logo

HAYATIM KİTAP

Değerli dostum, gazeteci yazar Yaşar Aksoy, geçenlerde  mesleğinde 40 ncı yılı  nedeniyle İzmir Konak Belediyesi’nce bir anma  töreni düzenlendi.Törende  belediye başkanı  ve eski Sosyal Güvenlik Bakanı Hakan Tartan başta olmak üzere sevenleri  Aksoy’u yalnız bırakmadılar. Anılarını paylaştılar. Daha uzun  yıllar  İzmir ve Ege kültürü, tarihi, edebiyatı  kısaca kenti  araaştırması için iyi dileklerini  sundular. Yaşar Aksoy’un  40. ncı sanat yılında anılarından derlediği  bir de “Hayatım Kitap” adlı  bir kitabı  yayınlandı. (İzmir Konak Belediyesi Yayınları, 2011).  Bu  yapıtında  kırk yıllık dostu olan bana da iki sayfa ayırmış. Bunu sizlerle  paylaşmak istedim.

Milli Kütüphane anılarıyla  yazına başlıyarak şunları yazmaktadır:

“Milli Kütüphane ile ilgili acı hatıram, hırsızlarla aynı çatı altında çalışmanın verdiği sıkıntıydı. Biz kütüphane çatısı altında anamızdan emdiğimiz burnumuzdan gelirken, orası bir ibadethane gibi kabul ederken, yine İzmir Tarihi konusunda iddialı araştırmalar yaptığını her sükseli ortamda savuran tarihçi (!) yazarlar kütüphaneden sürekli belge çalıyorlardı.

Boş bir çanta ile geliyorlar, en arka sıraya oturup en değerli gazete koleksiyonlarını önlerine getirip dakikalar sonrasında jilet ile cırt cırt kesip çıkardıkları sayfaları itina ile dizlerinin dibinde olan çantalarına aktarıp evlerinin yollarını tutuyorlardı.İnkilap Tarihi  öğretim üyesi Metin Tınal dostum bir gün bunların tümünün hangi belgeleri çaldıklarını bana tek tek anlatmıştı.Çünkü adamın önüne aldığı gazete koleksiyonunu onun ardından isteyince ve inceleyince, kesilmiş sayfaları hemen belli oluyordu.İşte o yollardan gidip İzmir tarihçisi olan, kurum yöneten, önemli görevlerde öne çıkan madrabazlar vardır. Sahne onların ne yazık ki…Ama şimdi içimiz rahat… Ahmet Gürlek,  İzmir Milli Kkütüphane  Müdürü oldu. Vakıf Başkanı Ulvi Puğ ile birlikte bu kuruma çeki düzen verdiler. Hırsız araştırmacılar kütüphaneye adım atınca artık başına memur dikiyorlar.

Aksoy  yazısını   devam ederek:

“Geçenlerde kütüphane çatısı altında İzmir yangını konulu bir konferans verdim. Eski günler gözümde canlandı.

Mutluyum…

Bir zamanlar başkalarının kitaplarını aramak için karıştırdığım kart dolaplarında artık benim de 30’u aşkın kitabım duruyor. Bu kez, başkaları beni arayacak.İzmirli besteci Yılmaz Yüksel’in bir curcuna makamında şarkını   söylemek geliyor içimden:

Sevginle açılmış beşik kucağa

Bana duvar ören nazlı ocağa

Dolandım sevginle ördüğün ağa

Burası durağın dedim de kaldım”

 

Yaşar Aksoy, Milli Kütüphane ile ilgili anılarını böylece özetledikten sonra  benim için de şunları karalamış:

Günümüzde İzmir Milli Kütüphanesi, günümüzde Ahmet Gürlek dostumuzun yönetiminde şehrin bir kültür anıtı olarak pırıl pırıl parlamaktadır.

1946  Develi doğumlu.Ankara Üniversitesi DTCF Kütüphanecilik Bölümü mezunu. Ahmet Gürlek’in memleketi Develi’nin   kültürünü gözler önüne sermek için yaptığı yayın çalışmalarına hayranım. Anadolu’daki her Türk yerleşme birimi için birer Ahmet Gürlek gerekli. İstanbul’u babam da yazar. Haydi yaz bakalım Develi’yi.Kolay mı?. Ahmet Gürlek’in hazırladığı “Kitap Şiirleri Antolojisi (Etki yayınları, 1999) anlamlı  bir araşatırmadır.Müjdat Gezen’den Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya okuma sevgisi, kitap, kütüphane, okuma kültürü üzerine yazılmış  şiirleri insanın içini ferahlatıyor… Ben de Ahmet Gürlek için ustam Orhan Veli vari bir şiircik karaladım:

AHMET GÜRLEK

gözünde gözlük                                     sanki denizde levrek

saçları seyrek                                       devirir kitapları

kütüphanede nefer                                 bizim Gürlek

kitaplı münevver                                   develi diye çarpar yürek”

Benimle ilgili  bu  düşüncelerinden  dolayı Aksoy’a teşekkürler.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1.000 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+5 = ?