logo

GİYİMKENT BAŞKANI MUZAFFER CEVİZLİ’NİN ERMENİ SOYKIRIMI MESELESİ KONFERANSI (2)


Orhan CEBECİ
orhan@cagdasdeveligazetesi.com.tr

1071 Anadolu’nun fethinden sonra Selçuklu ve Osmanlı Devleti’nde yüzyıllarca süren hoşgörü sayesinde dini sosyal ve kültürel kimliklerini koruyup, geliştiren Ermeniler ticarette, zanaatta öne çıkmışlar, Devlet bürokrasisinde önemli görevler almışlardı.
Osmanlı Devleti bu yüzden millet-i sadıka yani sadık millet adını verdiği Ermeniler 19.yüzyıla kadar huzur ve güven içinde yaşamışlar.Balkan Devletleri’nin isyan edip bağımsızlıklarına kavuşmaları, Avrupa’da gelişen milliyetçilik akımları Rusların, İngilizlerin, Fransızların Kışkırtmaları neticesinde Ermenilerin bir kısmı Osmanlı toprakları içinde bağımsız devlet kurma hayaline kapıldılar.
1887’de Hınçak, 1890 yılında Daşnaksutyun Derneklerini kurarak Ermeni Çeteleri silahlandırıp Türk köylerine saldırmaya başladılar. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde isyanlar çıkardılar. Osmanlı Banka’sının basılması, Kumkapı olayları Sason isyanları, Merzifon, Yozgat Kayseri, Zeykun, Van isyanı Abdülhamit’e suikast Malatya, Trabzon, Urfa, Diyarbakır, Erzincan, Siverek, Harput,Bitlis, Arapgir, Muş, olayları baş gösteriyor.
Ermeni İsyanları:
Hınçak adlı derneğin programında hedeflenen amaca ulaşmak için propaganda, ajitasyon terörizm, ve yıkıcı faaliyetler yöntemi tercih etmişlerdir. Daşnaksutyun söylemi ise: Türkü, Kürdü nerede ve hangi şartlarda görürsen öldür, sözünden dönen Ermeni hainleri öldür, intikam al. Bu iki zararlı derneklerin faaliyetleri neticesinde 1880 yılından Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar 50’nin üzerinde isyana kalkışmışlardır.
Bunların terörü seçmelerinin iki sebebi vardı. Birincisi; bağımsız devlet kurmayı amaçladıkları bölgedeki müslüman çoğunluğu ya katlederek ya da göçe zorlayarak bölgede çoğunluğu sağlamak meydana gelen olayları batı dünyasında Ermeniler katlediliyor diyerek, Avrupalı devletlerin Ermeniler lehine askeri ve siyasi müdahalesini sağlamaktı.
Osmanlı Devleti’nin İtilaf Devletleri’ne karşı Almanya’nın yanında 1.Dünya Savaşına girmesi Ermeni milliyetçileri tarafından bağımsız Ermenistan’ın kurulması için büyük bir fırsat olarak görülmüş Rusya, İngiltere ve Fransa’nın yanında yer almışlardır.
Osmanlı Ordusu’nun Sarıkamış’ta Rusya’ya yenilmesi ve arkasından İngiltere ve Fransa’nın Çanakkale’ye saldırmasına parelel olarak Ermeni komiteciler Osmanlı Ordularını arkadan vurmak ve ikmal yollarını kesmek için harekete geçmişler ve silahlı isyanlara başlamışlardır.
24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni komiteleri kapatıldı. Dernek,vakıf ve çetecilerden 2345 kişi devlet aleyhine faaliyet bulunmaktan tutuklandı ve hapse atıldı. Osmanlı Hükümeti Ermeni Patriğine, Ermeni asıllı Milletvekillerine ve Cematin ileri gelenlerine, Ermeni Çetelerinin, Müslümanları arkadan vurmaya ve katletmeye devam etmeleri halinde gerekli tedbirleri alacağını bildirmiştir…
27 Mayıs 1915 Tehcir Kanunu:
27 Mayıs 1915’te Tehcir Kanunu [ iskan ] çıkar. Katolik ve Protestan Mezhebine mensup olanların yanı sıra Osmanlı Ordusu’nda subay olanların yakınları, hasta, özürlü, sakat, yaşlı ve yetim, dul, kadınlar devlet memurları ve aileleri, Tehcire tabi tutulmamıştır. Diğerleri Anadolu içinden, Devletin sınırları içinde olan Urfa, Halep, Beyrut, Rakka ve Deyr-i Zor’a gönderilmiş. Bunların giderken güvenlikleri sağlanıp ihtiyaçları karşılanmıştır.
Yolculuk sırasında Ermeni kafilelerine saldırarak yağma yapan can ve mallarını gasp eden Arap ve Kürt çetecilerin 1673 kişi Divan-I Harbe verilip yargılandılar. 67 kişi idam 68 kişi kürek cezası, 524 kişi ise 2 ile 10 yıl arasında hapis cezalarına çarptırıldı. Yani suçlular devlet tarafından mahkemeye çıkarılıp cezalandırılmştır. Tehcire tabi olanlar yanlarında mallarını götürmelerine izin verilmiş, götüremeyecek mülkleri ve mallarıda evrak-ı metruke adlı defterlere kaydedilmiş. Geri dönenlere iade edilmiştir. 25 KASIM 1915 kanunla tehcir durdurulmuştur. 15 MART 1916 tarinde ise genel bir emir ile tehcirin tamamen sona erdiği bildirilmiştir.
31 Aralık 1918 yılında bir kararname ile geri dönmek isteyenlerin eski yerlerine müsade edilmiştir. Ermeni Patrikhanesi’nin kayıtlarına göre geri dönen nüfusu 644.900 kişidir. Dünya’da Ermeniler bu iskan yer değiştirme uygulamasını soykırım olduğunu iddia ederek 1.500.000 bin Ermeni’nin katledildiğini iddia etmektedirler. Tehcirde yolda salgın hastalıklardan, çetelerin saldırısından 8 bin ile 12 bin insan ölmüştür. KESİNLİKLE TOPLU ÖLDÜRME KATLİAM OLMAMIŞTIR
1914 Nüfus sayımına göre Ermeni nüfusu 1.294.300 kişidir. Bunların iddaları 1.500.000 bin olmayan nüfusun bile katledildiğini iddia etmektedirler. Soykırım; bir grubu, bir kitleyi, bir millet ya da dini bir gurubu, sistemli birşekilde, tamamen ortadan kaldırmayı belirten bir kavramdır.
Alman belgelerinde aynen şu yazıyor: Eğer Türk Ordusu olmasaydı Ermeniler, Kürtler tarafından öldürülürdü.Tehcirkararı alınmadan önce son bir senede Ermeni Çeteleri tarafından öldürülen Türk sayısı 128.000 kişidir. Van civarında ise 80.000 Türk’ü katlettiler. Bugün Dünya’da 29 Ülke Ermeni soykırımını iddalarını tanımaktadir. Malesef Lübnan ve Suriye gibi müslüman olduklarını iddia eden iki ülke bunu tanımıştır. Bunun sebebi ise Ermeni diaspora yalanlarına inandırmaları bir kısmı da Türkiye Cumhuriyetini siyasi kıskaca almak, Türk düşmanlığı sebebleri ile bu kararları almışlardır.
Ünlü Tarihçilerin Yorumları:
Ünlü tarihçi GuenterLewy: Önce kararın değerlendirilmesi gerekir diyor. İsyanları etkisiz kılmak için zorunlu olarak alınan bir karardır, diyor. Diğer bir ünlü tarihçi Andrew Mongo’da: Tehcir kararının önceden düşünülmüş bir karar değil, büyük planın parçası değil, isyanlar neticesinde alınmış bir karar değil, isyanların neticesi demektir.
Bernat Levis gibi ünlü tarihçi: Soykırım yoktur dediği için Fransa’da cezalandırılmıştır. Louisville Üniversitesi Tarih Profösörü Justin McCARTHY, elimizde binlerce belge var. Bu belgeler Türklerin değil Ermenilerin soykırım yaptığını gösterir. Bir devletin vatandaşlarının yönetime başkaldırmasına karşı önlem almasının soykırım sayılmayacağını, Ermeniler yaşadıkları devlete başkaldırdılar, bunun adı isyandır, demektedir.
Blue Book (Mavi Kitap)
Ermeni soykırımının dayanağı olan Blue Book (Mavi Kitap) adlı kitabın yazarı tarihçi Arnolt Tonbee ölmeden önce Blue Book kitabının düzmece olduğunu itiraf etmiştir.
Türk Devleti, Ermeni Devleti’ne tarihçilerden bir komisyon kuralım, bunlar tesbitini yapsın demesine rağmen karşılık bulmamış.Osmanlı arşivleri bu konuda açık olmasına rağmen Ermenistan arşivlerini açmamıştır. Madem bu kadar Ermeni katledilmiştir, gelin bize bir tane toplu mezar yeri gösterin. Beraber bulalım, çıkarsa sizin iddalarınızı kabul edeceğiz, demesine rağmen buna da yanaşmamaktadırlar. Bunların amacı, önce tanımamızı sonar da Tazminat ödememizi daha sonra da toprak talebini gündeme getirmekdir.
Türkiye’de Azınlıkların nüfusu, Ermeni komitacıların yaptığı zulümler, ele geçen silahlar, birçok belge slâytla gösterildi. Ayın konuşmacısı programının sonunda Başkan Muzaffer Cevizli’ye konferans anısına teşekkür plaketi ile birlikte araştırmacı yazar Abdullah Ayata’nın ”Son Ermeni” romanın son baskısı takdim edildi.
Tarih Bölümünde okuyan öğrencimiz Ayşegül Şahaner’e Abdullah Ayata kardeşimin özel olarak gönderdiği Son Ermeni romanını hediye ettim. Başkan Cevizli ve Yönetim Kurulu Üyemiz Turan Aksu’nun yemek ikramının ardından geçmişlerimiz için yemek duası yapıldı. Günün anısına toplu fotoğraf çekildi. Bursiyerler öğrencilerimizin bursları derneğimizin Mali Sekreteri Yusuf Palamut tarafından dağıtılmasıyla “Ayın Konuşmacısı” programı son erdi.

Share
1542 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÜNYA AİLE GÜNÜ

    14 Mayıs 2019 Köşe Yazarları

    Aile, evlilik ve kan bağına dayanan, anne, baba, çocuklardan oluşan en küçük sosyal gruptur. Toplum, ailelerden oluşmaktadır. Bu nedenle aile, toplumun temeli kabul edilmektedir. Sevgi, saygı, gelenek ve görenek gibi değerler öncelikle ailede kazanılmaktadır. Ayni zamanda aile, inançların, ahlaki davranışların, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma gibi değerlerin öğrenildiği yerdir. Aile, bir bireyin ilk eğitimini aldığı, yanlışı doğruyu gördüğü ve öğrendiği bir kurumdur. Aile denilince genellikle bir evde oturan anne ve baba ile varsa onların e...
  • HUZUR DERSLERİ VE DEVELİOĞLU ALİ RIZA EFENDİ

    14 Mayıs 2019 Köşe Yazarları

    Osmanlı sarayında eğitim konusunda en önemli konulardan ”Huzur Dersleri” ve “ Enderun Metebi” dir. Huzur derslerinin temel amacı, başkanlığını Osmanlı hükümdarının başkanlığında toplana 100-120 kadar seçkin din adamıyla yapılan Kur’an tefsirleri, yorumları ve münazaralardır. Enderun mektebi ise, devlet adamı yetiştirmek amacıyla kurulmuş bir özel saray mektebidir. Osmanlı ramazanlarında ilgi çekici uygulamalardan birisi ”Huzur Dersleri” dir. Derslerde bir grup Osmalı uleması, padişahın huzurunda din üzerinde konuşurlar ,değişik dinî konularda ...
  • İŞ İNSANI KAZIM AKSU” NUN HAYATTAN GÜNCELER” KONFERANSI

    14 Mayıs 2019 Köşe Yazarları

      27.04.2019 tarihinde Develi ve Yöresi Kültür Dayanışma Derneğimizde “Ayın Konuşmacısı” programının konuğu Aksal Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Aksuydu. Program sunucu Ayşenur Serbest’in açılış konuşması ardından katılımcılara takdim ile devam etti. Dernek Başkanı olarak ben bir selamlama konuşması yaptım. Konuşmacı iş insanı Kazım Aksu’ya ve Nisan Ayı bursunu ve burs sonrası ikramı veren Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Karaca’ya teşekkür ettim. Konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet ettim. Yönetim Kurulu Üyemiz Turan Aksu ağabe...
  • Daha Az Otomobil Daha Çok Bisiklet

    09 Mayıs 2019 Köşe Yazarları

    Ben yazarken okuyorum, araştırıyorum öyle yazıyorum.Ama arada bir okuduğum yazıları sizinle paylaşmak istiyorum. Bu bisiklet olayına girerken kafadan ezbere girmedim.Okuyarak, araştırarak, yerinde görerek, deneyimleyerek girdim.Sanmayınki kafamdan uydurarak yazıyorum.Alın işte size takip ettiğim kişi Pınar Pinzuti’nin yazısını şuraya koyuyorum.Umarım bizi daha iyi anlarsınız: “Sıkışıklığın Çözümü: Daha az otomobil, daha çok bisiklet! Bunu 10 yaşındaki bir kız çocuğu anladığına göre, belediye başkanlarının zeki olmasalar da çözümü kavrayabilec...