logo

SOYADI KANUNU


Mustafa ÇEKEMOĞLU
cegmecioglu@cagdasdeveligazetesi.com.tr

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğu andan itibaren yeni bir düzen oluşturma gayretleri çerçevesinde, toplumun her kademesinde ve her ihtiyacıyla alakalı olmak üzere birçok yenilik ve değişim süreçleri içerisine girmiştir. Eğitim, hukuk, sağlık, siyasal yapı ve ekonomi alanlarında yapılan düzenlemelerle yeni devlet; kalıcılık yakalama, vatandaşının refahını ve gelişmişlik düzeyini artırma çabaları sarf etmiştir. İşte bu gayretlerden birisi de “Soyadı Kanunu’nun” çıkarılması sürecinde gösterilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu’nda, Soyadı Kanunu çıkmadan önce insanların soyadı olarak kullanabileceği ve onları ayırt etmeye yardımcı olacak ikinci bir isimleri yoktu. Günümüzde soyadı olarak kullandığımız kelimeler yerine baba adı, sosyal statüleri olan Bey, Kadın, Ağa, Efendi, Paşa gibi lakaplar, dini rütbeler veya doğdukları şehrin ismi ile insanlara sesleniyordu. Bu sıfatlar genellikle bir insanın rütbesini, kökenini, ırkını veya sosyal statüsünü temsil etmekteydi.
Birden fazla insanın aynı isme sahip olması gerek günlük hayatta, gerek devlet işlerinde, bu insanları fazlasıyla etkiliyor, sıkıntı ve karmaşıklığa sebep oluyordu. Bu karışıklıklar sonucu insanlar kötü sonuçlarla uğraşmak zorunda kalıyorlardı. Bu nedenle bir soyadı kanunu çıkarılmasına ihtiyaç vardı.
Cumhuriyetin ilk yıllarında da insanların sadece isimler, ya da takma lakaplarla anılması birçok tapu ve senet işleri, askerlik ve vergi düzenlemeleri gibi alanlarda da sıkıntıya sebep oldu. Bu sıkıntıları gidermek için “Soyadı Kanunu” çıkarıldı.
Soyadı Kanunu, her Türk vatandaşına bir soyadı taşıma yükümlülüğü getiren 2525 sayılı kanundur. İsviçre’den alınarak düzenlenen kanun, 21 Haziran 1934 tarihinde kabul edilmiş, 2 Temmuz 1934 günü Resmi Gazetede yayımlanmış ve 2 Ocak 1935 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. Çeşitli uygulama sıkıntılarına ve eleştirilere rağmen hayata geçirilen bu kanunun kabulünden sonra “Soyadı”, Türkiye’de kişilerin kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Günümüzde soyadı bulunmayan hiçbir Türk vatandaşı yoktur. Soyadı Kanununun kabulü, toplumsal alanda yapılan Atatürk devrimlerinden birisidir.
Kanunun çıkmasından beş ay sonra ise Mustafa Kemal’e özel olarak çıkan bir kanunla, sadece kendisinin kullanabileceği “Atatürk” soyadı verilmiştir. Öyle ki kız kardeşi Makbule dahi bu soyadını yasak olduğu için kullanamamış ve “Atadan” soyadını kullanmak durumunda kalmıştır.
Soyadı seçimi için halkın istekleri ve talepleri ön planda tutulsa da edebe aykırı ve gülünç soyadları, başka milletlerin isimleri ve rütbe belirtecek soyadlarının alınması yasaklanmıştır. Soyadı seçimi için ailede karar sahibi olarak koca belirlenmiş ve yapılan evliliklerde kadının kocasının soyadını alacağı öngörülerek tüm resmi adımlar hızlı bir biçimde atılmıştır.
Ancak, ilerleyen yıllarda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30 Eylül 2015 tarihinde vermiş olduğu kararla evli kadının istemesi durumunda sadece evlilik öncesi kızlık soyadını kullanabileceğini de karara bağlamıştır.
Soyadı Kanunu sayesinde halk arasında isim benzerliği sebebiyle oluşan sıkıntılar ve karmaşıklıklar sona ermiştir. Din, ırkçılık içeren ve ya gülünç ve ahlaka aykırı lakaplar ortadan kalkmıştır. Bu şekilde daha huzurlu bir ortama erişilmiştir. İsim karışıklığı sebebiyle mal, tapu, miras ve kayıtlarda çıkan karmaşalar sonlanmıştır.
Sonuç olarak “Soyadı Kanunu” halk arasındaki isim karışıklığının ortadan kalkmasında, dengenin ve barışın korunmasında önemli bir etken olmuştur.

Share
808 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 15 Temmuz’u; Unutmadık ve Unutmayacağız

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Gün 15 Temmuz. 0 gün ezanlarla doğanlar, selalarla veda ettiler. Bir olmak, beraber olmak en büyük silahımızdı. Milletin iradesine kimse darbe vuramazdı. Ellerinde bayraklarla tanklara, toplara ve uçaklara karşı koyan bir milletin destanıdır 15 Temmuz. Milletimiz; demokrasiyi, Vatan ve bayrak aşkını 15 Temmuz'da bütün Dünya’ya gösterdi. O gece milli iradeyi hiçe sayanlar bir tek şeyi hesaba katmadı; Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olduğuna. Bayrağımızı indirtmedik, ezanımızı dindirtmedik. 15 Temmuz'da evinde rahat oturmaktansa, ülkesi...
  • Bisiklet ve Kalp Krizi

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Yeni çalışma, bisiklet sürmenin kalp krizi geçirme riskini büyük ölçüde azalttığını söylüyor Orta yaşlarda işe bisikletle gidip gelmek kalp krizi geçirme riskini önemli ölçüde azaltıyor. Araştırmacılar, haftada 30 dakika kadar bile bisiklet kullanmanın önümüzdeki 20 yıl boyunca koroner kalp hastalığı gelişme şansını belirgin bir şekilde etkilediğini belirtti. Danimarkalı araştırmacıların projesinde 20 yıl boyunca işe alındığında 45 ila 60 yaşları arasında olan 45.000 kişi takibe alındı . Haftada 90 dakika bisiklet kullanımı sonucunda kalp s...
  • DÜNYA KIBLE GÜNÜ

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Kıble, Türkçe “Yön” demek olup aslında insanın herhangi bir tarafa dönmesine veya bir yöne yönelen kimsenin üzerinde bulunduğu hale verilen isimdir. Diğer ifadeyle Kıble, Müslümanların, Hıristiyanların, Yahudilerin ve diğer inançlardaki kişilerin ibadet esnasında döndükleri yöndür. Müslümanların kıblesi, Mekke'de “Kâbe” denilen kutsal bina olup, Allah'ın emriyle Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yapılmıştır. Kıble, Müslümanların namazda yönelmeleri gereken istikameti yani Kâbe'yi ifade eder. Namaz kılarken Kâbe'ye yönelmek farz olduğun...
  • DÜNDEN BUGÜNE DEVELİ’DE BASIN TARİHİ

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Mahalli basının Anadolu'da başlaması ve gelişmesinin zor olduğunu söylemek herhalde kehanet değildir. Gazete ve dergilerin, ne zaman başlayıp, hangi sayıda sona erdiğini kesin söylemek, arşiv yetersizliğinden dolayı çok zordur. Nitekim bu konuda hastalık derecesinde hassasiyetimiz olmasına rağmen, bazen yetersiz kalabiliyoruz! Develi uzun yıllar Ermeni, Karamanî Türkler (Hristiyan Türkler) ve Müslüman Türkler beraber huzur içerisinde yaşamışlardır. Eğitim ve öğretim konusunda Ermeniler ve Karamaniler daha erkencidirler. Matbaacılıkta da ilerde...