logo

25 Şubat 2012

DEVELİ’DE BİR ŞEHİTLER ANITI NEDEN YOK?

Birçoğunuz Çanakkale’yi  ve dolayısıyla şehitliklerimizi de  ziyaret  etmişinizdir. Ben ne zaman  şehitlikleri ziyarete  gittiğimde  içimi bir başka duygu kaplar, tarihin derinliklerine  adeta bir yolculuk yaparım. Ülkenin  her tarafından gelen askerler  topraklarımızı  korumak için şehit olmuşlar.Vatan topraklarnı kanlarıyla sulamışlar.  Bizler bugün soluduğumuz hava, yediğimiz yiyeceler, sahip olduğumuz onur, kısaca yaşamımızı bu şehitlere borçluyuz.

Çanakkale şehitliklerinden Sargı Şehitliğinde hemen 20 yaşında Develili Lütfullah oğlu İzzet’i, 20 yaşındaki Tomarza’lı Rüştüoğlu Faruk’u, 57. Alay  Şehitliğinde 20 yaşlarındaki Develili Hasanoğlu Ahmet karşımıza çıkıveriyor. Birinci Dünya Savaşlarında  Develililer yalnız Çanakkale’de şehit düşmemişler, İç İsyanlar’da, Trablusgarpta, Balkanlarda, Irak’ta, Kafkaslar’da, Arabistan’da, Galiçya’da, Filistin’de, Romanya’da, İstiklâl, Kore, Kıbrıs’ta savaşlarında  sayıları oldukca fazla şehit vermişlerdir. Yakın tarihimizde de ülke savunmasında PKK terörüne  verdiğimiz  Develili şehitlerimizin  sayısı her geçen gün artmaktadır.

Dini, vatanı, bayrağı, namusu, onuru gibi kutsal değerlere karşı vatanını  korumak uğruna canını feda eden  hemşehrilerimizin sayısı çoktur. Harp Mecmuasında yayınlanan (S.17, 1332, s.267) bir anıyı  buraya aktarmak istiyorum.

“ Develi Kopçulu Mahallesinden Hüseyin, askere giderken  annesinin elini öpüyor, vedalaşmak istiyor. Annesi:

-Hüseyin…Dayın Şıbka’da, baban Dömeke’de, ağaların sekiz ay  evvel Çanakkale’de yatıyorlar. Bak son yongam sensin! Minareden ezan sesi kesilecekse, caminin kandilleri körlenecekse sütlerim sana haram olsun.Öl de köye dönme.Yolun Şıbka’ya uğrarsa dayının ruhuna Fatiha  okumayı unutma.Haydi oğul Allah yolunu açık etsin.”

Savaş devam ederken Çanakkale’yi ziyaret eden edebiyatçılar gurubu içinde bulunan Hamldullah Suphi (Tanrıöver)  (Günebakan, s.74) yolda yaşadığı olayı  şöyle anlatmaktadır:

“ Kayseri Develi Kopçulu Mahallesinden Hüseyin Çavuş, iki ayağıda cılk yara olduğu halde, adeta işkence çekerek bütün yolları yürüye yürüye muharebeye gidiyor. Onu tedavi etmek alıkoymak için sarf ettiğimiz gayret hep boşa gitti.Gördüğümüz bu kalabalık içinde oda var, o da gidiyor….En ummadığımız bir dakikada dün akşam hikayesini dinlediğimiz Hüseyin Çavuşa rastgelmişiz. Bize onu tanıttılar.Yüzü ızdırap içinde bin acı duyarak ağır ağır yürüyor.Yanına sokuldum, ben sordum:

-Arkadaş!…Ayaklarından rahatsızsın galiba.Niçin bu halde muharebeye gidiyorsun.?

Hüseyin Çavuş merakımızı tatmin içini kunduralarını çıkardı.Bize şişmiş, su toplamış, çatlak çatlak  yaralarla örtülü zavallı bir ayak gösterdi.Üstü sıcaktan bunalmış, yüzü henüz yıkanmış kadar terli ıslaktı. Çok müteessir olduk.Ona tekrar sordum:

-Bu neden böyle oldu?

Hüseyin Çavuş bize unutulması mümkün olamayan  bir cevap verdi.

-Efendim Selanik’te Yunanlılara esir düşmüştüm. Bize ayaklarımıza kireç ezdirir, sonra suya sokarlardı. O zaman intikamımı almaya yemin ettim.Şimdi yürüyemezsem, yolda düşsem, beni bir sedyeye koysunlar, muharebeye gideceğim.Orada gördüğüm hakaretin intikamını alacağım.”

Nice Develi genç Hüseyin Çavuşlar, vatan savunmasında şehit olmuşlardı. Develili şehitlerle ilgili kapsamlı bir çalışma 1998 yılında Milli Savunma Bakanlığı tarafından “Şehitlerimiz” adlı çalışmada yer almaktadır. Beş cilt halinde yayınlanan  çalışmanın üçüncü cildi, 436-455 sayfalarında  Develi şehitlerine ayrılmıştır. Sözkonusu çalışmada şehitlerin hangi çephede savaştığı, kimlik bilgilerinin ve rütbelerinin de geniş olarak verilmiştir.

Şimdi bize düşen, bu şehitlerimizin anısına  bir anıtın yapılmasıdır. Bazıları böyle bir düşüncemizi Develi’nin işgal edilmemiş olduğunu, o nedenle  böyle bir anıtın  gereksiz olduğu nu söyliyebilirler. Oysa Fransızların Zamantı Irmağına kadar işgal ettiklerini  unutmamalıyız.Özellikle yerel yönetimin  bir şehitler anıtı yaptırması, bu vatan için canlarını  düşünmeden feda eden şehitlerimize bir feva borcumuzdur.

Bugünden tezi yok. Böyle bir girişime  başlıyalım.Develi’ye yakışan  bir şehitler anıtı  yapımını gerçekleştirelim. Develiller  bunun da üstesinden gelirler. Unutmalıdır ki geçmisine değer veren toplumlar, o denli  saygın olurlar.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
post_views_cozfz Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+2 = ?