logo

ŞÜKRETMEK NEDEN ÖNEMLİDİR?

Değerli okurlarım. Bu hafta farklı bir konuya değinmek istiyorum. Bazılarımızın dilinden düşürmediği, bazılarımızın ise hiç aklına getirmediği “Şükür” kavramı hakkında yaptığım bir araştırmayı paylaşacağım. “Şükretmek neden önemlidir” hiç düşündünüz mü?
Şükür, bir nimeti verene teşekkür etmek, memnuniyetini ve minnettarlığını belirtmek, verilen nimetin değerini bilmek, takdir etmek anlamına gelir. Şükür, nefse karşı bir kalkan gibidir. Şükür, her şeyin Allah’tan geldiğini bilen bir insanın Allah’a olan sevgisini, teşekkürünü gösteren bir ibadettir.
Bazı zamanlarda şükretmek için kendimize çok büyük¸ çok özel ve büyük bir nimetin gelmesini¸ ya da çok büyük bir sıkıntımızın gitmesini bekleriz. Oysa biraz dikkat ettiğimizde insanın her anının nimet içinde geçtiğini görürüz. Biz insanlar genellikle sahip olmadığımız şeylere bakıp yakınırız. Onun için de bir türlü şükretme görevimizi hakkı ile yerine getiremeyiz. Şükretmek, öyle güçlü bir eylemdir ki bu kelimeyi söylediğimiz zaman bizi ne kadar rahatlattığını hissederiz. Bu nedenle hâlimize şükretmeliyiz. Çünkü şükredecek çok şeye sahibiz.
Uzmanlar, mutluluğun anahtarının şükretmek olarak niteliyorlar. Şükür çağımızın en büyük sorunlarından olan depresyon, kaygı ve anksiyete bozukluğuna (Şiddetli korku ve panik duygusu hissi) ilaç gibi geldiği, şükreden insanların daha olumlu, daha neşeli, hoşgörülü ve daha cömert olduklarını belirtiyorlar.
Şükür, Kuran’da üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Yetmişe yakın ayette şükretmenin öneminden bahsedilmektedir. Kuran’da Müminlere şükretmeleri hatırlatılmakta, şükredenlerin ve şükretmeyenlerin örnekleri verilmekte ve akıbetleri anlatılmaktadır.
“Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O’na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah’a şükredin. (Bakara Suresi,172)” ayetinde olduğu gibi.
Allah, dünya hayatını, insan nefsinin hoşuna gidecek sayısız nimetle birlikte yaratmıştır. Allah Kuran’da, “Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah’ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür.” (İbrahim Suresi, 34) ayetiyle bu gerçeği insanlara hatırlatmaktadır. Allah, her insanın yaşadığı ömür süresince, tüm bu güzelliklerden dilediği gibi istifade etmesine izin vermiştir.
Mutluluğun formülü şükredenlerden olmakta ve nimeti görmekte gizlidir. Pekiyi nimet nedir? Nimet yaratılan her şeydir. Bize emanet edilen mal, mülk, aldığımız nefes, bin bir güzellikteki tabiattır. Sahip olduğu güzellikleri görüp şükretmeyi bilen kişi pozitif düşünür. Bu olumlu düşünce özgüvenini ölçülü bir şekilde artırdığından kişi, biraz daha gayret ederse elde edebileceği başka güzel nimetleri görmesini de kolaylaştırır.
Şükretmenin tersi ise Kuran’da, nankörlük anlamına gelen “küfür” terimiyle tanımlanmaktadır. Yalnızca bu tanım bile şükretmenin Allah katında ne kadar önemli bir ibadet olduğunu ve bu ibadetten uzaklaşmanın insanı ne kadar kötü bir konuma soktuğunu göstermesi açısından yeterlidir.
İnsanın özünde her şeyin en iyisine en güzeline sahip olma ve doyumsuzluk isteği vardır. Bir şeye sahip oldukça daha iyisini, daha güzelini, daha muhteşemini almayı, her şeyin en mükemmeline sahip olmayı içgüdümüzde isteriz. Küçük şeylerden mutlu olmak yerine, büyük şeylere sahip olamamanın verdiği sıkıntı ile âdete hayatımızı cehenneme çeviririz. Sürekli “O yok, bu yok, onun niye var, benim niye yok” gibi takıntılı düşünceler insanları hasta olmaya ve hayatlarını daha kötü yaşamaya sürükler. Bunun sonucunda sinirli, hırçın, kırıcı, nefret dolu ve mutsuz bir kişiye dönüşürüz.
Ancak, sahip olduğu güç ve yeteneklerinin sınırlı olduğunun farkında olan kişi, kendisine verilen güzelliklerin değerini anlar ve bu nimetleri verene şükretmeyi de bilir ve bundan da mutlu olur. Neden her anı dolu dolu ve mutlu yaşamak varken mutsuz ve isyankâr oluruz?
Elimizdekilerin kıymetini pek bilmeden ve sürekli bir şeylerden yakınıp duruyoruz. Bu yüzden de hep bir doyumsuzluk, hep bir hoşnutsuzluk, doğal olarak da mutsuzluk içindeyiz. Oysa sahip olduklarımızın farkında olduğumuzda, onlarla yetindiğimizde mutluluğumuzu artırabiliriz.
Hangimiz sahip olduklarımızı şöyle gözden geçirip en son ne zaman şükrettik? Sahip olduğumuz şeylerin bir anda elimizden çıkıp gittiğini ve yok olduğunu düşünelim. Ne kadar yoksullaşıp, fakirleşiriz değil mi? Ancak o zaman şükredecek ne kadar çok şeye sahip olduğumuzun farkına varırız. Fakat nedense halen sahip olduklarımıza odaklanmak yerine sahip olamadıklarımıza odaklanıp stres üretmeye devam ediyoruz.
Gün içinde Allah’a şükretmemiz için çok fazla sebep vardır. Eğer daha mutlu, daha başarılı, daha refah içinde yaşamak istiyorsak hemen şimdi sahip olduğumuz hatta sahip olacağımız her şey için şükretmeye başlamalıyız.
Hayatımızı düzene sokmak, yaşamımızı maddi manevi yönde güzelleştirmek, mutlu olmak için elimizden gelen her şeyi yapalım. Nefes almanın ne kadar önemli olduğunu bilelim ve hayatımızın değerini anlayarak dolu dolu yaşayalım. Bardağa boş tarafından değil de dolu tarafından bakmaya ve hayatımızda güzel şeylere odaklanmaya çalışalım.
Yaşadığımız her an şükretmek bizim için bir vesile olmalıdır. Nimetleri sürekli andığımız takdirde artıracak olan Allah’a şükretmeyi unutmayalım. Sahip olduğumuz şeylere şükrettikçe, sahip olacağımız şeyler çoğalacaktır. Bu da bizi mutlu edecektir. Çünkü mutluluğun anahtarı şükretmektir.

Share
1821 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Memleketim benim Develi nam-ı diğer Yeşil Everek

    15 Kasım 2019 Köşe Yazarları

    Anıların güzelliğinden midir, havasından mıdır, suyundan mıdır kendimi salakça bir mutluluk içinde buluyorum memleketimi her hatırladığımda; içime cemre düşmüş gibi oluyor. Kartın'da, Göktepe'de, Beşparmak'ta, Gereme'de, Yağlıpınar'da, Körkuyu'da, Kelpin'de, Gölemen'de, Yazı bağları'nda, Elbiz'de, Köşkpınar'da; gezdiğimiz yerler, dallarına tırmandığımız ağaçlar, o güzel günler geliyor aklıma. Eski günlerde olduğu gibi, yaptığım her uzun yolculuğun ardından, yorgunluğumu üzerimden atmak için kendimi Keyişin Havuzu'na atasım, Elbiz'de sularla oy...
  • DÜNYA KOMŞULUK GÜNÜ

    15 Kasım 2019 Köşe Yazarları

    Komşu tabiri birbirine bitişik ya da yakın konutlarda oturan kimselere denilmektedir. Komşuluk bize bir dizi hak ve görevler yükler. İyi düzeyde yaşandığı zaman komşu insana en yakın dosttur. Özellikle köy ve kasaba gibi küçük yerlerde sosyal dayanışma açısından hem çok önemlidir ve hem de ailelerin huzur ve güven içinde yaşamalarını sağlar. İyi komşuluk ilişkileri mutluluk ve sevincin paylaşılmasında, sıkıntı ve kederin göğüslenmesinde, kişilere ve ailelere büyük bir destektir. Sosyal bünyeyi, yapıyı güçlendirir. Komşu hakkı, yüce dinimizde d...
  • DEVELİ’DEN KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ-VII MÜBECCEL NAMİ DURU

    15 Kasım 2019 Köşe Yazarları

    Develi Lisesi'nin kuruluşunun ilk on yılında iki tarih öğretmeni gelip geçmiştir: Bunlardan biri aynı zamanda lisemizin kurucu müdürü Cemal Ustaoğlu, diğeri ise Mübeccel Nami Duru. İkisi de değerli öğretmenlerimizdendi. Cemal Bey derslerde disipline ve bilgiye önem verirdi. Fakat Mübeccel Bey ise tabiiliğe ve eğitime çok önem verirdi. Tarih öğretmenliği yanında güzel bir keman çalar idi. Zaman zaman dersimize kemanını da getirir çok güzel vals parçaları çalardı: Akdeniz Akşamları da en çok sevdiği bir eser idi. Ortak noktaları ise ikisi de güze...
  • İSTANBUL DEVELİ VE YÖRESİ KÜLTÜR DAYANIŞMA DERNEĞİMİZİN 17.OLAĞAN GENEL KURULU

    08 Kasım 2019 Köşe Yazarları

    02.11.2019 Tarihinde Dernek Merkezimizde Olağan Genel Kurulumuz yapıldı. Genel Kurul Marmara Üniversitesi İktisadi Bilimler Uluslararası İktisat Yüksek Lisans Tez Dönemi Öğrencimiz Merve Yürek'in hoş geldiniz konuşmasıyla başladı. Toplantıya katılan üyeleri ve konukları taktim etti. Divan Kurulu Başkanlığı ve kâtip üyelikler için Onursal Başkanımız Osman Deveci ve kâtip üyeliklerine Mustafa Şam ve Ömer Bayırsokak aday gösterilerek üyeler tarafından oy birliği ile seçildiler. Toplantıdan Notlar: Divan teşekkülünden sonra Gazi Mustafa Kemal Ata...