logo

HUKUK DEVLETİ GÜNÜ


Mustafa ÇEKEMOĞLU
cegmecioglu@cagdasdeveligazetesi.com.tr
Hukuk, Arapça bir sözcük olup, haklar anlamına gelmektedir. Türkçede hukuk sözcüğü daha ziyade tekil olarak kullanılmaktadır. Toplum halinde yaşayan insanların birbirleriyle ve toplumla ilişkilerini düzenleyen ve kendilerine uyulması devletin zorlayıcı gücü ile güvence altına alınan kurallara da “Hukuk Kuralları” denir. 

“Hukuk Devletinin” birden çok tanımı olmakla beraber en temel tanımı, faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan, vatandaşlarına hukuk güvenliği sağlayan, yönetilenlerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan, yönetimde keyfiliğin egemen olmamasını sağlayan ve kendisini hukukla sınırlayan devlet demektir. Bir hukuk devletinde hukuka uymak sadece vatandaşlar için değil, devlet için de zorunludur.
Hukuk Devleti kavramı ilk olarak 18. Yüzyılın sonu ile 19. Yüzyılının başında Almanya’da ortaya atılmıştır. Hukuk devletinin kurumsal olarak ortaya çıkışı Fransız Devrimi ile gerçekleştirilmiştir. Fransız Devriminden bu yana “Polis Devleti” anlayışı yerini “Hukuk Devleti” anlayışına bırakmıştır. Hukuk devletinin birinci koşulu temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınmasıdır. Zira hukuk devleti anlayışı ile insan haklarının gelişimi aynı paralel de gerçekleşmiştir.
Hukuk devleti anlayışı, Türklerin kurdukları ilk devletlerden itibaren hep var olmuş, bu anlayışları İslamiyet’i kabul etmelerinden sonra devam etmiş, günümüzde de hala devam etmektedir. Bu anlayış, İslamiyet’ten önceki dönemde töre hukuku ile İslamiyet’ten sonraki dönemde şer’i ve örfi hukukla, Cumhuriyet döneminde ise çağdaş anayasaların temel hükümleri ile kendini göstermiştir. Ülkemizde hukuk devletinin gelişimi Tanzimat’tan önceki dönem, Meşrutiyet dönemi ve Cumhuriyet dönemi olarak bir süreklilik arz etmektedir.
Tanzimat dönemini başlatan “Gülhane Hattı Hümayunu”, “Islahat Fermanı” ve “Fermanı Adalet” hukuk devleti açısından önemli belgelerdir. Tanzimat döneminde bazı temel hakların güvenlik altına alınması mahkemelerin bağımsızlığı ve yönetimin yargı yoluyla denetimi konusunda ilk adımlar atılmıştır.
Hukuk devleti açısında önemli gelişmeler Cumhuriyet döneminde olmuştur. Cumhuriyet dönemi kendi içerisinde üçe ayrılmış olup, 1924 Anayasası dönemi, 1961 Anayasası dönemi ve 1982 Anayasası dönemidir.
Türkiye Cumhuriyeti, ‘Hukuk Devleti’ ilkesini 1961 Anayasasından itibaren, açıkça anayasal bir ilke olarak benimsemesine rağmen, bu ilkenin gerçekten hayata geçip geçmediği konusunda, günümüze kadar meydana gelen çeşitli olaylar ve uygulamalar nedeniyle, her zaman ciddi tartışmalar ve soru işaretleri söz konusu olmuştur.
Zaman zaman bürokraside, zaman zaman da siyasi alanlarda görülen bazı sorunlar hukuk devleti ilkesine zarar vermektedir. Türkiye’de hukuk devletini zedeleyen en önemli etken, yürütme veya yasama kuvvetini kullananların, bu kuvvetleri keyfi veya siyasi, kişisel çıkar elde etme amaçlı kullanmalarıdır. En başta, bir devletin hukuk devleti olduğundan bahsedebilmek için, o devletin gerçekte ne kadar hukuk devleti ilkelerine bağlı olduğuna bakmak gerekir. Yani, sadece devletin yasalarında, hukuk devletinden ve ilkelerinden bahsetmesi yeterli değildir. Bu sebeple, hukuk devleti ilkesini gerçekleştirmeye yönelik hareketler, toplumu doğrudan ve olumlu bir biçimde etkileyecek hareketler olmalıdır.
1993 yılından beri 5 Mart’ta “Hukuk Devleti Günü” kutlanmaktadır. Hukuk devleti, istisnasız tüm idari işlem ve eylemlerin, yargı eliyle incelendiği, değerlendirildiği ve hukuka aykırılıkların ortadan kaldırıldığı ideal bir yönetim ilkesidir. Bu itibarla hukuka bağlı, şeffaf, denetlenebilen ve hesap vermekten çekinmeyen bir idarenin, insanlara güven vereceğini ve daha sağlam temellere oturacağını bilmemizde fayda vardır.

Share
1265 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÜNYA AİLE GÜNÜ

    14 Mayıs 2019 Köşe Yazarları

    Aile, evlilik ve kan bağına dayanan, anne, baba, çocuklardan oluşan en küçük sosyal gruptur. Toplum, ailelerden oluşmaktadır. Bu nedenle aile, toplumun temeli kabul edilmektedir. Sevgi, saygı, gelenek ve görenek gibi değerler öncelikle ailede kazanılmaktadır. Ayni zamanda aile, inançların, ahlaki davranışların, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma gibi değerlerin öğrenildiği yerdir. Aile, bir bireyin ilk eğitimini aldığı, yanlışı doğruyu gördüğü ve öğrendiği bir kurumdur. Aile denilince genellikle bir evde oturan anne ve baba ile varsa onların e...
  • HUZUR DERSLERİ VE DEVELİOĞLU ALİ RIZA EFENDİ

    14 Mayıs 2019 Köşe Yazarları

    Osmanlı sarayında eğitim konusunda en önemli konulardan ”Huzur Dersleri” ve “ Enderun Metebi” dir. Huzur derslerinin temel amacı, başkanlığını Osmanlı hükümdarının başkanlığında toplana 100-120 kadar seçkin din adamıyla yapılan Kur’an tefsirleri, yorumları ve münazaralardır. Enderun mektebi ise, devlet adamı yetiştirmek amacıyla kurulmuş bir özel saray mektebidir. Osmanlı ramazanlarında ilgi çekici uygulamalardan birisi ”Huzur Dersleri” dir. Derslerde bir grup Osmalı uleması, padişahın huzurunda din üzerinde konuşurlar ,değişik dinî konularda ...
  • İŞ İNSANI KAZIM AKSU” NUN HAYATTAN GÜNCELER” KONFERANSI

    14 Mayıs 2019 Köşe Yazarları

      27.04.2019 tarihinde Develi ve Yöresi Kültür Dayanışma Derneğimizde “Ayın Konuşmacısı” programının konuğu Aksal Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Aksuydu. Program sunucu Ayşenur Serbest’in açılış konuşması ardından katılımcılara takdim ile devam etti. Dernek Başkanı olarak ben bir selamlama konuşması yaptım. Konuşmacı iş insanı Kazım Aksu’ya ve Nisan Ayı bursunu ve burs sonrası ikramı veren Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Karaca’ya teşekkür ettim. Konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet ettim. Yönetim Kurulu Üyemiz Turan Aksu ağabe...
  • Daha Az Otomobil Daha Çok Bisiklet

    09 Mayıs 2019 Köşe Yazarları

    Ben yazarken okuyorum, araştırıyorum öyle yazıyorum.Ama arada bir okuduğum yazıları sizinle paylaşmak istiyorum. Bu bisiklet olayına girerken kafadan ezbere girmedim.Okuyarak, araştırarak, yerinde görerek, deneyimleyerek girdim.Sanmayınki kafamdan uydurarak yazıyorum.Alın işte size takip ettiğim kişi Pınar Pinzuti’nin yazısını şuraya koyuyorum.Umarım bizi daha iyi anlarsınız: “Sıkışıklığın Çözümü: Daha az otomobil, daha çok bisiklet! Bunu 10 yaşındaki bir kız çocuğu anladığına göre, belediye başkanlarının zeki olmasalar da çözümü kavrayabilec...