logo

Suudi Prensin Ahlak ve Zihniyet Dünyası


Prof. Dr. Kemal ATİK
yazaratik@cagdasdeveli.com.tr

Sevgili Okuyucularım! görsel ve yazılı medyada sık sık Suudi Arabistan’da insan haklarının ihlali konusunda, özellikle kadınlara karşı uygulanan çağ dışı uygulamalarla ilgili olarak ciddi haberler yer almaktadır. Bu haberlerden biri de geçen hafta dünya medyasının manşetlerine düştü.Haber şuydu: Bodrum’a gelen Suudi PrensiNavaf El Saud, dünyanın en pahalı yatlarından birisinde 4 gün boyunca 10 mankenle birlikte tatil yaptı ve sadece bu yatın kirasınında 1 milyon Euro olduğu yazıldı.
Sevgili Okuyucularım, bilindiği üzere Suudi Arabistan, İslam’ın meskenidir. Bunlar ülkeyi Şeriatla yönettiklerini iddia ederler ama yönetimi feodal, aşiretçi ve ırkçi bir diktatörlüğe dönüştürmüşlerdir.
Devletin gücü ve serveti Suûdi Hanedanının elinde toplanır. Bu sistemde mahkemeler ve milli kurumlar vasıtasıyla hesap verme yoktur. Suudi Arabistan’da hanedan üyeleri, şeyhler ya da aşiret liderleri kanunun üzerindedir. İfade özgürlüğü cebren susturulmuştur.
Hal bu ki, Asr-ı Saadet dönemi ile onu takip eden 4 halifenin gayretiyle gelişen Medine dönemi, hakiki, özgün ve adil bir model idi. Bu modelde Hz. Peygamber ve ashabının kişisel yaşamları basitti ve özverinin somutlaşmış haliydi. İsraf yoktu. Lüks giysiler giymezlerdi. Yemeleri içmeleri temizdi. Geçimlerini sağlayacak kadar devlet bütçesinden maaş alırlardı. Servet biriktirmezlerdi. Yoksulları görüp gözetirlerdi. Halka karşı sorumluluk duyguları üst seviyedeydi. Fakir olsun, zengin olsun herkes adalet önünde eşitti. Topluma karşı sorumluk sahibiydiler…
Günümüzde ise, kendisini İslam devletinin bir devamı olarak gören Suûdî Devletinin icraatlarına bakalım: Ülkede milli servet hanedan denilen kişilerde toplanmakta ve halk yoksulluk içinde yaşamaktadır. Suudi Arabistan’ın toprağı, zenginliği ve kaynakları, hanedanlığın 15 bin üyesi ile onlar arasındaki 2 bin elit ve seçkin kişilere aittir. Her sene milyarca dolarlık petrol gelirleri ile Hac ve Umre gelirlerinin aslan payı, hanedan üyeleri arasında taksim edilir. Neredeyse tüm hanedan üyeleri, abartısız servet yığınları üzerinde oturmaktadır.
Tüm dünyadaki eğlence şehirlerinde özel bankaları, özel jetleri, lüks villaları, sarayları ve cariye saydıkları sayısız kadınları vardır. Osmanlı Devleti köle ve cariyeliği kaldırdığında: “Türkler köleliği kaldırdı, kâfir oldu” diyerek isyan çıkaran da bu zihniyettir.Yılda Hac ve Umreden elde edilen milyarlarca dolar yabancı ülkelerin bankalarında tutulmakta, o ülkelerin ekonomilerine katkı sağlamakta ve hatta silah olarak Müslümanlara geri dönmektedir. İşte bir haftada lüks yatlara bir milyon dolar harcayarak sayısız kadınlarla cinsellik tutkularını gideren prenslerin fuhuş ve zina için harcadıkları paranın kaynağında ümmeti Muhammedin ibadet için harcadıkları Hac ve Umre paraları da vardır.
Sevgili Okuyucularım!

Tarih boyunca kadın bedenini denetim altında tutabilmek için mücadele veren bu zihniyet maalesef Suûdiler’de devlet politikası halinde uzun yıllar ötesinden sürüp gelmektedir. Bu akide kadını sevgiden soyutlamış ve onu erkeği yoldan çıkaran şeytan soyunun bir başka bedende ortaya çıkışı olarak değerlendirmiştir. Erkek bilinçaltında yerleşen bu duygu, kadının hem iradesine hem bedenine ve hem de ruh dünyasına kelepçe vurmuştur. Bu işlem bedensel olarak yapılamadığı zaman dinsel, yöresel ve yasal biçimler ihdas edilerek gerçekleştirilmiştir. İslam toplumunda asırların ötesinden gelen bu zihniyet İslam toplumunun ilerlemesinin önünde de en büyük engel olmuştur.
Sonuç: Modernizim ve çağdaşlaşma adına kadını bir meta konumuna sokmak isteyen zihniyet ile Kadını cariye hükmünde sayan zihniyet öncelikle, içlerinde, kafalarında, zihinlerinde kıpırdayan nefsani ve şeytani arzularını, şehevi duygularını Allah sevgisinde eritip bu sevginin motive edici gücü ile arıtmalıdırlar.

Share
980 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÜNYA YOKSULLUKLA MÜCADELE GÜNÜ

    18 Ekim 2019 Köşe Yazarları

    Dünyada meydan gelen ekonomik ve teknolojik değişimler toplumsal hayatı doğrudan etkilemektedir. Yoksulluk sorunu gelişmekte olan, az gelişmiş ve gelişmiş ülkelerde farklı derecelerde görülse de dünya ölçeğinde hissedilen bir sorundur. Çok çeşitli boyutları olmasına karşın özellikle ekonomik boyutuyla beraber yoksulluk sorunu ulusal ve uluslararası düzeyde inceleme konusu olmaktadır. Yoksulluk çok yönlü ve karmaşık yapısı nedeniyle tanımlanması güç olan bir kavramdır. Yoksulluk nedir? Sorununa verilebilecek birçok cevap bulunmaktadır. Yoksullu...
  • DEVELİ’DEN KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ: IV HAŞİM NEZİHİ OKAY

    18 Ekim 2019 Köşe Yazarları

    Develi kültürüne, Develi Ortaokulu müdürü ve Türkçe öğretmeni olduğu süre içerisinde eğitimciliği yanında; sanat çalışmaları ile de nam bırakmış bir değer de Haşim Nezihi Okay'dır. İdarecidir, şairdir ve Halk Edebiyatı araştırmacısıdır. Develi Ortaokulu Kadro Defteri'ne yazdığı biyografisinde 10.06.1904 yılında Niğde'de doğmuştu. Birçok antoloji ve çalışmalarda Amasya doğumludur. Babası Çuhacızade mühendis Ali Hulusi Bey'dir. Anne ismini tespit edemedik. Sekiz yaşlarında yetim kalan Okay, ilkokulu Amasya'da okudu. 1924 yılında Trabzon İlk...
  • Âşık Seyrani Bektaşi Şairi miydi?

    11 Ekim 2019 Köşe Yazarları

      Seyrani'ye asılsız ve kasıtlı olarak aşırı derecede içkiye düşkün bir Bektaşı şairi iftirası nasıl atıldı? Merhum hocam Ahmet Hazım Ulusoy'un hazırladığı “Sanihat-ı Seyrani adlı eserini bastırmak üzere 1924 yılında İstanbul'a gider. O dönemde İctihat Mecmuası'nı çıkaran Dr. Abdullah Cevdet'in İstanbul Cağaloğlu'ndaki idare yerine uğrar. Bilindiği gibi: Gençliğini İsviçre'de hayatının bir kısmını da Avrupa'da geçiren Abdullah Cevdet'in dinsiz olduğunu ve namazının kılınmamasını söylenmişse de Ayasofya Camii imamı hatibi cenaze namaz...
  • DÜNYA GIDA İSRAFINI ÖNLEME HAFTASI

    11 Ekim 2019 Köşe Yazarları

      Gıda (besin), canlıların gelişip güçlenmesi ve yaşaması için ihtiyaç maddelerdir. Her canlının hava, su gibi gıdalara da ihtiyacı vardır. İsraf kelimesini tanımlamak gerekirse, ihtiyaç duyulandan fazla alınması, kullanılması ya da yeteri kadar kullanılmadan atılması şeklinde açıklanabilir. Gıdaların israf edilmesi, yeteri kadar tüketilmeden atılması ya da ihtiyaç duyulandan fazla gıda ürünü alınması, bugün olmasa da yarın büyük bir açlık sorunu ile karşılaşmamıza neden olacaktır. Çöpe atılan, ziyan edilen ekmek, yemek, sebze ve meyve...
astropay bozdurma bitcoin bozdurma paykwik bozdurma