logo

ATEŞ HEP GARİBANIN YUVASINA DÜŞÜYOR

1566

Sevgili Okurlar! Karanlık güçlerin mermileri altında her gün şehitler veriyoruz.
Ülkemiz iç ve dış güçler tarafından kuşatılmaya çalışılıyor. Şehitlerimiz hep gariban yuvalarında yeniden şehit olmak için diriliyor.
En çok şehit olanlar da servetin semirttiği ailelerin çocukları değil Anadolu’nun en çok ölümsüzlüğü temsil eden insanının büyüttüğü vatan evlatlarıdır. Zaten Anadolu insanı bütün milletin kaderini, davasını vicdanında yüklenmiş acıların adamıdır.
Nesiller boyunca hor görülmüş olmasına rağmen sevdada, barışta, hayatta, ölümde, sevinçte, kederde, umutta, umutsuzlukta, yani insana has olan her şeyde karşılık beklemeden varlığını sürdüren hep Anadolu insanıdır.
O, bazen hastalığı yakından tanımış, acıların adamı olmuş; bazen hor görülmesine rağmen vatanın bekçiliğini yapmış, evladını cephede şehit vermiştir. Devlete verdiği vaatlerinin tümünü yerine getirmiştir. Namusumuzu, özgürlüğümüzü, bayrağımızı, imanımızı hep o korumuştur. Zindana dönen insan ruhları cepheden kaçarken, evlatlarını askere göndermemek için her türlü çareye baş vururken, servetin, sermayenin, sınıf farklarının ve bütün adaletsiz kanunların oluşumunu geriden izlerken bile sesini çıkarmamış, “on evladım olsa onunu da bu devlet, bu bayrak, bu vatan için şehit veririm” diyerek, ruhi kuvvetini ve kudretini göstermiştir.
Anadolu insanı çilekeştir. “Dertli insan” dendiğinde akla Anadolu insanı gelir. Bu insana derdi yoldaş yapan talihsizliğidir, yoksulluğudur.
Hangi ellerin hatası yüzünden çilesi, acısı, ıstırabı bitmek bilmiyor bu insanların. Kaç nesil geçti hep aynı acı, aynı hüzün, aynı gözyaşı dökmekte bu insanlar? Kaç nesil geçti hayata, gafletle bakıp, musibetlere, acılara, kederlere, acılı ölümlere bir anlam vermeden “kader-i ilahi” diyerek geçiştirip yeni acılarıyla, yeni ıstıraplarıyla gözyaşı döküyor.
Menfaat davaları arasında din tüccarlığı yapanlar: Ruhumuza ilham, aşkımıza kanat olması, irademize dinamizm kazandırması gereken dinimizi binlerce katılaşmış kaide ve hurafeleri din diye aktaran sahte mürşitler tarafından insanlarımız gerçek mutluluğu yaşayamıyor.
Bunlar mağrur, endamlı, hile ve kurnazlıkta sınırsız, her fırsatı kendi lehine değerlendirebilen, her durumu kendi menfaatine çevirebilen acımasız ve zalim kimselerdir.
Kirlerini kanla yıkamak isteyen zalimler bilsinler ki “zulüm ile abat olanların sonu hüsrandır”.

Share
911 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

1+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Başkan Muzaffer AKSU Dönemi: (21.04.1996-25.11.2001)

    09 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Başkan Muzaffer AKSU Dönemi: ( 21.04.1996-25.11.2001) Yapılan olağan Genel Kurul toplantısı sonunda: Başkan; Muzaffer Aksu, 2. Başkan; Selim Develioğlu, Sekreter; Orhan Deveci, Muhasip; Mehmet Papak, Yönetim Kurulu Üyelerine; İhsan Bingöl, Mahir Sevimay, Hüseyin Eren, Orhan Deveci, Mahmut Gürcan seçildiler. Yeni görev bölümü Fatih Kaymakamlığı'na bildirildi. Dernek yetki belgeleri yeniden düzenlendi. Muhasip üye Mehmet Papak'a yetki belgesi çıkarıldı. Büyükçekmece'ye şube olarak verilen iznin genel k...
  • NEDEN PAYLAŞMALIYIZ?

    09 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    İnsanların günlük hayatlarında maddi ve manevi açıdan paylaşabilecekleri pek çok değerleri vardır. Paylaşmak, insan olmanın gereğidir. İnsanlar hayatın akışı içerisinde birbirlerine sürekli ihtiyaç duyarlar. Paylaşmak, bir insanın herhangi bir sorununu veya mutluluğunu başka insanlara açması ve söylemesidir. Paylaşma, vereni yücelten, verileni değerli hissettiren kıymeti tartışılmaz bir değerdir. Paylaşmak denince akla ilk gelen şey, bizde olanı başkasına vermek onu bölüşmektedir. Bu sebeple paylaşma aynı zamanda yardımlaşmanın önemli bir parç...
  • BODRUM HÂKİMİ TÜRKÜSÜ ve Dr. Halil Atılgan

    09 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    Tanpınar'ın deyimiyle “Türküler Türk'ün romanıdır.” Bu bakımdan TRT repertuarında 7500, Alman müzelerinde ise 60.000 türkü, oyun havası ve kaval nağmeleri vardır. Geniş dünya coğrafyasında at koşturan Türkler, feth ettikleri yerlerin coğrafyasında, oraların kültürü ve yaşama biçimlerinden hem etkilenmişler, hem de etkilemişlerdir. Bu sayede de sosyal yapılarına göre zengin nağmelerle türkü üretmişlerdir. Özellikle 19. Asırından başlarından beri çözülmeye başlayan Osmanlı Devleti'nde kaybedilen her vatan toprağı ve evlâd-ı fatihanın ıstırap...
  • İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Yücel Suyolcu Dönemi (07.01.1992-12.12.1993)

    01 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    Derneğimizin bu konuma gelmesinde büyük emeği olan Başkanlarımızı hayırla yâd ediyorum. O günün şartlarına göre hizmet eden değerli Başkanlarımız başımızın tacıdır. Derneğimizin bu günlere gelmesinde onların payı büyüktür. Yücel Suyolcu ağabey, Başkanlık nöbetini Hüseyin Setenci ağabeyden devir alarak bayrağı daha yükseklere taşımıştır. Bu dönemde dernek merkezimiz ilk kez kendine ait bir mülke sahip oldu. Bu da başkanımıza nasip olmuştur. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Genel Kurul Toplantısı: Genel Kurul; en yaşlı üye Mehmet Kağıtçı'nın Div...