logo

5.Nisan.1920

Aslında geciken bir yazı.”Mahşerin Altı Atlısından : Mustafa Akdoğan” adlı biyografi çalışmam beni bir hayli meşgul etti.5.4.1920 gününü değerlendirmeye zaman bulamadım. Ama önemsediğim bir gün. Nedir 5.Nisan. 1920? 113 şehit verdiğimiz Haçın savaşının başlangıcı. Yani şimdiki Saimbeyli’nin Ermeni ve Fransızlar tarafından işgalini sona erdirmek için Develi Kuvva-i Milliye Teşkilatı adına zamanın Belediye Başkanı Kamberli Osman (Kot adı: Özdemiroğlu Yaşar), Yd.Sb .Emin Develioğlu ve dört adamı ile birlikte milis gücü toplamak üzere yola dualarla, çıkma tarihi. Mahşeri kışa rağmen !
Bu dört fedakar adam ilk etapta Ayvazhacı’dan başlayarak Develi köylerini dolaşmışlar ve ilk etapta 200 kişilik milis gücü ile birlikte bu milislerin beslenmesi için inek, koyun vb. hayvanlar bağışla alınmış, Osman Efendi’nin Eşelit Köyü’ndeki Çiftliği lojistik destek için kullanılmıştır.
Fransızlar 1919 yılında Çukurova’ya çıkarma yapmışlar, Adana- Mersin-Kozan-Feke ve Saimbeyli-Maraş gibi önemli yerleri işgal etmişlerdi. Kendilerinin buralarda en önemli destekçileri buralarda yaşayan Ermenilerdi. Özellikle başka yerlerde yerleşen Ermenilerden alınan bilgilere göre bu ,işgal bölgelerine 150.000 Ermeni göç ettirilmiş ve buralara yerleştirilmiştir. Başlarında da azılı militan Aram Çavuş.1918 yılında, Fransız işgali ile birlikte ıo.ooo’e yakın Ermeni komitacısıyla Haçın’a gelmiş burada 12 kişilik bir intikam komitesi kurarak Türklere olmadık zulüm yapmışlardır. Bu azılı kamavur, savaş sonunda Saimbeyli’de tutunamayacağını anlayınca adamlarıyla beraber, bir gece yöreyi iyi bilen bir Türk’ün sayesinde toplu olarak , çay içinde saklanarak Avrupa’ya kaçmıştır. Avrupa’da iken Kuzey Cephe komutanı Osman Coşkun’un kızı Yıldız Yeğenağa ‘nın yazdığı “Babam ve Ben “ adlı hatıratında “İnterpol’un Aram Çavuş’u yakaladığı ve kaçarken vurulup öldüğünü…. sh.235” yazmaktadır.
Aram ve Fransız komutan Tayyarda’nın iş birliği ile önce Türk evleri silahsızlandırma adı altında Türklerin elinden silahları alınmış, daha sonra Türk kadınlarının zıynet eşyaları ellerinden alınmış daha sonra da Türkler, özellikle Türk kadınları çeşitli bahanelerle ve türlü eziyetlerle öldürülmüştür. Evleri yakılmıştır. Özellikle Kozanlı bir çok insan bu zulümden kaçarak Develi’ye sığınmıştır.
Sivas Kongresi’nde işgal altındaki bu yerlerin kurtarılması için M.Kemal zamanın Develi Belediye Başkanı Kamberli Osman’a “gizli” bir telgraf çekerek Bnb.Kemal Doğan ile Yzb.Osman Tufan adlı komutanları Develi’ye gönderdiğini ve ilgilenmesini istemişti. Zaten savaş bölgelerinden gelen insanlar hamiyetperver Develiler tarafından evlerine alınmış ve misafir edilmişti. Bu arada 1918 Mudanya antlaşması ile ,Mısır’da esir olan :Yakup Kenan, Hadi Erdoğan, Emin Develioğlu, Niğdeli Enver Abbas ile Edirne muhasarasında Bulgarlara esir olan Bnb. Osman Develioğlu, Çakıoğlu Velittin gibi subaylar da kaçarak, savaşarak Develi’ye gelmişlerdi. Hepsi zaten Atatürk’le beraber Arabistan’nın çeşitli cephelerinde beraber çapışmışlar ve dolayısıyla birbirlerini tanıyan insanlardı. Hasılı savaşmayı bilen insanlardı.
Develi’de Kuvva-i Milliye Teşkilatı kurulunca bu subaylar derhal Develi İstiklal Komitesi adı altında teşkilatı kurmuşlar ve daha sonra da Cemiyet-i İstiklal Komitesi adı altında çalışmalarına başlamışlardı . Bu çalışmalara iki de tecrübeli subaylar gelince hareket planları daha olgunlaşmıştı.
Savaş sırasında işgal edilen yerlerde Osmanlı Ordusu’na ait silah depolarının pek çoğu işgal güçlerinin eline geçmişlerdi. İstiklal Harbi’nde kullanılan silahların çoğu ise düşmandan kaçırılan ve M.Kemal emrine verilen silahlardır. Haçın Harbi’nde kullanılacak silahlar da Niğde Askerlik Şubesi’nden Atatürk’ün emirleriyle , fedakarlıkla H.Erdoğan, Osman Coşkun, Tevfik Zilelioğlu vb insanlarımızın kiralık at arabalarına yükletilerek Develi’ye getirilen ve Paşazade Osman Efendi’nin evinde depolanan ve zamanı gelince de kullanılan silahlardı.
Develi’de Haçın Savaşı sonrası kurulan cemiyetlerin çalışmaları ve Develi insanının fedakarlıkları ve vatanseverlerin gayretleri konusunda önemli kitaplar yazılmıştır. Bu ayrı bir konu! Çukurova’nın işgali sırasında Develi iki arada kalmıştı:1.Ermenilerin akıl almaz işkenceleri ve soygunları ile insanların yardım istekleri , 2.Komutan Bnb. Kemal Doğan’ın ağır hareketleri cemiyetin elini kolunu bağlamış olması idi.
İşte tam bu sırada , Kamberli Osman Efendi’nin Haçın’a 5.4.1920’de hareket etmesi bir milat olmuştur. İsmet İnönü’nün 1. Ve 2.İnönü Savaşlarındaki başarısı nasıl Atatürk’e düzenli orduyu kurma imkanı vermişse, Osman Efendi’nin bu çıkışı da Haçın(Saimbeyli)’ın kurtarılmasına sebep olmuştur. Onun güçlü atına rağmen Gezbel Beli’nde kara saplandığı zaman ,atından inip kendini aşağı doğru atarak ,kar üzerinde kayarak o yokuşu inmesi beni çok duygulandırır. Bir insanın mayası zor günde belli olur. Bu adam ve daha sonra başta Osman Coşkun Tomarza, Yahyalı, hatta Bünyan’dan kahraman vatan evlatlarından 2ooo’e yakın topladıkları insanlarla önce Şar, daha sonra Feke ve daha sonra da Saimbeyli işgalden kurtulmuştur. Bir grup arkadaşla bundan iki yıl önce Saimbeyli’ye Kayseri Develiler Eğitim,Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği adına yaptığımız bir inceleme gezisinde savaş mahallini gezmiş ,insanımızın ne zulümler çektiğini dinlemiş, kahraman vatan evlatlarını minnetle yad etmiştik. Tabii göz yaşlarımız sel olmuştu. Değerli gazetecimiz Yüksel Kalkan’nın hazırladığı Haçın’da Yeniden Dirildik kitabını okuyanlar, bu konuda çok şey öğreneceklerdir.
Kamberli Osman (1865-1931) Kamber’lidir. Babası Ali Ağa, annesi ise Medine Hanım’dır. Osman Ağa ilkin Köyünde, 1889 yılında Emine Hanım ile evlenmiş ve (Ömer-Elmas ve İkbal), adlı çocukları olmuştur. Maceralı bir hayattan sonra Isbıdın taraflarına göçmüş ve burada da Hatice Hanım ile evlenmiş (Emine) adlı bir çocuk sahibi olmuştur. Sonunda Develi’ye gelerek burada Hafıza Hanım’la evlenmiş (Aliye-Mehmet Paşa-İsmet-Osman Feyzi ve Mahir Mahmut) adlı çocukları olmuştur. Aliye Hanım meşhur yazarlarımızdan Nevzat Üstün’ün annesidir. Mehmet Paşa ise iki dönem Milletvekilliği yapmış ve iki dönem de belediye başkanı olmuştur.
İki dönem belediye başkanlığı yapmış olan Osman Ağa iki adet kırmızı şeritli madalya sahibidir.
Şimdi isteğimiz şudur, yetkililerden. Develi için 5.4.1920 tarihi bir geleneksel bayram günü ilan edilemez mi ?.Adam gibi bir yere ismi verilemez mi? Sakın ha oğlu Mehmet Özdemir kendi adını çok yere verirken babasının adını niçin bir yere vermedi? Demeyiniz. Babasının forsula iki dönem milletvekili ve iki dönem de milletvekili oldu. Tamam. Hatta 5.I.1920 Adana’nın kurtuluş yıldönümü. Mehmet Özdemir’de babasının kalpağını giyer, madalyasını takar, elinde Türk bayrağı ile bu merasimlerde bayraktarlık yapar! Bunun adı siyasette pazarlamadır. Ama konuyu lütfen gündemlerine almaları samimi bir dileğimizdir. Hayatını ülkemiz adına ortaya koyan birisi de böyle hafif sebeplerle göz ardı edilemez.
Sayın kaymakamımız Murat Bey’den, Belediye Başkanımız Mehmet Bey’den konuyu lütfen gündemlerine almaları Develimiz adına bir kültür zenginliği katacaktır.
Şimdiden konuyu destekleyen her kişi ve kuruma teşekkür borçluyuz.

Share
693 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

9+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Başkan Muzaffer AKSU Dönemi: (21.04.1996-25.11.2001)

    09 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Başkan Muzaffer AKSU Dönemi: ( 21.04.1996-25.11.2001) Yapılan olağan Genel Kurul toplantısı sonunda: Başkan; Muzaffer Aksu, 2. Başkan; Selim Develioğlu, Sekreter; Orhan Deveci, Muhasip; Mehmet Papak, Yönetim Kurulu Üyelerine; İhsan Bingöl, Mahir Sevimay, Hüseyin Eren, Orhan Deveci, Mahmut Gürcan seçildiler. Yeni görev bölümü Fatih Kaymakamlığı'na bildirildi. Dernek yetki belgeleri yeniden düzenlendi. Muhasip üye Mehmet Papak'a yetki belgesi çıkarıldı. Büyükçekmece'ye şube olarak verilen iznin genel k...
  • NEDEN PAYLAŞMALIYIZ?

    09 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    İnsanların günlük hayatlarında maddi ve manevi açıdan paylaşabilecekleri pek çok değerleri vardır. Paylaşmak, insan olmanın gereğidir. İnsanlar hayatın akışı içerisinde birbirlerine sürekli ihtiyaç duyarlar. Paylaşmak, bir insanın herhangi bir sorununu veya mutluluğunu başka insanlara açması ve söylemesidir. Paylaşma, vereni yücelten, verileni değerli hissettiren kıymeti tartışılmaz bir değerdir. Paylaşmak denince akla ilk gelen şey, bizde olanı başkasına vermek onu bölüşmektedir. Bu sebeple paylaşma aynı zamanda yardımlaşmanın önemli bir parç...
  • BODRUM HÂKİMİ TÜRKÜSÜ ve Dr. Halil Atılgan

    09 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    Tanpınar'ın deyimiyle “Türküler Türk'ün romanıdır.” Bu bakımdan TRT repertuarında 7500, Alman müzelerinde ise 60.000 türkü, oyun havası ve kaval nağmeleri vardır. Geniş dünya coğrafyasında at koşturan Türkler, feth ettikleri yerlerin coğrafyasında, oraların kültürü ve yaşama biçimlerinden hem etkilenmişler, hem de etkilemişlerdir. Bu sayede de sosyal yapılarına göre zengin nağmelerle türkü üretmişlerdir. Özellikle 19. Asırından başlarından beri çözülmeye başlayan Osmanlı Devleti'nde kaybedilen her vatan toprağı ve evlâd-ı fatihanın ıstırap...
  • İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Yücel Suyolcu Dönemi (07.01.1992-12.12.1993)

    01 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    Derneğimizin bu konuma gelmesinde büyük emeği olan Başkanlarımızı hayırla yâd ediyorum. O günün şartlarına göre hizmet eden değerli Başkanlarımız başımızın tacıdır. Derneğimizin bu günlere gelmesinde onların payı büyüktür. Yücel Suyolcu ağabey, Başkanlık nöbetini Hüseyin Setenci ağabeyden devir alarak bayrağı daha yükseklere taşımıştır. Bu dönemde dernek merkezimiz ilk kez kendine ait bir mülke sahip oldu. Bu da başkanımıza nasip olmuştur. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Genel Kurul Toplantısı: Genel Kurul; en yaşlı üye Mehmet Kağıtçı'nın Div...