logo

Arkadaşım Suat Köylüoğlu

 

Hayırsever Suat Ağabey; Köylüoğlu ailesinin gururu. Gönlü ve sofrası herkese açık, Develi’ye son yıllarda yapılan hayır eserlerde büyük emeği ve katkısı var. Ortaokul ve Lise yıllarından arkadaşı İsmail Samur Hocam, Duayen Suat Ağabey ile ilgili sosyal medyada bu güzel ve içten bir yazıyı kaleme aldı. Suat Ağabey, ben akılsız mıyım da akıllı telefon kullanayım dediği için bu yazıyı belki okuyamamıştır. Virgülüne dokunmadan o yazıyı hocamın izniyle paylaşıyorum.

Arkadaşım Suat,

Tebrikler Suat. Bizim başaramadığımız işleri başardın. Biz paranın kolay kazanıldığı yerlere gittik, sen memlekette doğup büyüdüğün yerlerde kalmayı tercih ettin, biz elin memleketlerinin gelişmesine, kalkınmasına katkıda bulunurken sen kendi memleketinin kalkınmasına, gelişmesine katkıda bulundun.
Tebrikler Suat. Biz rahat yolu seçtik, yaşanması kolay yerlere kaçıp giderken, sen memlekette kaldın baba ocağını tüttürmeye devam ettin.
Tebrikler Suat. Biz kazandığımız paraları kendi zevkimiz için arabalara, yatlara, katlara yatırırken; tatillerde, lokantalarda, otellerde, motellerde tüketirken sen kazandığın paraların bir kısmını da olsa okul yaptırmak gibi kutsal bir işe harcamayı başardın. Bu büyük bir başarıdır. Başarılarını gönülden kutluyorum.
En son Develi’ye gittiğimdeydi, doğup büyüdüğüm yerdeydim, aradan 40 yıl geçmişti. Sokaklar genişlemiş. Eski toprak damlı evler yıkılmış, dallarından turfanda meyveler arakladığımız ağaçlar kesilmiş yerine koca koca apartmanlar dikilmiş. Şehrin sadece çehresi değil, içinde yaşayan insanlar da değişmiş. Eskiler benim gibi doğdukları yerleri terk etmiş, karınlarının doydukları yerlere göç etmiş, tanıdık kimse kalmamıştı. Sanki memleketimde değil, yaban ellerdeydim.
Sabah kalktık, mutat olduğu üzere eti, soğanı, biberi doğradık, tuzunu attık, tepsiyi koltuğumun altına aldım, mahalle fırınının yolunu tuttum. Fırına vardığımda hınca hınç adam doluydu. Herkes evde hazırladığı harcı fırıncının tezgâhına koymuş, sırasını bekliyordu. Selam verdim, tepsiyi tezgâha koydum, çekildim bir köşeye, sıramı beklemeye başladım.
Doğup büyüdüğüm mahalle fırınında bir tane olsun tanıdık bir yüz yoktu. Herkes birbirine bakıyor, bu yeni gelen misafiri tanıyan biri çıkacak mı diye bekliyordu. Genellikle mahalle fırınına dışarıdan kimse gelmediği için herkes merak etmişti, bu kim diye? Nihayet içlerinden biri dayanamadı:
– Nerelisin hemşerim? Dedi.
– Buralıyım. Develi’nin yerlisiyim, Dedim.
– Haa, öyleyse biz tanımayız, dedi. Gerçekten de biraz abartırsak Develi’nin yerlisi kalmamış, hepsi büyük şehirlere gitmiş yerleşmişti. Örneğin İstanbul’da Develi’den daha çok Develili yaşıyordu.
Öğleden sonra çarşıya çıktım. Nereye gideceğimi bilemiyordum. Kendi memleketimde yer garibine dönmüştüm. Sağa sola bakınırken Işık Oral’ı gördüm. İsveç’te yaşıyordu.
– Memleket ne hale gelmiş, hiç tanıdık yok, Dedim.
– Suat var. Gel gidelim, Dedi. Gittik. Gerçekten de herkes kaçıp gitmiş. Memlekette bir Suat kalmıştı. Suat dükkânın arkasına bir bahçe yaptırmış. Bahçeye geçtik. Laf lafı açtı. Gittikçe sohbet koyulaştı. Oh ne güzel etmiş! Nihayet bir arkadaş memleketi terk etmemişti. Kalacak yerimiz vardı.
Akşama doğru birkaç arkadaş daha geldi. Dolap açıldı. Başlandı etler, sebzeler doğranmaya…
Koca güveç çıkarıldı, ağzına kadar dolduruldu, pişirildi. Yedik, içtik, lafladık… Lafladık… Bir ara o her yerde rastladığım, sıkıcı politika konusu açılır gibi oldu. Suat:
– Burada her şey serbest politika yok, dedi. Öyle sevindim ki anlatamam. Türkiye’de nereye gitsem televizyon sonuna kadar açılıyor, sohbet etmeyi insanlar çoktan unutmuş. Suat’ın bahçede her şey var, bir televizyon yoktu, sevindim.
Ülkemizde insanlar sohbet edeceklerine; başlıyorlar televizyon seyretmeye ya da akşam televizyonda izledikleri ve papağan gibi ezberlediklerini birbirlerine anlatmaya. Biri anlatıyor, diğeri tasdik ediyor. O bırakıyor diğeri başlıyor akşam haberlerde duyduklarını anlatmaya, diğerleri de onun unuttuğu ya da hatırlayamadığı yerleri tamamlıyor. Bunun adına sohbet diyorlar.
Eskiden insanlar gazetelerden okuduklarını diğerlerine anlatırdı. Köşe yazılarından okuduklarını da sanki kendi buluşuymuş yutturmaya çalışırlardı. Bu tür insanlara kültürlü denilirdi. Ülkemizde kendilerini ‘aydın’ diye niteleyen “gazete kültürü” yüksek, büyük bir kitle vardı. Şimdi onların yerini “derin bir televizyon kültürüne” sahip kişiler almış.
Suat’ın bahçede çağımızın bu bulaşıcı hastalığına yakalanmamış kişiler vardı. Güzel bir akşam geçirdik.
Paranın o şaşaalı pırıltısına kendini kaptırmamış, onun arkasına takılarak memleketi terk etmemiş, sonradan görme olmadığı her halinden belli, insanlığından hiç ödün vermemiş, sayıları günden güne azalan nadir arkadaşlardan biri Suat. Böyle bir arkadaşı olduğu için insan ne kadar gururlansa yeri.
O gece orada bulunan arkadaşlardan biri de Felsefe öğretmeni Hasan Değirmenci’ydi. Bakın Hasan arkadaşımız hakkın rahmetine kavuştu. Bugün aramızda yok. Bir gün gelecek hepimiz rahmetli arkadaşımız Hasan gibi yok olup gideceğiz. Allah geçinden versin tabii ki Suat da, ama onun arkasında Havadan Köyü’nde bir ilkokul kalacak. Zaman geçecek annesinden yeni doğan çocuklar büyüyecek, cıvıl cıvıl Suat’ın yaptırdığı okula koşacaklar. Tebrikler Suat,
Arkadaşın Emekli Öğretmen İsmail Samur.

Çağdaş Develi Gazetesi, 01 Kasım 2019, Sayfa 7

Share
213 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DEVELİ’DE KEYİF VEREN ALIŞKANLIKLAR : 4 ALKOL ALIŞKANLIĞI

    03 Temmuz 2020 Köşe Yazarları

    Alkolun tarihçesi hakkında fazla bilgi sahibi değilim. Ancak kırıntı bilgilerden elde ettiğimiz bazı notlara göre Sümerlilerin alkolü kullandığıdır. Bu da gösteriyor ki zevkin ve işretin olduğu her yerde alkol da var olmuş ve uzun M.Ö. VI Asırlarda kullanılmaya başlanmıştır. Zira höyüklerde çıkarılan büyük ve değişik toprak küpler bunun küçük belgeleridir. Özbekistan’da kavun ve üzüm çok verimlidir ve lezzetlidir. Bu bölgede öyle zannediyorum ki çeşitli zevkleri tadarken şarap içerek zevklerinin doruğuna çıktıkları da bir gerçektir. Cihang...
  • Kayseri ve Develi’nin İlk Hanım Şoförü : Ceyda AVCI

    02 Temmuz 2020 Köşe Yazarları

    Ceyda öğretmen Develi'nin saygın Avcı ailesinin dört kız üç erkek evlatlarının dördüncü çocuğudur. İlkokul ve ortaokulu Develi'de bitirdikten sonra, ailesi onu öğretmen olması için Adana Yatılı Kız Öğretmen okuluna gönderir. 1960 yılında buradan mezun olduktan sonra, öğretmen olarak Develi'ye döner. Adana'da beraber okudukları Ayşe Soylu ile ilk görevleri olarak da Soysallı Köyü'nün ilkokuluna tayin edilirler, Ceyda Avcı başöğretmen olarak bu okulda çalışmaya başlar. Bir İlk'in Hikâyesi: İlk dönemde eski okulları köyün içerisindedir. Daha so...
  • Farkındalık -4

    02 Temmuz 2020 Köşe Yazarları

    Neden “Bisiklet Kültürünü“ yaymak istediğimizin sebeplerine geliyoruz yavaş yavaş.Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz sorunların çözülmesi için neden “ Bisiklet”i seçtiğimizi anlatacağız. Bisikletin faydalarından bahsederek konuya giriş yapmak istedik.Çünkü daha önce de anlattığımız gibi toplumda eğitim gerilediği için insanlarımızda bilinç düzeyi çok düştü.Dolayısıyla bu işe en baştan başlamamız gerektiğini ve neden bu işe girdiğimizi anlatmamız gerektiğini 5 yıllık mücadelenin sonunda anlamış bulunuyoruz :) 1. Bisiklet Pratiktir, Zama...
  • ULUSLARARASI KOOPERATİFÇİLİK GÜNÜ

    02 Temmuz 2020 Köşe Yazarları

    Kooperatifler, demokratik işletme kuruluşlarıdır. Kooperatiflerde temel amaç kâr değil, işbirliği ve dayanışmadır. Birbirlerine meslek, sanat, toplumsal çıkar bağları olan grupların kendi aralarında kurdukları kuruluşlardır. Amaç, verimli çalışmak, ortak ihtiyaçları karşılamak, emek ve elde edilen ürünleri değerlendirmektir. İnsanlar hayatlarının her safhasında birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Birlik, beraberlik ve dayanışma, toplumsal hayatta insanları kuvvetlendirir. İnsanlar bireysel olarak yapamadıkları şeyleri, kooperatifler kurarak ortakla...