logo

HIDIRELLEZ


Mustafa ÇEKEMOĞLU
cegmecioglu@cagdasdeveligazetesi.com.tr

Hıdırellez ya da Hıdrellez, Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlardan birisidir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olduğu sayılarak kutlanmaktadır.
Yaşam suyu (Ab-ı Hayat) içerek ölümsüzlüğe ulaşmış olan Hızır’ın özellikle baharda aramızda dolaşarak, bolluk ve sağlık dağıttığına inanılmaktadır. Hızır bir kişiye verilen isimden çok, aslında doğanın durumunu ve baharla vücut bulan yaşamın tazelenmesini simgelemektedir.
Ölümsüzlüğün sırrını çözen, bolluk ve bereket dağıttığına inanılan Hızır’ın ülkemizde, kalbi temiz ve Allah’a inanan insanlara yardım eden uğradığı yere bolluk ve bereket, zenginlik sunan, insanlara şifa ve derman dağıtan, bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların güçlenmesini, şanslarının açılmasını sağlayan, mucize ve keramet sahibi bir kişi olduğuna inanılmaktadır. Hızır, ayrıca uğur ve kısmet sembolü olarak da görülmektedir.
Hıdrellez Bayramı, Hızır’ın, İlyas peygamberle buluştuğu 5- 6 Mayıs tarihlerinde bir bayram olarak binlerce yıldan beri kutlanmaktadır. Türkiye’de Hıdrellez Bayramı 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece ve 6 Mayıs günü kutlanmaktadır. Bugün Hristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilmekte olup, bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St. Georges Günü olarak kutlamaktadırlar. Pekiyi Hıdrellez nasıl ortaya çıkmıştır?
Hızır ve Hıdrellezin kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştır. Bunlardan bazıları Hıdrellezin Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait olduğu, bazıları ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu yönündedir. Farklı zamanlarda, farklı isimler altında kutlansa da Hıdrellez motiflerine pek çok yerde rastlamak mümkün olmaktadır. Baharın gelişi ve doğanın canlanması insanlar tarafından bayramlarla kutlanması gereken bir durum olarak algılanmıştır. Böylece bir bahar bayramı olan Hıdrellez, evrensel bir nitelik kazanmıştır. İlk çağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu, Kafkasya, Azerbaycan, İran, Kırım, Trakya, Balkanlar ve hatta bütün Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle belli başlı doğasal döngüler için çeşitli kutlamalar yapıldığı bilinmektedir.
Hıdrellezin önemi insanların bir arada olması, birlik ve beraberliğin güçlenmesi, üzüntüde ve sevinçte bir olma adına önemlidir. Hıdırellez kutlamaları aynı zamanda insanların kültür birliktelikleri, aynı coğrafyada yaşamanın getirdiği farklı kültürlerin bir arada hareket edebilme özelliği de taşımalıdır.
Halk arasında Hızır’ın sahip olduğuna inanılan vasıflar, insanlara şifa, sağlık, uğur getirdiği tabiattaki diriliş, uyanış ve canlılığın insana yansıması şeklinde ortaya çıkmaktadır. İslamiyet öncesi ise “Gök Sakallı, Ak Sakallı Kocalar” gibi medet umulan, yardım istenen, akıl danışılan, kılavuzluk etmesi beklenen, barış, mutluluk, sağlık, refah getirdiğine inanılan bir kurtarıcı güç olarak düşünülmektedir.
Hıdrellez kutlamaları genel olarak ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır. Bu gibi yerlere bu nedenle Hıdırlık denilmektedir. Belli ritüeller (ayin) yapılarak dileklerin kabul olunacağına inanılmaktadır. Hıdrellezin Duası bile bulunmaktadır.
Hıdrellez gecesi Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır. Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, araba isteyenler, Hıdrellez gecesi gül ağacının altına istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır’ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar. Aynı zamanda dileklerini kırmızı kurdeleye bağlayıp gül ağacına asarlar. Bir yıl boyunca dileklerinin yerine gelmesini beklerler. Bazı kimseler de ateş yakıp, etrafında toplanırlar. Ondan sonra yaktıkları ateşin üstünden atlayarak şans ve sağlık dilerler.
Hıdrellezde baht açma törenleri de oldukça yaygın olarak uygulanan geleneklerimizdendir. Bu törene İstanbul, Eskişehir ve çevrelerinde “baht açma”, Denizli ve çevresinde “bahtiyar”, Yörük ve Türkmenlerde “mantıfar”, Balıkesir ve çevresinde “dağara yüzük atma”, Edirne ve çevresinde “niyet çıkarma”, Erzurum’da “mani çekme” adı verilir. Anadolu’nun bazı yerlerinde Hıdırellez günü yapılan duaların ve isteklerin kabul olması için sadaka verme, oruç tutma ve kurban kesme gibi âdetler vardır. Ayrıca bugün, insanların bir araya gelip karşılıklı olarak muhabbet ve hürmet duyguları içinde sohbet ederek hoşça vakit geçirmelerine, kırlarda ve mesire yerlerinde birbirlerine hürmet ve ikramda bulunarak aralarındaki dostluk ve kardeşlik bağlarının kuvvetlenmesine vesile olmaktadır.
Sonuç olarak, Anadolu’da hala görkemli törenlerle kutlanan Hıdrellez Bayramı, tıpkı Nevruz Bayramı gibi toplumu bir araya getiren bir bayramdır. İnsanların kaynaşması ve güzel zamanlar geçirmesi bakımından önemlidir. Evrensel bir nitelik kazanan Hıdrellez, günümüz itibariyle baharın gelişini ve doğanın canlanmasını temsil ettiği için insanlar tarafından bayramlarla kutlanması gereken bir durum olarak algılanmaktadır. Herkesin gönlünden geçenlerinin kabul olması dileğiyle…

Share
6998 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Âşık Seyrani Bektaşi Şairi miydi?

    11 Ekim 2019 Köşe Yazarları

      Seyrani'ye asılsız ve kasıtlı olarak aşırı derecede içkiye düşkün bir Bektaşı şairi iftirası nasıl atıldı? Merhum hocam Ahmet Hazım Ulusoy'un hazırladığı “Sanihat-ı Seyrani adlı eserini bastırmak üzere 1924 yılında İstanbul'a gider. O dönemde İctihat Mecmuası'nı çıkaran Dr. Abdullah Cevdet'in İstanbul Cağaloğlu'ndaki idare yerine uğrar. Bilindiği gibi: Gençliğini İsviçre'de hayatının bir kısmını da Avrupa'da geçiren Abdullah Cevdet'in dinsiz olduğunu ve namazının kılınmamasını söylenmişse de Ayasofya Camii imamı hatibi cenaze namaz...
  • DÜNYA GIDA İSRAFINI ÖNLEME HAFTASI

    11 Ekim 2019 Köşe Yazarları

      Gıda (besin), canlıların gelişip güçlenmesi ve yaşaması için ihtiyaç maddelerdir. Her canlının hava, su gibi gıdalara da ihtiyacı vardır. İsraf kelimesini tanımlamak gerekirse, ihtiyaç duyulandan fazla alınması, kullanılması ya da yeteri kadar kullanılmadan atılması şeklinde açıklanabilir. Gıdaların israf edilmesi, yeteri kadar tüketilmeden atılması ya da ihtiyaç duyulandan fazla gıda ürünü alınması, bugün olmasa da yarın büyük bir açlık sorunu ile karşılaşmamıza neden olacaktır. Çöpe atılan, ziyan edilen ekmek, yemek, sebze ve meyve...
  • DEVELİ’DEN KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ: III DR.RECAİ ÖZDİL

    11 Ekim 2019 Köşe Yazarları

    Son dönem müzik hayatımızda üzerinde durulması gereken kişilerden biri de Dr.Recai Özdil'dir Kendisini bir tesadüf eseri 1967 yılında Ankara'da, Anafartalar Caddesi'ndeki muayehanesinde tanımıştım. Muayenehanesinde, DTCF Türkoloji bölümünde okurken İlhan isminde bir arkadaşım çalışıyordu. Niğdeli .Onunla fakültenin akşam bölümünde okuyor ve aynı zamanda aynı evi paylaşıyorduk. İkimiz de gündüzleri işimize, akşamları da eğitimimize gidiyorduk. İlhan ile beraber de Melek Hanım adında bir hemşire çalışıyordu. Bir vesile onları ziyarete gitti...
  • Aşık Seyrani İle İlgili Övgüler

    04 Ekim 2019 Köşe Yazarları

      Seyrani'nin hayatı şiirleri üzerine birçok bilgi ve belge mevcuttur. 25'in üzerinde hayatı ve şiirleri ile ilgili kitap ve hayatını anlatan bir biyografik roman yazılmıştır. Seyrani hakkında asılsız mesnetsiz yazıları kaynak göstererek yanlış tanıtılmasına cevap olarak değerli üstatların, tarihçilerin, yazarların Seyrani hakkındaki görüşlerine yer verdim. Yer verdiğim bu övgüler ona değer veren Seyrani dostlarına bir armağanımdır. * Seyrani ekseriyetle sofiyane ve ahlaki mahiyette olan şiirlerinde halk edebiyatı ananaleri, halk ahlak...
astropay bozdurma bitcoin bozdurma paykwik bozdurma