logo

147 Basamaklı Serüven Kayseri/Talas 1839

Talas Amerikan Ortaokulu TAO bir misyoner okulu muydu? Ta Amerika’dan gelen bu eğitimciler Kayseri’ye, Talas’a ve toplumumuza nasıl bir katkı sağladı? Bu seçkin 11/12 yaşındaki ana kuzuları öğrenciler nasıl bir disiplinle ve eğitimle yetişti? 1967 yılında ne gerekçe ile kapanıp Tarsus’a taşındı? Burada İngilizce öğrenen yatakhanesinde soba olamayan yatılı öğrenciler hangi şartlar içinde nasıl bir eğitim öğretim gördü? Hangi Amerikan sporlarını öğrendi? Onların inançlarına saygı gösterildi? Öğrenciler mescitlerinde namaz kılıp ramazanda oruç tuttu mu? Okulda iftar ve sahur nasıldı? Ağabeylerin alt sınıflara otoriterleri nasıldı? Bütün bu sorulara cevap bulmak için Editörlüğünü Metin Atamer’in yaptığı, öğrencilerin anılarıyla dolu bu kitabını okumanız gerekiyor.
Talas ve Tarsus Amerikan kolejinde okuyan Kayserili iş insanı değerli ağabeyim H.Tuncay Sergen bu kitabı bana hediye edene kadar Talas gerçeğinden habersizdim.
Hâlbuki 1960 lı yıllarda Kayseri’de öğrenciyken Talas Kolejinin adını duymuştum. Mustafa Kılıç hocamız Din Dersine girdiği Talas Amerikan kolejindeki öğrencilerin yaptığı ev ödevlerini bize örnek olarak gösterirdi.

Talas’a Özlem
Ali Dağı derler dağların hası
Kucağına almış güzel Talas’ı
Aşağıda Aslanlı Konak
Yukarıda Kartal yuvası
İşte orada aldık feyzimizi
Elimizden tuttu yetiştirdi bizi
İçimizde durur, kalbimizde vurur
Onun kudretli sesi.
(KÖY-KOP Eski Genel Başkanı M.Hadi İlbaş’ın anılarında yazdığı bir şiirle Talas Amerikan Koleji)

İlk Söz
İnsanın düşünemeyeceği dünyalar, erişemeyeceği düşler ve evrene sığdırmayacağı anılar vardır. Gökyüzünün sonsuzluğu içinde dünyamız minicik bir yer küre. Bu yer kürede Talas mikroskopla bile görülemeyecek bir belde. Böylesine küçük bir beldenin insanların tüm yaşamına damga vurması, tüm günlerini, gecelerini, bir özlem güneşinde yakıp kavurması akıl ötesi bir gerçek. Talas gerçeğini kimselere anlatamazsınız ancak yaşarsınız.
Yıllardır soruyorum kendime Talas’ı büyülü yapan nedir? Yıllardır bu sevda şiiri gibi gün demeden bizi sarıp sarmalayan bu özlem nedendir? Hiçbir özelliği olmayan bir taş yapının, önündeki tozlu futbol sahasının, insana Kayseri’ye uçma hevesi veren Kayabaşı’nın nesi var ki yıllardır bizi anıların özlem dolu dünyasında esir ediyor?
Talas ve anıları bizi ölünceye kadar izleyecek muhteşem bir gölge. Bu gölgede insan sevgisi, bu bölgede ortak yaşanmış acılar, sevinçler bu gölgede başarılar, bu gölgede yurt sevgisi, bu gölgede hiç bitmeyecek muhteşem dostluklar var. Ben bu gölgenin hayranıyım ve bu gölgenin esiri olmaktan son derece mutluyum.
1047 senesi Eylül ayında bir gece yarısı tanıştığım o taş binanın hayatıma böylesine çığlıklar atarak karışacağım, o binanın hayatıma böylesine çığlıklar atarak karışacağına, o binanın çatısı altında kelimelerle anlatılamayacak dostluklar bulacağını, o binanın odalarında müthiş bir özgüvenin benliğime demir atacağını ve başarılı olma ateşi ile yanacağımı asla düşünemezdim. O yalnızlığın kalesinde olgunluğun, insan olmanın zirvesine o taş binanın bizi nasıl taşıdığını hala anlamaya çalışıyorum…
Anılar insanı yaşama bağlar. Yaşam anılarla daha bir anlam kazanır. Hele bu anılar Ali Dağın rüzgârını, Aslanlı Konağın şarkılarla yankılananı duvarlarını da beraberinde getirirse yaşam daha da güzelleşir. Biz Talaslılar dört yıl o dağ başının yalnızlığında kavrulmuş duygusal insanlarız. O günlerde söylediğimiz şarkıları yıllar sonra duyduğumuzda ağlarız. Ali Dağın rüzgârını yemiş dostlarımızı gördüğümüzde yürekten sarılırız. Bizim dostluklarımız karşılıksızdır ve Talas sevgisiyle yoğrulmuştur. Böyle dostluklar zor bulunur.
Bu muhteşem yolculuğu kitaplaştırmak istedik ve Metin Atamer adlı şövalye ruhlu cengâver bir Talaslının katkısı ile Talas anılarımız yayınlandı ve kısa zamanda tükendi. Bu öylesine müthiş bir özlem ki bu kitapla yetinmedi ve herkes anılarını beyaz sayfalarla paylaşmak istedi. İşte bu kitap bu özlemin gerçeğini yıllar ötesine taşıyacak muhteşem bir anılar destesi. Biliyorum bu anıları okurken ağlayacağım ama bu gözyaşları müthiş bir geçmişe, muhteşem bir topluluğa ait olmanın ve bizi bu sımsıcak dünya ile tanıştırmış ve şimdi bizleri bulutların arkasından seyreden insanlara adanmış sevinç gözyaşları olacak. (Engin Ünsal)
Gazeteci Mete AKYOL’un kaleminden TAO :
Birbirimize bir şey söylemeden giderdik oraya. On dakika önce ayrıldığımız bir sınıf arkadaşımızla on dakika sonra orada karşılaştığımızda ise , bu kez beyaz yalanlar söyleyerek ,kocaman birer erkek olduğumuzu kanıtlamaya çabalardık birbirimize “Kayseri’yi seyretmeye geldim” derdik.” Güneşin batışını seyretmeye geldim” derdik.”Yılanlıdağ’ı seyredeyim isterdim” derdik. “Güneşin batışını seyretmek istedim” derdik. Gerçekte tümümüz bilirdik neden gittiğimizi o an,oraya ama … Serde erkeklik varya , annemizin başımızı okşayan elinin sıcaklığını, babamızın yüzümüze batan sakalını duyumsamak ya da evdeki sesleri duymak için o an oraya geldiğimizi birbirimize söylemezdik de söyleyemezdik de.
Talas Amerikan Ortaokulu TAO’nun Tarihi:
Amerika’da Kurulu bir tür Protestan Kiliseler Birliği olan BOARD,1850’lerde dünyada Protestanlığı yaymak için oluşturduğu misyonerler ile Osmanlı topraklarını da araştırmış ve protestanlaştırmaya en uygun grup olarak Ermenileri görmüşler ve onların yoğun olarak yaşadıkları yerlerde “istasyonlar” kurmuşlar. Her istasyon 8-10 kişiden ve tercihen bir bay doktor, bayan hemşire, iki öğretmen, marangoz/demirci/duvarcı ustaları, din adamları vs.’den oluşuyormuş.1900’lu yılların başında Anadolu’da 100 civarında istasyon bulunuyormuş ve hepsi de Ermeni nüfusun yoğun olduğu yerlermiş.
Talas’ta ilk önce Konak, daha sonra Yukarı Kampüs yapılmış. Yukarı Kampüs yapılınca Konak Kız Okulu olmuş. Talas’ta, asıl klinik, çevreye yaptığı yardımlarla çok ünlenmiş.
Cumhuriyet’le birlikte okulların kapanma nedeni ise (Paul Nilson’un yazdğı gibi eğitilecek Hıristiyan kalması değil).1.Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sırasındaki Ermeni ayaklanmalarının tüm lider kadrolarının bu istasyonlarda eğitim gören kişilerden oluşmasıymış.
Yunus Nadi’nin birinci mecliste yaptığı bir ateşli konuşma sonrası bu okulların kapatılması kararı alınmış. Talas bu dönemlerde de eğitimin aksamamasına rağmen klinikle hep ayakta kalmış. Savaşta cepheden gelenlere hastane olarak, daha sonra da yöreye yaptığı sağlık hizmetleri ile birkaç yıl dışında hep faaliyetlerini sürdürmüş. Daha sonra okul müdürü Mr. Paul Nilson’un girişimleri ile 15 Ekim 1928 yılında tekrar okul olarak başlamış.
Bu dönemlerde okullar zar zor yürütülmüş, Talas “Köy Sanat Çıraklık Okulu” olarak devam etmiş. Mr. Paul Nilson’un bu dönemde köy köy dolaşıp öğrenci topladığını ve okul giderleri olarak da karşılığında un, mercimek, yağ, peynir vs. aldığı bilinmektedir. Anlaşılan BOARD’dan da o sıralar yeteri kadar destek bulunamamış. Bunu çare aranmış ve sonunda BOARD’un azalan desteğini bir türlü ticaret/finans grubu yüklenmiş. Amaç ise Türkiye’de “iletişim kurulabilir insanlar yetiştirmek”olmuş.
1940 yılından sonra bildiğimiz dört yıllık ortaokul olarak yeni misyonu ile organize olmuş. İşte bu kitapta anıları bulunan talebelerin okuduğu ve 1967 yılında kapanan.
Talas Amerikan Ortaokulu’nun (TAO) kuruluşu ile ilgili ayrıntılı bilgilere 1961 mezunu Prof. Dr. Uygur Kocabaşoğlu’nun yazdığı “Anadolu’daki Amerika” kitabından ulaşmak mümkündür.
(2021 Metin Atamer, Yeni İnsan Yayınları Ankara 820 Sayfa)

Share
320 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

6+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Develili Kabadayılar ve Âlemin Adamları

    20 Mayıs 2022 Köşe Yazarları

    https://www.cagdasdeveli.com.tr/e-gazete/cagdas-develi-gazetesi-e-gazete/cagdas-develi-gazetesi-20-mayis-2022-sayfa-7.html...
  • ULUSLARARASI KLİNİK ARAŞTIRMALAR GÜNÜ

    20 Mayıs 2022 Köşe Yazarları

    Her yıl 20 Mayıs’ta dünya genelinde “Uluslararası Klinik Araştırmalar Günü” kutlanmaktadır. Kutlamanın çıkış noktası, bu alandaki ilk bilimsel çalışma olarak kabul gören İngiliz Doktor James Lind’in 20 Mayıs 1747 tarihinde başlattığı iskorbüt hastalığı ile ilgili araştırmasıdır. (İskorbüt, C vitamininin aşırı derecede yetersizliğine bağlı olarak gelişen bir hastalık türü olup, anemi, hareket kısıtlılığı, halsizlik, kanamalar, kol ve bacaklarda ağrı, vücudun bazı bölgelerinde şişlik, cilt problemleri, diş eti hastalıkları ve diş kaybı gibi olums...
  • Bizim Erciyes

    11 Mayıs 2022 Köşe Yazarları

    Erciyes Dağı, Develi’nin sembolüdür. Bugün bir çok kurum ve kuruluşun amblemlerinde Erciyes figürünü kullanmaları, kendilerini Erciyes Dağı'na göre tanımlama ve konumlandırma arzularının göstergeleridir. Muhteşem bir manzarayı gözler önüne seren, beyazlara bürünmüş bu “kadim dağ” yücelik taşıması ve saygı uyandırmasından dolayı, bazı seyyahlar tarafından “asil, ünlü, soylu” sıfatlarıyla nitelendirilmiştir. İlkel dinlere inanan toplumlarda dağlar, Tanrı’ya en yakın yerler olarak kabul edilir. Sümerlerde dağlar kişiselleştirilmiş ve tanrısal...
  • DÜNYA HİPERTANSİYON GÜNÜ

    11 Mayıs 2022 Köşe Yazarları

    Hipertansiyon, günümüzün en büyük sağlık sorunlarından birisi olup, rutin sağlık kontrollerinde teşhis edilmektedir. Hipertansiyon, kalpten vücuda taşınan kanın atardamar duvarlarına uyguladığı kuvvetin, kalp hastalığı gibi sağlık sorunlarına neden olabilecek kadar yüksek olduğu yaygın bir tıbbi duruma verilen bir isimdir. Hipertansiyon aynı zamanda “yüksek tansiyon” adıyla da bilinir. Kalp ne kadar çok kan pompalarsa ve atardamarlar ne kadar dar olursa bireyin tansiyon değeri o kadar yüksek olur. Erişkin bir kişinin kan basıncının 140/90 mm...