fazla geliyor bana. Biz bazı imkânlardan yoksunduk. Çünkü iletişim vasıtaları yoktu, telefon yoktu, gazete bize üç gün sonra gelirdi. O zamanın tek gazetecisi Durmuş Yavaş ağabeyimiz bize verirse, kalan bir gazeteyi öyle okuyabilirdik. Televizyon yoktu, radyo çok azdı, yani dünya ile irtibatımız pek yoktu. Çocukluk hayatımız zor geçti.2.Dünya Savaşı bitiminde dünyaya gelmişim. Her şeyin yok olduğu kıtlık olduğu zaman, harp zamanı. O şekilde zorluk çeken arkadaşlarım var beni dinlemeye gelenlerin içinde.
DEVELİ’DE ÇOCUKLUĞUM
Biz küçükken babam köylere giderdi evin nafakasını kazanmak için, annem öğle sıcağına kadar bahçemize çapalamaya sebze toplamaya onlara bakmağa giderdi. Yani bahçe işleri anneme aitti. Bizi komşumuz Ermeni Altun Dudu yedirir, içirir giydirirdi. Eskiden tesanüt vardı komşuluk vardı Develide. Annem öğleye doğru bahçede işini bitirir bu Ermeni komşumuzdan alırdı. Biz onun vasıtasıyla iyi çocukluk geçirdik. Bu Ermeni komşumuz bizi büyüttü sayılır, bizde emeği çoktur, hakkını ödeyemeyiz.
İstanbul’a üniversiteye geldiğimde Ohannes Ustanın yanında kalıyormuş Altun Dudu. Ohannes Usta beni görmek istediğini söyledi. Ustanın evine gittim. Kadın ama olmuş, ama beni sesimden tanıdı. Ahmet’te böyle büyürmüş diye saçlarımdan ayağımın ucuna kadar okşadı sevdi ve ağladı. Dayanamadım bende ağladım.
İSTİKLAL İLKOLUNDA İLKOKUL GÜNLERİM
İlkokula yazılmaya gittim beni almadılar. Hâlbuki annemin hazırladığı önlük ve yakayı giyerek okula gitmiştim. Arkadaşlarımın hepsi okula başlamıştı. Şakir Küçük diye yazları İstanbul’a çalışmaya giden kışları Develide kalan güngörmüş giyinmesini ve konuşmasını bilen komşumuz benim ağladığımı görünce , neden ağlıyor diye sormuş. Annemde okula almadılar onun için demiş. Elimden tuttu okul müdürü Merhum Taki Cebeci’nin yanına çıktık. Bu çocuğu okula almanız gerekir, ağlıyor, annesini üzüyor. Dedi. Taki Bey bana birkaç soru sordu hepsini bildim. Sınıfı gösterdi git otur dedi. Korkumdan çıkarırlar diye sırada iki arkadaşımın ortasına oturdum. İlkokulda ortaokulda lisede hiç kalmadan mezun oldum. Lise yıllarında İstanbul’dan gelen Matematik hocam Nezihe Karabulut ve eşi felsefeci Mehmet Karabulut hocalarımdan çok şey öğrendim.
Büyüklerimiz bize dürüstlüğü, terbiyeyi, namusu öğretti. Büyüklerimize saygıyı, küçüklerimize sevgiyi, hak yememeyi, büyüğümüze karşı bir hata yaparsak akşam babamızdan azar işitirdik. Bize hiçbir zaman hak vermezlerdi. Şimdi toplumda bu sevgi ve saygı kalmadı.
KAYSERİYİ GÖRMEDEN İSTANBULA GELDİM
Develi Kayseri arası toprak yol vardı. Bir otobüs sabah gider, ertesi gün dönerdi. Kayseri’yi görmeden İstanbul’a geldim. Arkadaşlarımla birlikte Azak yokuşunda bir otele yerleştik. Kayıtlarda eksik bir şeyim varmış okul kayıt bürosuna gitmem gerekiyordu. Okula gittim geldim, otelde arkadaşlarım yoktu. Otelciden nereye gittiklerini sordum. Bir baktım filmlerde gördüğüm Galata Köprüsünün üzerinde buldum kendimi. Köprünün üzerinde kafasını sallaya sallaya giden birini gördüm Ülkü Özkara Ağabeydi karşımdaki. Ağabey ben kayboldum dedim. Önüme düştü beni otele götürdü. Ülkü Ağabey dinleyiciler arasındaydı. O zamandan beri Ülkü Ağabeye saygı duyarım dedi. Nasıl Galata Köprüsüne gittiğini de şöyle izah etti. Otelci bana kızdığı için ters tarafı göstermiş.
Üniversiteye yazıldık nerede kalacağız ne yapacağız düşünmeye başladım. Çapada Başvekil Caddesi’nde Nuh Naci Yazgan Vakfının Kayseri Yurdu var ama Kayserilileri alıyorlar dediler. Yurt başkanın yağ iskelesinde işyerini buldum. Yurtta yer yok dedi. Kalacak yerim yok, okulu bırakıp memlekete döneceğim param yok dedim. Çünkü bana öyle öğüt vermişlerdi. Başkan dayanamadı dilekçemi imzaladı yurda gittim. Yurtta yatak yoktu. Develi’ye babama telgraf çektim bir yatak gönderin diye. Üç günde bir otobüs var. Yatak gelene kadar bakkaldan mukavva karton aldım. Yerimi tutmak için onun üstünde yattım. Yurtta yemek vardı, sıcaktı, çok memnundum, dört senede Hukuk Fakültesinden mezun oldum.
NEDEN ANLATTIM BUNLARI?
…devamı haftaya bu sutunlarda.

Not; Yazarın yazı ile ilgili resimlere ulaşmak için aşağıdaki linki tıklayınız. Resimleri büyütmek için tekrar üzerine tıklayınız!

Çağdaş Develi Gazetesi, 17 Şubat 2017, Sayfa 5


Share
2.235 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MEZİYETLİ BİR AĞABEYİMİZ : MAZHAR GÜNGÖR

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi’de ortaokul ve lise bugünkü binalarında, aynı anda eğitim yapıyorlardı. İstiklal mezun olduğum 1959-1960 öğretim yılında , Develi Ortaokulu’na kaydoldum. Orta 1’de ve Lise !’de sınıfta kaldım. Sekiz yıl bu sayılı okulumuzda neler gördüm, neler! Develi Lisesi 15.09. 1957 yılında eğitim ve öğretime başlamıştı. Lisemiz 2.sınıfta bir yönetmelik değişimi ile ”Edebiyat ve Fen bölümleri”ne ayrılmıştı. Yalnız Fen bölümünün açılması için on beş öğrenci gerekiyordu. On dört öğrenci gerekiyordu. Fakat bir öğrenci eksikliği ile fen bölümü açıla...
  • Aşağı Everek’teki Osman Usta’nın “Numune Kıraathanesi”

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Değerli hemşehrim Metin Usta ile bir konuşmamızda babası merhum Osman Usta'yı rahmetle andık. ”Babam 40 yıl İstanbul'da kaldıktan sonra Develi'ye dönmüş, Develi sevdası ağır basmış, bir Develi sevdalısıydı” diye anlattı. Develimizde İz Bırakan merhumu anmak maksadıyla ulaşabildiğim bilgiler ve fotoğraflar nihayetinde bu yazı kaleme aldım. Osman Usta'nın babası Kervancı Süleyman'dır (Hanife'nin Süleyman) olarak da tanınırmış. O yıllarda çevre vilayetlere Develi'de yetişen ürünleri atla götürür, oradakileri de Develi'ye getirir satarmış. Kervan ...
  • DÜNYA KALP GÜNÜ

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Kalp- damar hastalığı gerek dünyada gerekse ülkemiz için tehdit olmaya devam etmektedir. Yaşamı tehdit eden sağlık sorunları arasında ilk sırada yer alan kalp hastalıkları, anne karnından başlayarak her yaş grubunda görülmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kalp hastalığı ömrümüzü kısaltan en önemli nedenlerden birisidir. 2000 yılından bu yana her yıl 29 Eylül günü, “Dünya Kalp Günü” olarak kutlanmaktadır. Burada amaç, ülkemiz ve tüm dünyada en başta gelen ölüm sebebi olan kalp damar hastalıklarına dikkati çekmek, halkın bu şekilde b...
  • DEVELİ MEZARLIKLARI

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi Mezarlıklarını, tarihi Develi köy mezarlıkları da başta olmak üzere (Ayşepınar, Çomaklı, Fraktın, Havadan, İncesu, Köseler, Madazı, Pungu, Soysallı, Sindelhöyük, Zile vs) dahil olmak üzere gezmediğim yer çok azdır. Ama o kadar arzu etmeme rağmen maalesef inceleyemediğim yerler de var. Mesela Karacaören, Kızık, Öksüt, Satı vs gibi. Mezartaşları bir köy tarihi ve bulundukları mekan için çok önemli yazılı belgelerdir. Tıpkı ibadethane olmaları ayrı bir konu ama kitabeli camiler de aynı konuda aydınlatıcı belge sunarlar.! Yeter ki dikkatli ...