logo

ATATÜRK’Ü ANLAMAK VE ANLATMAK

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 73 ncü  yılında  O’nu bir kez daha özlemle, saygıyla andık. Onu hiç unutmadık, unutmuyacağız, unutturmaya çalışanlara  karşı da nefesimizin sonuna dek mücadele edeceğiz. Çünkü, O ve silah arkadaşlarıyla ülkemizi  düşman çizmesinden kurtarandır.Çünkü  O, Cumhuriyeti kurandır. Çünkü O, soluduğumuz havayı, yediğimiz gıdaların yetiştiği bu cennet vatanı armağan edendir.  Özetle O, bu güzel yurtta hür yaşamamızın tek kaynağıdır. Her On Kasımlarda,  ardından ağlayarak Atatürk’ü anmak yetmez. Onu anlamak, devrimlerine, koyduğu ilkelere sahip çıkarak  ulusumuzu çağdaş ülkeler seviyesine çıkarmak için çaba göstermeliyiz.Bu ilkeleri gençlere anlatmak, bizlerin de  önemli görevlerinden biri olmalıdır.

***

Ali Kılıç’ın anlatımına göre ilk mecliste, bir gün laiklik söz konusu ediliyordu.Gazi Mustafa Kemal Paşa, o gün meclise başkanlık ediyordu. Meclisin tanınmış din bilginlerinden biri kürsüye geldi.Alaylı bir davranışla:

-“Arkadaşlar, bir laiklikdir gidiyor.Affedersiniz, ben bu laikliğin manasını anlayamıyorum.”

Diyerek söze başlarken başkanlık kürsüsünde bulunan Mustafa Kemal Paşa dayanamamış, oturduğu yerden elini kürsüye vurarak:

-“Adam olmak demektir hocam, adam olmak!”

Diye hoca efendinin sorusunu  cevaplamıştır.(*)

***

Atatürk’ün eşi Latife Hanım (Uşaklığil) anlatıyor.

Evli bulunduğumuz sıralarda idi.İzmir’de idik. Doktorların öğüdü gereğince gayet sakin bir yaşantı geçirmesi, dinlenmesi lazımdı.

Bu öğütlere ancak birkaç gün uyabilmişti. Bir türlü uyuyamadığı bir gece, saat ikide:

-Lâtife, ben şimdi bir tramvaya binmek istiyorum, dedi. O saatte bir tramvay bulmanın olanaksızlığını Ata’ya anlatmak mümkün değildi.Fakat bu isteğinin  yerine gelmemiş olması onu belki de üzecekti.

-Dinlenseniz olmaz mı? Vakit de oldukça geç, dedim.

-Ben de vaktin geç olmasından faydalanarak tramvaya binmek istiyorum ya…

Diyerek karşılık verdi.

-Peki, öyle ise temin edelim.Saat ikide  hemen telefon ediliyor ve bir atlı tramvay hazırlanıyor.

-Tramvay hazır, emrinizde…Yanlarına yaverlerini   de aldılar. Hep beraber tramvaya gittik.Bir sürücüden başka kimse yoktu.Atatürk sürücünün yanına yaklaştı ve sordu:

-Sen atları kamçı ile mi yönetiyorsun?

-Tabii Paşam…Kamçısız yönetilir mi?

-Neden yönetilmesin?

-Biz görmedik.

Ata tramvaycının yanına çıkıyor:

-Sen şu yerini bana ver de, kamçısız yöneteyim.

Tramvaycı hemen yerini terk ediyor.Atatürk dizginleri ele alıyor ve kamçısız  tramvay atlarını sürmeye başlıyor.

-Nasıl yönetebiliyor muyum?

-Benden daha güzel yönetiyorsun Paşam…

-Ben de senin gibi bir yöneticiyim.Ben de yüzbinlerce insanı yönettim, onları ölüme giden yola seve seve yolladım.Fakat bir tanesine bile kamçı kullanmadım.

***

Prof.Hikmet Bayur anlatıyor.

1933 yılı Ekim ortalarında:

-“Onuncu yıldönümünde neler söyliyeceğiz? Düşünüp bir şeyler hazırlayalım” biçiminde bir emir vermişlerdi.

Çok defa emirlerinin sınırı genişti.Yani bunu alan, çalışma ve yeteneğine göre onu, emirleri sınırından çıkamadan değişik ölçüde yapabilirdi ve o işteki en büyük verimini vermesi mümkün olurdu. Örneğin yukarıdaki emre göre baştan aşağı bir söylev taslağı hazırlanacağı gibi, sözkonusu edilebilecek notların saptanması veyahut onların düşünülmesiyle de yetinilebilirdi.Fakat herhalde Atatürk, en aşağı karşısındakine: “Bundan böyle zihnin özellikle  bununla meşgul olsun!” demiş bulunuyordu.

Bu emri alışımın ikinci günü, alışmış olduğum gibi yaverlikten Atatürk’ün uyandığı haberi verilince odasına gitmiştim.Beni görünce:

-“Bu gece çalıştım ve o nutku yazdım” dedi.

Bazen pek geç de olsa konuklarını uğurladıktan sonra oturup çalışırdı. Ondan sonra gerek kendi düşünceleri, gerek kendi mütalaaları üzerine nutuk bazı değişiklikler görmüştür. Okuyucularımının ilgisini dört satır üzerine çekmek isterim:

“Bu söylediklerim gerçek olduğu gün senden ve bütün uygar insanlıktan dileğim şudur: Beni hatırlayınız!”

***

Vedat Nedim Tör anlatıyor.

Bir halk toplantısında, bir genç O’na şu  şu soruyu sordu:

-Paşam, sana diktatör diyorlar.Ne dersin?

-Ben diktatör olsaydım, sen bana şimdi bu soruyu soramazdın.

(*)Kemal Arıburnu, Atatürk’ten Anılar. İnkilap Yayınları.

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
1.489 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

1+4 = ?