logo

Kumpasçı Dindarlar


Prof. Dr. Kemal ATİK
yazaratik@cagdasdeveli.com.tr

Bu yazımı 05 Ağustos 2016 tarihinde bu köşemde yazmıştım. Bu gün 15 Temmuz anısına yeniden yayınlıyorum.
Sevgili Okuyucularım!
Bugün sizlere kumpas kuran dindarlardan söz etmek istiyorum. Daha doğrusu ikiyüzlülük hırkası giyen dindarlar üzerinde durmak istiyorum. Toplumun manevi duygularını ve sermayelerini kardeşlik, dindarlık söylemi altında hiç çekinmeden kullananları hatırlatmak istiyorum. Yargıda, orduda, emniyette, hemen bütün devlet kademelerinde kendi adamlarını yerleştirmek için kumpaslar kuranlardan söz etmek istiyorum. Devletin en güvenilir kurumundan çaldıkları soruları kendi adamlarına dağıtarak sınavları kazananlardan bahsetmek istiyorum. Çalıntı sorular ve kumpaslarla binlerce gencin, binlerce insanın geleceğini karatanların en büyük günah olan kul hakkını yediklerinden söz etmek istiyorum. Kendi idealleri uğruna haksızlığı, zulmü, gaspı mubah sayanların, dürüstlük ve hakkaniyet gibi ahlaki ilkeleri ve hukuki kuralları çiğneyenlerin, ahlak ve hukuk dışı her türlü eylemi mubah görenlerin ihtiraslarından söz etmek istiyorum.
Değerli Okurlar!
Tüm bu ihtiraslar, acımasızlıklar ve kıtaller ne yazıktır ki halkımızın dindar, mütedeyyin, feragat ve fedakâr imanlılar olarak bildiği kimselerce yapıldı.
Peki dindar insan bunu yapar mı? Yani dindar insan açgözlü, bayağı, kıskanç, zalim, şiddet düşkünü, kaba, bencil, haksız, isyankâr olur mu? Devlete ve millete başkaldırır mı? Dindarların ölüme ve yıkıma karşı eğilimleri olabilir mi? Oluyor maalesef. Peki neden? Çünkü gerçekten inanmıyorlar. Çünkü inançlarında sevgi yok. Çünkü insanı sevmiyorlar. Çünkü sevgi yerine silahı tercih ediyorlar. Çünkü sürekli makam mevki hırs peşinde koşuyorlar. Çünkü maddeyi seviyorlar. Çünkü madde onları kör ediyor. Çünkü kendi inançlarını kendi öfkelerini kutsallaştırıyorlar. Çünkü halkımızın dindara, mütedeyyine destek verdiğini biliyorlar. Çünkü halkın devlete değil cemaatlere, hiziplere, gruplara, tarikatlara itibar ettiğini biliyorlar. Ama artık halkımız gerçeği görmeye ve anlamaya başladı. Bu arada acaba tüm dindarlar böyle midir diye de kafaları karıştı, inançları hırpalandı. Halkımızda yoğun bir güvensizlik ortamı oluştu. Birbirilerimize kuşkulu gözlerle bakmaya başladık. Çünkü Dinin altını oyanlar toplumda gün geçtikçe güvensizlik ortamının doğmasına sebep oldu, oluyor.
İşte Sevgili Okuyucular!
Bu ülkede düzensiz ve karmaşa dolu bir toplum oluşmasına böyle dindarlar sebep oldu. Burada bir gerçeğin de altını çizmek istiyorum. Eğer Devlet bir grubu, bir hizbi, bir cemaati siyasi amacı için kullanır ve güçlendirirse akıbet asla hayırla sonuçlanmaz.
Dinde siyaseti siyasette dini arayanlar dinin de devletinde altını oyarlar. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Burada bütün dindarları aynı kefeye koymanın da haksızlık olduğunu biliyorum.
Bizim sözünü ettiğimiz, dindarlığını göklere çıkarıp ilahi doğaçlama konusundaki becerilerini rüyalarla, gözyaşları ile insanları etkilemeye çalışan dindarlardır. Bu dindarlar gördükleri rüyalarını unutuyor, aldıkları mesajları tersine uyguluyorlar, hiç tereddüt etmeden aynı inancı paylaşanlar üzerine yıldırımlar yağdırmaktan çekinmiyorlar.

Share
979 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • RÜZGÂR ENERJİSİ NEDİR

    23 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

    Rüzgâr enerjisi, doğal, yenilenebilir, temiz ve sonsuz bir güç olup kaynağı güneştir. Güneşin dünyaya gönderdiği enerjinin %1-2 gibi küçük bir miktarı rüzgâr enerjisine dönüşmektedir. Güneş ışınları, yeryüzünde bir yandan farklı sıcaklık, basınç ve nem oluştururken bir yandan da yeryüzünün ısınmasına ve soğumasına sebep olmaktadır. Yeryüzünün farklı şekilde ısınması ve soğuması ile ortaya çıkan kuvvetler ise hava hareketlerini meydana getirmektedir. Bir hava kütlesi mevcut durumundan daha fazla ısınırsa atmosferin yukarısına doğru yükselir ve...
  • GESİ BAĞLARI TÜRKÜSÜ ÜZERİNE

    23 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

    “Terk edilmek, ölümün öteki adıdır” Bu söz 1924 yılında Kayseri'den Yunanistan'a göçürülen bir Rum/Karamanî vatandaşımıza aittir. Elbette bir insanın ve milletin köklerinden koparılması çok zor bir olaydır. Değil vatandan ayrılış, gurbete düşmek bile ayrı bir acıdır. Bunu ancak yaşayanlar iyi bilir. Örnek olarak bu gerçeği acı tecrübeleriyle yaşayan talihsiz Şehzade Sultan Cem bir gazelinde şöyle belirtir: Gahi vatan gurbetlenir, gâhi gurbet vatanlanır. Ki, ne pahasına ! Edebiyatımızda; halk felsefesi olan atasözlerimizde, deyimlerimizde ...
  • ŞİŞEDEN ÇIKAN MEKTUP

    16 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

      Şişeden çıkan mektubu Ali Atalay ağabeyim bana gönderdi.Çağdaş Develi Gazetemiz okuyucularıyla paylaşmak istedim.İşte o mektup. Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Cami´nin 1990´li yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıklarını anlatıyor. “Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültes...
  • SABIRSIZLIK GÜNÜ

    16 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

    Gerçek hayatta işler her zaman bizim istediğimiz hızda yürümez. Hayatımızda zaman zaman meşakkatli, zor, doğal engeller, beklenmedik olaylar ve çeşitli güçlüklerle karşılarız. Bu durum bazılarımızı ziyadesiyle yorar ve yıpratır. Bu nedenle hayatı her an aynı seviyede yaşamak zordur. Yaşadığımız süreçte herkesin sabrını zorlayan ya da taşıran bazı durumlar vardır. Sabır, İnsanın başına gelen kötü olaylar, kaza ve belalar karşısında telâşa kapılmadan dayanıp direnmesidir. Sabır hayatımızın vazgeçilmezleri arasındadır. Sabır, baştan çıkartıcı et...