logo

AMCAM MERHUM CEMAL CEBECİ’NİN ANISINA (Doksanüç Yılın Ardından, Hatıralarım, İmam Hatip Nesli)

Sevgili Amcam Cemal Cebeci’nin öğretmenlikten bürokratlığa uzanan öyküsü: Aldığı notlar, arşivleri ve aklında kalanlar. Herkes tarafından sevilen sayılan 98 yıllık çınar, gönül adamı, memleket sevdalısı, ilkeli bir Anadolu insanı, bir eğitim gönüllüsü. Dallarıyla (yetiştirdiği öğrencilerle) birlikte insanlığa, cemiyete hizmetler etmiş ailemizin hayatta kalan en büyüğüydü. Bu kitabın sayfalarında yer yer ailem ile birlikte bende varım. İmam Hatip okullarının, Yüksek İslam enstitülerinin kuruluşu, bir devre ışık tutan olaylar, siyasi ekonomik yönleriyle Kayseri ve o günlerin Türkiye’si hatıratın konusu. Kitabı yazmaya vesile olan olayda şöyle anlatılıyor;
Kayseri KİMDER başkanı sevgili Ali Şahan ,- ”Hocam hatıralarınızı okumak istiyoruz”. Dedi
-“Ali’m benim gibi sıradan bir adamın ne hatırası olur diye cevap verdim. Ama bu söz zihnimde soru işareti bıraktı. Aylarca düşündükten sonra “Doksan üç yılın ardından, hatıralarımı yazmaya başladım. Rabbime şükürler olsun, sağlıklı uzun ömür ihsan buyurdular.”93”yılın ardında, aile çevrem, öğrencilerim ve dostlarımla paylaşacağım acı, tatlı bir yığın olay vardı. Arşiv kültüründen mahrum olsam da uzun yıllar yaptığım idarecilikten kalan itiyatla, önemli bulduğum ve sakladığım bazı belgeleri, tarihi değer taşıdığına inandığım gazete küpürlerini, okuduğum kitaplardan tuttuğum notları, derleyip topladım, yaşadığım önemli olaylardan hafızamda kalanlarla harman edip bu kitabı hazırladım.
Hatırat, bir kimsenin yaşadığı zamana, bulunduğu işlere, görüştüğü kimselere dair, düşüncelerini ve duygularını içinde topladığı kitap olarak tanımlanır. Yazılanlar arasında, önemli olaylara ait tozlu klasörlere terk edilmiş birkaç değerli belgeyi gün ışığına çıkarabilirsem emeğimin karşılığını almış olmakla huzur duyacağım.
Aynı zamanda bu kitabı okumak zahmetine katlanan zevatın, ruhuma bir Fatiha okumaları halinde en kıymetli armağana kavuşmuş olacağım.
Hatıratın Takdimi:
Hatıratın “Takdim yazısı” merhum amcamın çok sevdiği talebesi Prof. Dr. Ali Şafak beye ait. Öğrenciliğinden beri amcamla irtibatını kesmeyen zaman zaman ziyaret ederek duasını alan Ali Şafak hatıratın takdim yazısını yazmak benim için onurdur diyor. Yazmanın çok zor bir iş olduğunu belirtiyor. Zira “yazmak da konuşmak kadar kolay” olsaydı dünyada kitap konulacak raflar kalmazdı. Çünkü ortalıkta o kadar çok konuşan var ki, bunlar ez-kaza kitaplara dökülse insanların ömrü safsataları okumakla geçerdi. İyi ki öyle değil, Yazmak ve bilgilerini kamuya sunmak ve kamu ile paylaşmak gerçekten hoş kalıcı bir hizmettir. Yazıya dökülen kelimeler, sözler nesiller boyu kalır ama sözden öteye geçmeyen ifade biçimleri zamanla unutulur gider.
Cemal Cebeci hocamız, bilindiği üzere Türk Maarifinde yıllarını tüketmiş o alanda bulunduğu mevkilerde halka faydalı hizmetler sunmuş, teşehhüt miktarı da olsa TBMM de üye olarak siyasi hayatı yaşamış, bu dönemde de daha çok eğitim alanında olmak üzere çeşitli alanlarda hizmetlerini sürdürmeye devam etmiştir.
Numan Cebeci hocamızla dedem Yeşilhisarlı merhum Şükrü Şafak Kayseri’de zamanın medreselerinde beraber okumuşlar, öğrenci olmuşlar, aynı müderrislerin rahle-i tedrisinde bulunmuşlar, arkadaşlık etmişlerdir. Yıllar sonra onun oğlu Kayseri İHL Müdür, öbürünün torunu Kayseri İHL öğrencisi. Yıl 1955 Merhum Babam elimden tuttu kayıt için Yeşilhisar’dan Kayseri’ye İmam Hatip Lisesi’ne getirdi. Hocamın elini öptüm, kaydım yapıldı ve benim velim oldular. Hatıratın, tehlikeli yanı sizin doğru bildiğiniz bir vak’a hakkında başkaları daha farklı yaklaşır, ipuçları verir. Ama her ikisini, üçünü de okuyan birileri buradan hareketle bir senteze varır. Böyle bir kuşkulu durum yaşayanlar için hatırat kitapları daha bir önem taşır. Hepimiz okuyalım ama görülen eksiklikleri de giderme yollarını deneyelim ve katkılarda bulunalım. Hatıralarım, camiamız ve hepimiz için zevkle okuyacağımız hayırlı ve faydalı bir kaynak, hocamız için bir sadaka-i cariye olsun.
Ailemizle başlayan hatırat Dedem Merhum Kara Müftünün amcamla birlikte yaşadıklarını anlatarak başlıyor. Atatürk’ün Sivas’a gelişi ve daha sonra 1938 yılında ölümü ile devam ediyor. Sivas öğretmen okulundan, Antakya’ya sınıf öğretmenliğine ve Gazi Eğitime Enstitüsüne, oradan askerliğe ve Kayseri’deki öğretmenliğine ve İmam hatip Okulu müdürlüğüne… Dedemin ölümünden Yüksek İslam Enstitülerinin açılışı, Anakara da Mektupla Öğretim Genel müdürlüğü ve DPT ye geçişe, STK’larda alınan görevler sonrası Kayseri milletvekilliğine ve TBMM deki hatıralarına… Develi için kurulan Develi Eğitim ve Kültür Vakfının faaliyetlerine, Kara Müftü Kız Kuran Kursu, Sabiha Cebeci Kız Kuran Kursu, Ahmet İslamoğlu Kuran Kursu, İmamı Azam camii yanına yapılan kuran kursları yapılması ve faaliyete geçmesi. Çöten ve Çataloluk köylerinde yapılan Kuran kurslarının temelinde birkaç kürek harcın bizlere nasip olmasına kadar uzanan hizmetler, öyküler, hatırda kalanlar, zamana ve tarihe ışık tutacak anılar. Doksan üç yılın ardında hatıralarımda zevkle okuyacaksınız. Bu hatırat kitabın kapağında görüldüğü gibi İmam Hatip nesline ithaf ediliyor.
Cenazeden Notlar:
Amcamın cenaze namazını Diyanet İşleri Eski Başkanlarından, Erzurum Senatörü ve eski Gümüşhane Milletvekili Dr. Lütfi Doğan, kıldırdı. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Celal Güzel, eski milletvekili Saffet Arıkan Bedük, eski bakanlar Beşir Atalay, Bülent Arınç, yazar Abdullah Satoğlu, eski milletvekili Sadık Yakut, Kemal Doğan, Ziyaettin Akbulut, TBMM Grup Amiri Halil Ergen, Prof.Dr. Ali Şafak, eski milletvekili Salih Kapusuz, Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz, Ankara İlahiyat Fakültesi eski öğretim Üyesi. Mustafa Kılıç , Abdurahman Kahyaoğlu, M.Bahattin Cebeci, Abdullah Özgünüller, talebeleri, dostları, akrabaları ve STK temsilcileri katıldılar.
Mehmet Solmaz Hocam; İmam Hatip davasının yılmaz savunucusu, yaptığı hayır ve hasenatı gizleyen bir insandı. Onun yanında otururken elimiz dizimizin üzerinden ayrılmazdı. Kayseri’de talebeliğimizde İmam Hatip Okulu Derneğinin pansiyonunda sabah namazına bizi kaldıran müdürümüzdü. Sadece müdürlük yapmadı, bu neslin yetişmesi için gece gündüz çalıştı. Ondan çok şey öğrendik. Onun her haline şahidiz. Allahtan geldik, Allaha gideceğiz. Her nefis ölümü tadacaktır. Makamı Cennet olsun. Dedi
Fevzi Numan Cebeci namı diğer Kara Müftü dedemin son kuşak evladı. Ailemizin ulu çınarı. Mezarı başında eski Milletvekili Yasin Hatipoğlu’nun tabiriyle güzel hasletleri dışında o halis muhlis bir dervişti derken gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Onun için yazdığı mezarı başında okuduğu rubai anlamlıydı. Sevilmek ve sayılmak böyle bir şey.
Daha önce kısmen yayınlanan bu makalemi emekli öğretmen Ablam A. Zeliha Aslan’ın amcamın vefatı üzerine yazdığı bir şiirle nihayet vermek istiyorum. Makamın cennet olsun, sevgili amcam, seni unutmayacağız.
Bir ulu çınardı benim sülalem
Son çınarda gitti dalları kaldı.
Cemal Cebeci’ydi hayat ağacım,
Onu da haziran bizlerden aldı.

Çok güzel yaşadı bir asır boyu,
Herkes sevdi, saydı, örnekti huyu,
Mümtaz bir atadan gelmişti soyu,
O cennete gitti, acısı kaldı.
(19 Haziran 2017-Kayseri)
Merhum Cemal Cebeci’nin Biyografisi:
1919 Yılında Develi’de doğdu. İlköğretimini Haymanada. Orta öğrenimini Develi ve Sivas Erkek Öğretmen Okulunda, Yükseköğrenimini Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümünde yaptı.
Antakya İnönü İlkokulunda sınıf öğretmenliği olarak göreve başladı. Kayseri Erkek Sanat Enstitüsü Türkçe Öğretmeni, müdür yardımcılığı, Talas Amerikan Koleji’nde Türkçe öğretmenliği yaptı. Kayseri İmam Hatip Okulunda dokuz yıl müdürlük yaptı.5 yıl Milli Eğitim merkez teşkilatında şube müdürlüklerine bulundu. Yine 5 yıl DPT de eğitim uzmanı olarak görev yaptı.1973 yılında Kayseri’den milletvekili seçilerek 15 Dönem TBMM de görev yaptı. Derneklerde, federasyonlarda, vakıflarda genel başkanlık görevlerinde bulundu.
Hayatının neredeyse tamamen maarif davası ve insan yetiştirme üzerine kuran Cemal Cebeci, Öğretmenlik, idarecilik, federasyon başkanlığı, vakıf yöneticilikleri yaptı. Develi ve Sivas’ta öğretmen okulunda okuyan Cebeci daha sonra ise Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümünü bitirdi. Hayatını vakfettiği talebe yetiştirme mesleği üzerine Antakya, Kayseri Erkek Sanat Enstitüsü, Talas Amerikan Koleji ve Kayseri İmam Hatip Lisesi’nde (1953-1962) yılları arası görev yapan Cebeci, daha sonra muhtelif kamu kurumlarında görev aldı. Cebeci 1973 yılında Milli Selamet Partisinden Kayseri milletvekili seçilerek parlamentoya girdi.
19 Haziran 2017 yılında Ankara’da oğlu Murat Cebeci’nin evinde babam ve annem gibi bir ramazan ayında gece 02.00 de hakka yürüdü.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Çağdaş Develi Gazetesi, 30 Haziran 2017, Sayfa 7

Share
1.230 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Hayırsever İş Adamı Mehmet Palamut

    04 Aralık 2020 Köşe Yazarları

    Kayseri Üniversitesi Develi Seyrani Kampüsüne bir eğitim kurumu bırakarak adını geleceğe taşıdı ve ahirete göçtü. Hayırsever Mehmet Palamut Ağabey, doğduğu topraklara bir eğitim bloku ile iz bıraktı. Hayırsever Mehmet Palamut: 25.04.1941 Tarihinde Develi'de doğdu. Babasının adı Yusuf, Annesinin adı Emine'dir. Abdülbaki Mahallesi'nde eski deyimiyle Meteris Semti'nde evleri vardı. Zekiye Yavuz, Mehmet, Mustafa, Ahmet ve Ömer beş kardeştiler. Mehmet Palamut 1955 yılında İstanbul'a geldi. Beyazıt- Çarşıkapı Medrese Çıkmazı Emek Han'ın girişinde ...
  • VAKIFLAR HAFTASI

    04 Aralık 2020 Köşe Yazarları

    İnsanlardaki yardım duygusunu geliştirmek, dayanışmanın önemini anlatmak ve insanların gönül zenginliğine ulaşmasına yardımcı olmak amacıyla 1985 yılından beri “Vakıflar Haftası” kutlanmaktadır. Vakıf, bir kişinin belirli bir hizmetin yerine getirilmesi ya da başkalarının yararlanması için ya malını ya parasını ya da mülkünü bağışlayarak oluşturulmuş bir kuruluştur. İnsanlar arasında sosyal dayanışmanın sağlanması, yardımlaşmak, birbirine destek olmak, acı ve mutlu günlerini paylaşmak, sevgi ve saygı tohumlarını atabilmek için fertler arasında...
  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...