logo

Develi (Everek)ten Gesi’ye giden gelinin öyküsü “GESSİ BAĞLARI” Orhan Cebeci Siz Okuyucularımız için Yeni Ufuk Bölge Gazetesinde yazdı

Kayseri ve yöresinde Gesi Bağları Türküsü’nü bilmeyen yoktur. Hasret, özlem, yalnızlık türkü olmuş bir gelinin dilinde… 125 kıtadan meydana gelen türkü, yerli “Kayseri Marşı” gibi hep söylenegelmiş… Halk türküleri söyleyen sanatçılarımızın repertuarlarından ve dillerinden hiç düşmemiş…  

Adı; kimine göre “ Gesi ”, kimine göre de “Gessi ”. Anadolu’da her türkünün bir öyküsü vardır. Hiç biri durduk yerde laf olsun diye söylenmemiştir. 

Everek’tenGesi’ye giden gelinin öyküsü dizelere dökülerek anlatılmaktadır. Fakat bazı kaynaklarda türküyü söyleyen kahramanın  – adına türküler yakılan gelinin –  Develi (eski adıyla Everek) li olduğu belirtilmemiştir.   

Gesi, bağlarıyla ünlü bir kasabamız… Türküde uzak bir yer olarak belirtilen ise Everek’tir. Erciyes’in arka yüzü  (kuzeyi)1890 lı yıllar… 123 yıl önceye göre haberleşmenin güç olduğu devirde ulaşılmaz olarak nitelendiriliyor. Hâlbuki bugün mesafeler kısalmış bağları ile ünlenen Gesi, Develi’ye bir saatlik mesafededir. Modern çağda her türlü haberleşme araçlarıyla özlem ve hasret azalmıştır. Bir anneye, kardeşe, sevdiğimize özlem ise her zaman vardır. Böyle bir yaşantı bu asırda düşünülemeyeceğine göre böyle bir türkü bundan sonra yazılamayacak ve söylenemeyecektir demektir.

Evlenip Gesi’ye giden, ilk kez evinden yuvasından ayrılan gelin uzun müddet annesinden haber alamıyor. Babası kız iken öldüğü için annesi ile birlikte kalmış, ağabeyleri büyütmüştür. Yıllar geçmesine rağmen ruhundaki hasret fırtınaları dinmemiş kor gibi içini yakmış. Yanında can yoldaşı bir kız evladı olduğu halde yine de kendini yalnız hisseder ve hüzünlenir. Kocası ve kaynanasından yakınlık göremez. Hüznünü, hasretini türkü ile dışa vurur. Gelinin annesine karşı hasreti bir türlü dinmez. Ne bir haber gelir ne de bir mektup… Yalnızlık belini büker. Aylar, yıllar sonra annesinin ölüm haberini alan gelin,  üzüntüsünden Gesi’nin güzel bağları arasında hem ağlar, hem de “Gesi Bağları” türküsünü söyleye söyleye dolaşır. Gündüz bir meşgale bulup yine geçmiştir. Bir akşamüstü güneşin gölgesi -kızıllık- bağlara düşer, sıra sıra uçan kuşlara ve masmavi bulutlara hasretle bakarak Evrekli Gelin şunları söyler:

Gesi Bağlarında üç ırgat işler 

Anamdan mı gelir şu uçan kuşlar 

Analar doğurur ele bağışlar

 Atma anam beni dağlar ardına 

Kimse yanmaz anam yansın derdime.

Bir deyiş ancak bu kadar içli ve sade söylenebilir. Talihsiz Anadolu çocuğunun ruh inceliği, bağrından kopan çığlığın nefis ifadesidir. Değme şairlere kısmet olmayacak kudret ve kuvvettedir diye yorumlanır.

Annesinin bir tek selamının gelmesini, biricik kızını hatırlamasını bekler. Gurbette anasına duyulan hasreti mısralar şöyle anlatır:

Şu görünen bahçe’mola, bağ’mola

Şu dağın ardında anam var’mola

Oturur da beni anar’mola

Gel otur yanıma başımın tacı

Ayrılık günleri ölümden acı.

Bütün dinleyenlerin yüreğine kor gibi düşen şu dörtlükleri söyler:

Gesi Bağlarının gülleri mavi

Ayrıldım anamdan gülmeyim gayri

Alımı yeşilimi giymeyim gayri

Yas tutsun elleri kına yakmayım

Kör olsun gözlerin sürme çekmeyim.

Kayseri’de ve çevresinde bu deyişleri duyup, dinleyip de hüzünlenmeyen yaşlı ve genç hanım bulunmaz diyen yorumcular bu içli, hüzünlü, hasret dolu ifadelerin herkes tarafından sevilerek söylendiğini ifade etmişlerdir. Bütün bunları gelin mi söylemiştir, halk mı söylemiştir? Onu sadece Allah bilir. Bilinen şudur ki; bu kadar sade, bu kadar içli ve duygulu sözler haklımızın deyişleri ve kafiyeleriyle doruğa ulaşıp ülkemize mal olmuştur.

Kayseri türküleri; halk kültürümüzün özelliklerini taşır. Üzüntüler, sevinçler, özlemler, sevgiler türkülerimizle ifade edilir. Geçmişle gelecek arasında âdete bir köprü kurar ve gelecek kuşaklara ulaştırır. Memleketin ahvalini, Yemen’de ölen kalanı türkülerimizden öğreniriz. Şairin dediği gibi “Mis gibi insan kokar, toprak kokar, hilesiz hurdasızdır.” türkülerimiz.

Bir asır önce yazılıp söylenmesine rağmen hala dipdiri capcanlı bir o kadar da güzel yer etmiş gönüllere…

Gesi Bağları Türküsü’nü çoğumuz biliriz. Türkiye bilir…  Ama Gesi’ye giden bahtsız gelinin Everekli olduğunu ve öyküsünü hangimiz biliyoruz?

Share
515 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

6+2 = ?