logo

ENGELLİLER HAFTASI


Mustafa ÇEKEMOĞLU
cegmecioglu@cagdasdeveligazetesi.com.tr

“Engelli kişi”, doğum öncesi veya doğum sonrası çeşitli nedenlerle psikolojik, bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yeteneklerinde belli ölçüde fonksiyon kaybına uğraması nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlamada ve günlük ihtiyaçları karşılamada güçlükleri olan kişiyi ifade etmektedir. Doğuştan, bir hastalık nedeniyle veya bir kaza sonucu bedensel veya ruhsal bozukluğu olan insanlara da “Engelli” denilmektedir.
Akraba evliliği, gebelik öncesi veya gebelik sırasında annenin ilaç, alkol veya uyuşturucu madde alması, doğum anında olabilecek hatalar, aşıların zamanında yapılmaması gibi durumlar, zihinsel ve bedensel engellere sebep olabilmektedir.
Günümüz Türkiye’sinde engellilerin toplumla bütünleşme yönünde yoğun sorunlar içinde yaşadıkları bilinmektedir. Engellilerimizin çok büyük bir kısmı toplumdan soyutlanmış bir şekilde hayatlarını sürdürmek zorunda kalmaktadır. Bu durum, gelişmiş bir toplum olmayı hedefleyen ülkemizin önemli bir sorunudur. Engelli vatandaşlarımızı toplumun her kesiminde görmek, onları üreten bireyler haline getirmek bugün için yapılması gereken en öncelikli işlerdendir.
Engellilere acıyarak, ya da onlara bakıp duygulanarak sorunları çözemeyiz. Onların da yapabileceği işler mutlaka vardır. Engellilerin çalışmalarına ve iş sahibi olmalarına yardımcı olmak zorundayız. Kanunlarımız, işyerlerinde çalışan her yüz kişiden ikisinin engelli kişi olmasını zorunlu kılmıştır.
Engelliler Haftası, 1992 yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Hem ülkemizde hem de Birleşmiş Milletlere üye 156 ülkede, her yıl 10 – 16 Mayıs tarihleri arası “Engelliler Haftası” çerçevesinde etkinlikler düzenlenmektedir. Engelliler Haftası, okullarda belirli bir program dâhilinde işlenmektedir.
Türkçede genel düzeyde engelli, özürlü, sakat sözcükleri aslında aralarında anlam farkları olduğu halde aynı anlama gelmek üzere kullanılmaktadır. Genelde tüm engelliler için yaşanan bu karmaşa belirli engelli kümeleri için de geçerlidir. Örneğin kör, âmâ görme özürlü, az gören vb. bu sözcükler değişik anlamlar taşıdıkları gibi yer yer aynı anlama gelmek üzere de kullanılabilmektedir. Bu durum insanlar üzerinde ve yorumlarda zihin karışıklığı yaratabilmektedir.
Diğer taraftan engellinin kim, engelliliğin de ne olduğu açık bir biçimde ortaya konmayınca, engellilere yönelik geliştirilecek politikaların, yasaların ve hizmetlerin kapsamı da belirsizleşmektedir. Bu belirsizlik de uygulamada pek çok sorunun çıkmasına sebep olmaktadır. Ayrıca adlandırmadaki karmaşa ve tanım güçlüğü engellilerin kendilerini anlatmasını ve diğerlerinin de onları anlamasını zorlaştırmaktadır.
Bu itibarla, engelli insanlara acımak yerine, onları hayata bağlayacak davranışlarda bulunup, yaşamlarını kolaylaştırmalıyız. Dünyada hiç kimsenin isteyerek engelli olmadığını unutmayalım. Engellilere yolda, taşıtlarda ve geçitlerde yardımcı olarak yaşamlarını kolaylaştıralım. Onları üzmemeye, kırmamaya ve hayata küstürmemeye gayret gösterelim. Unutmayalım ki hayatımızın bir yerinde, bir nedenle biz de engelli olabiliriz. Her insanın başına gelebilecek olan bu durum karşısında duyarlı olmalıyız.

Share
767 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BELGELERLE İSTİKLAL MARŞI TARİHİ

    11 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Ülkelerin millî marşları çok önemlidir. O milletlerin millî heyecanlarını ,hürriyet ve özgürlük düşüncelerini, kahramanlıkları ve manevi değerleriyle örülmüş, milletleri heyecanlandıran kahramanlık şiirleridir. Aslında marşlar yürüyüş musikisi taşırlar. Çoğunlukla milletlerin en zor zamanlarında moral unsuru olarak ortaya çıkar. Osmanlıda 300 bin kişilik orduyu düzgün bir şekilde yürüten ve savaş anında orduyu heyecanlandıran, coşturan ve moral veren büyük “Mehtaran Bölüğü” idi. Osmanlı devleti 1.Dünya savaşında mağlup sayılıp, Sevr Antlaşması...
  • Göçlerde; Her An Endişe, Hüzün, Özlem, Hasret ve Gözyaşı Vardı

    11 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

      Göç Bizim Kaderimizdi kitabının adeta bir özeti. Aslında bir iki makaleye yazıya sığmayacak bir kitap. Eski bir atasözü Kırk katır mı? kırk satır mı? Elbette kayıt altına alınan her bilgi değerlidir. Hatırat olması, bilgi ve belge sunması bakımından çok önemsediğim için kitabın son bölümünden bu bölümü de okuyucuyla paylaşmak istedim. Eğitimci, yazar İlhami Şekercioğlu; hatıratı neden yazdığını aşağıdaki cümlelerle şöyle özetliyor. Tarihe baktığımızda insanoğlunun varlığı ile birlikte peygamberlerin bir kısmının da dâhil olduğu farkl...
  • GÖZ RENKLERİNİN KARAKTERE ETKİSİ

    11 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Karşınızdaki insanın kişiliğini gözlerine bakarak anlamanız mümkündür. Çünkü gözler yalan söylemez. Gözlerin şeklinden rengine kadar her ayrıntı farklı bir kişilik özelliğini işaret etmektedir. Her ne kadar bilimsel olarak göz renginin karakter analizini birebir yansıttığı kanıtlanmamış olsa da çoğu uzmana göre göz rengi genetik olarak aktarıldığı için karakterimizde büyük rol oynamaktadır. İsveç'teki Orebro Üniversitesindeki araştırmacılar, göz renklerinin insanların karakterlerini yansıtıp yansıtmadığı yönünde bir çalışmaya imza attılar. Ara...
  • İLHAMİ ŞEKERCİOĞLU VE GÖÇ BİZİM KADERİMİZDİ

    05 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

      Çok acele olarak ayrılmak durumunda kalırlar. Mustafa Hafız'ın eşi Gülşen Çulhaoğlu'nun çocuklarına anlattığı gibi yiyeceklerini bile almaya zamanları yoktur. Artık göç başlamıştır. Geçtikleri yerdeki bir köye ulaşırlar. Köy, Rus korkusundan henüz boşaltılmıştır. Yiyecek bulma ümidiyle evlere bakarlar. Bu köyden ayrılanlar o kadar acil ayrılma durumunda kalırlar ki yiyeceklerini bile yanlarına alamazlar. Uğradıkları birkaç evde mısır unu, tereyağı ve pekmez bulurlar. Unu yağ ile kavurup, pekmezle karıştırır un helvası yaparlar. Bu yol...