logo

Allah Sevgisini İlk Terennüm Eden Kadın Sûfi

Sûfiler arasında Allah sevgisini ilk olarak ortaya atan ve terennüm eden en meşhur bir kadın olan kutsal gönüllü veli Rabiatü’l-Adavi idi. Bu mübarek kadın Rabia, bir gün, bir elinde meşale, diğer elinde bir testi su taşırken Basra sokaklarında dikkati çekti. Kendisine elindekileri niçin taşıdığını soranlara: “Cehennemi su ile söndürmek, cenneti de yakmak istiyorum. Böylece bu iki perde kalkacak ve Allah’a cehennem korkusuyla ya da cennet umuduyla değil, aşk ile ibadet edenler ortaya çıkacak” diyordu. Cennet ve cehennem düşüncelerinin değer yitirişi, tasavvuftan heterodoksiye intikal ederken, aşk kavramı da bir oluş ilkesine dönüşüyordu. Bu noktada Kuran da, aranan desteği kısmen sağlayacaktı:
“Ey inananlar! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki, Allah sevdiği ve onların O’nu sevdiği, inananlara karşı alçakgönüllü, inkârcılara karşı güçlü, Allah yolunda cihat eden, yerenin yermesinden korkmayan bir millet getirir. Bu, Allah’ın dilediğine verdiği bol nimetidir.”(Maide/5:54)
Sevgi (aşk), Yüce Mevla’nın insana verdiği bir emanettir. Yani sevginin(aşkın) mahiyeti ilahi ve ezelidir. Dünyanın ve varlığın yaratılmasına sebep olduğu gibi insanı kâmil yapan ve Yaratıcı ile bütünleştiren de sevgidir: “ Gizli bir hazine idim ve bilinmemi istedim evreni yarattım(Arapçası, sevdim)”.
“Allah aşkıyla mest olandan gayrı halk, çocuklar mesabesindedir. Nefsinin elinden hürriyetini kurtarandan başkası baliğ değildir.”
Allah sevgisini ilk defa en güzel ifade eden Rabiatü’l- Adeviyye, yalnız kadınlardan değil, birçok erkeklerden de temayüz etmişti. Bundan dolayı kendisine “Tacürrical” “Erkeklerin baş tacı” ünvanını almıştı. Vefatı 135 veya 185 Hicri yılları diye rivayet edilir. Kendisinden Hasan Basrî ve Süfyan Sevrî gibi büyüklerin feyiz almış olduğu rivayet edilir.
Sûfîliğin ikiz kavramları olan ‘lütuf’ ve ‘aşk’ Rabi’atu’l-Adavviye’de tek bir duygu içinde eridi. Onun duaları bugüne kadar muhafaza edile geldi. O, bu saf aşk ve lütuf şarkısını şu mısralarda terennüm etti:
“ Ey Rabbim, yıldızlar parlıyor, halkın gözleri kapandı, Padişahlar değerlerini yitirdiler. Her aşk kendi sevgisiyle yalnızlığı arıyor ve burada ben senin elindeyim. Sana aşk ile bağlanışım yüzünden yalnız Seni anıyor ve Senden başkası ile ilgilenmiyorum. Senin sevgiye lâyık oluşun ise, Seni görmek için aradaki perdeleri kaldırman ile tezahür ediyor. Gönlümün içinde konuştuğum bir kimse varsa yalnız Sensin. Başkaları ise benim dış yüzümle konuşurlar. Dış yüzüm, yanımda oturanlarla beraberdir. Gönlümün anısı ise, gönlümün içindeki yardır. Sana cehennemden korkarak ibadet ediyorsam beni cehennem ateşinde yak. Yahut cenneti özleyerek ibadet ediyorsam cenneti bana haram kıl. Yalnız seni sevdiğimden dolayı sana ibadet ediyorsam, beni ezeli cemalinden mahrum etme ya Rabbî!”
Rabia ruhun üst pencerelerini böylece açıyor ve oradan sesleniyor. “Kalbim Allah’a olan sevgiyle doludur, başkaları için sevgiye ve nefrete boş yer yoktur”.
Mistik sevgiyle ilgili sûfi şiirlerinin ilk örnekleri ona atfedilmiştir. Rabia’nın mısraları sûfizmi ilahi sevginin hakiki ilahisine değiştiren mistik liriğin esasını doğurmuştur. Bize miras kalan bu liriğin en önemli örnekleri şu büyük sûfi şairleridir: Ömer İbnu’l-Ferid (ö. 1255), Feridu’d-Din el-Attar (ö. 1230), Sadi Şirazi (ö. 1391), Abdu’r-Rahman el-Cami (ö. 1492); Mevlana Celalettin er-Rûmi, Yunus Emre, Hallac-ı Mansur, Cüneyd-i Bağdadi, İbn Arabî, Nesimî, Hacı Bektaş-ı Veli ve daha başkaları.
(Bu konu devam edecek)

Share
930 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

10+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sana Bir Şiirim Var Dr. Yusuf Akça

    26 Ekim 2020 Köşe Yazarları

    Şiir; büyük zekâların rüyalarıdır. Şiir, insanlara bütün hayatı boyunca eşlik eden bir felsefedir. Şiir, bir kavganın, bir mücadelenin, çiçek açan hayatın dilidir. Şiir, mavi bir gökyüzüdür. Şiir, zifiri karanlıkta parlayan bir ışıktır. Şiir, sessiz gecelerin, sessiz çığlığıdır. Değerli, hemşehrim Dr. Yusuf AKÇA Hocamın “Bir dost Arıyorum ve Gül Elması” şiir kitaplarından sonra “sana bir şiirim var” adlı şiir kitabı Kırmızı Yayınevi'nden yayınlandı. Kitabın gelirini Mehmetçik Vakfına bağışlayan hocamı kutluyorum. Aynı zaman da Çağdaş Develi G...
  • “Bisiklet Bir Kültür” Dedik, Katkıları İse Şöyle Oldu…

    26 Ekim 2020 Köşe Yazarları

    Merhaba sevgili okuyucular, uzunca bir aradan sonra tekrar aranızdayım. Bu süre zarfı içerisinde birçok projelerle, birçok oluşumlarla meşguldüm. Yıllar önce kendime hedefler koymuştum. Ölmeden önce yapmak istediğim projeler diye. 4 projem var. 1.cisi tahmin ettiğiniz gibi Bisikletle ilgili :) ...Yalnız bu projenin olgunlaşması uzun zaman aldı. İç Anadolu Bölgesinin bir ilçesinde olduğundan mı, bayan olduğumdan mı, yaşantımdan mı yoksa hepsinden bir parça kaynaklı olduğundan mı nedir beni biraz yıprattığını söyleyebilirim. Daha önce defalar...
  • Pekmez Hikâyeleri (Develi’de Kaynatma)

    26 Ekim 2020 Köşe Yazarları

    Develi'de ilk önce sergilik üzümler yetişir. Sergilikler serilir. Ekim Ayında üzümler olgunlaşınca bağlara girilir. Bağlara girilmesi kaynatmanın habercisidir. İsmail SAMUR Hocam Develi'de anılarda kalan bağ bozumunu pekmez hikâyelerini” kaleme aldı. Bize de bu güzel yazıyı yayınlamak düştü. Bağ Bozumu: Yine bağ bozumu mevsimi geldi memleketimde, şimdi her tarafta kazanlar kaynamakta, altın renkli pekmezler küplere dolmaktadır. Hatırlıyorum, çook küçükken Fenese'deki o zaman bana çook büyük gelen evimizin alt katındaki tandırlı evde(oda), bana...
  • DÜNYA STANDARTLAR GÜNÜ

    26 Ekim 2020 Köşe Yazarları

    Standart kelimesi, günlük hayatta vatandaşların sıklıkla kullandığı kelimelerden bir tanesidir. (Standart dil, çifte standart, hayat standardı, yaşam standardı gibi). Standart kelimesi Fransızcadan Türkçemize geçmiştir. Dünyada yaşanan teknolojik gelişmelerin üretim ve tüketim yapılarını yeniden şekillendirmesi ve rekabet ortamı ürünlerde kaliteyi ön plana çıkarılması amacıyla uluslararası standartların getirilmesini zorunlu kılmıştır. Standart, belli bir tipe göre yapılmış veya ayrılmış, belirli ölçülere, yasaya, kullanıma uygun olan bir ürü...