logo

DÜNYA ASTIM GÜNÜ


Mustafa ÇEKEMOĞLU
cegmecioglu@cagdasdeveligazetesi.com.tr

Astım, dünyada en sık karşılaşılan kronik hastalıklardan biridir. Yapılan birçok çalışmada, son yıllarda astımın görülme sıklığında artış olduğu ve özellikle çocuklarda daha sık görüldüğü belirtilmektedir. Astım atak ve remisyon (Hastalığın gerilemesi) dönemleri ile seyreden bir hastalıktır.
Astım akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan ve alevlenmeler (Ataklar) ile seyreden müzmin (Kronik) bir akciğer hastalığıdır. Hava yollarındaki bu daralmanın nedeni mikrobik olmayan bir tür iltihap nedeniyle hava yolu duvarının şişmesidir.
Uzman doktorların ifadelerine göre astım; Genellikle çocuklarda tekrar eden öksürük, nefes alıp verirken ortaya çıkan hırıltı, hışıltı, ıslık sesi gibi nefes darlığı gibi belirtilerde kendini göstermektedir. Geceleri ve sabah kalkındığında öksürme, koşma ve ağlama sonrası öksürük, nezle ve gribin uzun sürmesi, göğse inmesi, burun akıntısı, burun tıkanıklığı gibi sorunlar, çok sık hastalanma ve çok sık antibiyotik kullanımı gibi belirtiler astımı düşündüreceğini ifade etmektedirler. Genellikle çocuklarda besin alerjilerini astım takip etmektedir. Dolayısıyla besin alerjili çocukların yakın takibi önemlidir.
Yine konunun uzmanlarına göre ataklar, hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Hastalığın kontrol altına alınmasında tedavi kadar hastaların eğitimi de gerekmektedir. Astımlı hastalara yapılan eğitim, hastanın yaşam kalitesini yükselmesini aynı zamanda da sağlık bakım harcamalarının azalmasını sağlayacaktır.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından, her yılın Mayıs ayının ilk Salı günü “Dünya Astım Günü” olarak kabul edilmiştir. Dünya Astım Gününün kutlanmasının amacı; Toplumun astım hastalığı ve bu hastalığın sebepleri ve sonuçları hakkında bilgi sahibi olmamasının sağlanmasıdır.
Astım ve diğer alerjik hastalıkların sıklığı dünyada ve ülkemizde giderek artmaktadır. Çocuklarda görülen kronik hastalıkların en başında yer almaktadır. Dünyada yaklaşık 300 milyon kadar astımlı hasta olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde ise yaklaşık her 12-13 erişkinden biri ve 7-8 çocuktan biri astım hastasıdır. Astımın görülme sıklığı yıllar içinde giderek artmaktadır.
Uzmanlara göre astım, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin etkisi ile ortaya çıktığı ifade edilmektedir. Ebeveynlerde alerjik hastalık bulunması çocuklarda astım gelişme riskini artırmaktadır. Çevresel faktörler olarak alerjenler, sigara dumanı, hava kirliliği ve beslenme alışkanlıkları astımın gelişmesinde etkili olmaktadır.
Ev tozu akarları, polenler, hayvan tüyleri, küf mantarları ve hamamböceği gibi alerjenlere karşı duyarlılık astımlı hastalarda çok sık görülmektedir. Yaşadığımız ortamlarda rutubet ve küf olması, sigara dumanına özellikle gebelikte ve erken çocukluk döneminde maruz kalınması astım gelişimi için önemli risk faktörü olduğu belirtilmektedir.
Astım hastalığı kronik olup hasta ve hekim işbirliği ile hastalığın kontrolünün sağlanması mümkündür. Hastanın ve ailenin eğitimi ve hekim ile iyi işbirliğinin kurulması astım kontrolünün sağlanmasının en önemli basamağıdır. Bu işbirliğinin sağlanması ve hastanın eğitimi için tüm imkânlar kullanılmalıdır. Bu sayede astım daha kolay bir şekilde kontrol altına alınabilir.
Uygun ilaç tedavisiyle astımlılar iş ve okul dâhil günlük yaşamlarına, hastalık nedeniyle herhangi bir kısıtlanma olmadan devam edebilirler. Astım ilaçlarının büyük bir kısmı soluk alma yoluyla kullanılan ilaçlardır. Bu yolla daha az yan etkiyle direk hava yollarında istenen tedavi edici etkiyi oluştururlar.
Sonuç olarak astımlı hastalarımız yaşamlarını istediği şekilde sürdürebilir. Astım buna engel değildir. Astımdan korkmayın, aksine barışık olun.

Share
1074 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BELGELERLE İSTİKLAL MARŞI TARİHİ

    11 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Ülkelerin millî marşları çok önemlidir. O milletlerin millî heyecanlarını ,hürriyet ve özgürlük düşüncelerini, kahramanlıkları ve manevi değerleriyle örülmüş, milletleri heyecanlandıran kahramanlık şiirleridir. Aslında marşlar yürüyüş musikisi taşırlar. Çoğunlukla milletlerin en zor zamanlarında moral unsuru olarak ortaya çıkar. Osmanlıda 300 bin kişilik orduyu düzgün bir şekilde yürüten ve savaş anında orduyu heyecanlandıran, coşturan ve moral veren büyük “Mehtaran Bölüğü” idi. Osmanlı devleti 1.Dünya savaşında mağlup sayılıp, Sevr Antlaşması...
  • Göçlerde; Her An Endişe, Hüzün, Özlem, Hasret ve Gözyaşı Vardı

    11 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

      Göç Bizim Kaderimizdi kitabının adeta bir özeti. Aslında bir iki makaleye yazıya sığmayacak bir kitap. Eski bir atasözü Kırk katır mı? kırk satır mı? Elbette kayıt altına alınan her bilgi değerlidir. Hatırat olması, bilgi ve belge sunması bakımından çok önemsediğim için kitabın son bölümünden bu bölümü de okuyucuyla paylaşmak istedim. Eğitimci, yazar İlhami Şekercioğlu; hatıratı neden yazdığını aşağıdaki cümlelerle şöyle özetliyor. Tarihe baktığımızda insanoğlunun varlığı ile birlikte peygamberlerin bir kısmının da dâhil olduğu farkl...
  • GÖZ RENKLERİNİN KARAKTERE ETKİSİ

    11 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Karşınızdaki insanın kişiliğini gözlerine bakarak anlamanız mümkündür. Çünkü gözler yalan söylemez. Gözlerin şeklinden rengine kadar her ayrıntı farklı bir kişilik özelliğini işaret etmektedir. Her ne kadar bilimsel olarak göz renginin karakter analizini birebir yansıttığı kanıtlanmamış olsa da çoğu uzmana göre göz rengi genetik olarak aktarıldığı için karakterimizde büyük rol oynamaktadır. İsveç'teki Orebro Üniversitesindeki araştırmacılar, göz renklerinin insanların karakterlerini yansıtıp yansıtmadığı yönünde bir çalışmaya imza attılar. Ara...
  • İLHAMİ ŞEKERCİOĞLU VE GÖÇ BİZİM KADERİMİZDİ

    05 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

      Çok acele olarak ayrılmak durumunda kalırlar. Mustafa Hafız'ın eşi Gülşen Çulhaoğlu'nun çocuklarına anlattığı gibi yiyeceklerini bile almaya zamanları yoktur. Artık göç başlamıştır. Geçtikleri yerdeki bir köye ulaşırlar. Köy, Rus korkusundan henüz boşaltılmıştır. Yiyecek bulma ümidiyle evlere bakarlar. Bu köyden ayrılanlar o kadar acil ayrılma durumunda kalırlar ki yiyeceklerini bile yanlarına alamazlar. Uğradıkları birkaç evde mısır unu, tereyağı ve pekmez bulurlar. Unu yağ ile kavurup, pekmezle karıştırır un helvası yaparlar. Bu yol...