logo

DÜNYA AİDS GÜNÜ


Mustafa ÇEKEMOĞLU
cegmecioglu@cagdasdeveligazetesi.com.tr

Bu hafta ki yazımı, çok önemli gördüğüm ve internette araştırarak hazırladığım son yılların en acımasız hastalığı AİDS hastalığı üzerinedir.
AİDS’in açılımı Acquired İmmuno Deficiency Syndrome kelimelerinin kısaltılması olarak ortaya çıkmış ve “Edinilmiş Yetersiz Bağışıklık Sistemi Sendromu” olarak Türkçeye çevrilmiştir.
AİDS, vücudun bağışıklık sistemini çökerten bulaşıcı bir hastalıktır. Bu hastalığa neden olan virüse HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) adı verilmiştir. HIV virüsü, insanın bağışıklık sisteminin içine yerleşerek bağışıklık sistemini za­yıflatıp insanın hastalanmasına neden olmaktadır. Bunun sonucunda direnci azalan vücutta HİV’in etkisi yanında çeşitli mikroplar deri, solunum, sindirim, merkez sinir sistemi gibi muhtelif doku ve organlara yerleşerek hastalıklar oluşturmaktadır.
HIV, kökeni Güney Afrika olduğu söylense de en kötü sonucu Amerika’da görülmüş ve virüs ilk kez 1 Aralık 1981 tarihinde tanımlanmıştır. 7 yıl sonra hastalıkla ilgili yapılan uluslararası bir konferansta ilk teşhis günü olan 1 Aralık günü “Dünya AIDS Günü” olarak ilan edilmiştir.
Tüm dünyada 1988 yılından bu yana HIV ve AIDS’e yönelik korunma ve farkındalığı arttırmak, insanları bilinçlendirmek amacıyla 1 Aralık “Dünya AIDS Günü”nde birçok kampanyalar, etkinlikler ve çalışmalar yürütülmektedir. “Dünya AİDS Günü”, 1 – 7 Aralık tarihleri boyunca Sağlık Bakanlığı, Sivil Toplum Örgütleri ve Üniversiteler tarafından düzenlenen toplantılarda insanlar, AİDS konusunda bilgili ve duyarlı olmaya çağrılmaktadır.
Bir enfeksiyon hastalığı olan HIV-AİDS hastalığı, alı­nacak tedbirlerle önlenebilir bir hastalıktır. Korunmayı öğrenmek ve uygulamak, tedavisi çok pahalı olan bu hastalıktan daha ekonomiktir. Toplum tarafından dışlanma, işini ve çevresini kay­betme korkusu, okulda normal eğitim görememe kaygıları, AİDS hastalarının kendilerini gizleme nedenlerinin başında gelmektedir.
Bu korku, tedavinin gecikmesine neden olmaktadır. Yapmamız ge­reken, AİDS hastalığına yakalanan insanları dışlamadan onlarla bir­likte yaşayarak bu hastalığa karşı mücadele etmektir. AİDS, dokunma, öpüşme, solunum gibi dış temaslarla bulaşan bir hastalık değildir. Bu nedenle insanların AİDS’li hastalara yaklaşmaması ya da onları toplumdan dışlaması hem gereksiz hem de yanlış bir tutumdur. Çünkü AİDS’li bir hastaya dokunarak veya yanında bulunarak hastalığa yakalanması mümkün değildir. Hastalığın ana bulaşma yolu, kan nakli, cinsel ilişki ve anneden bebeğe olmak üzere üç yolla geçmektedir. Ayrıca uyuşturucu kullanıcıların enjektörlerini paylaşması nedeniyle de bulaşma olmaktadır.
Virüs, vücuda girdikten hemen sonra hastalık görülmez. Ayrıca bu virüsün vücutta bulunduğunu gösteren herhangi bir şikâyet ya da bulgu da yoktur. Ancak yapılan kan tetkikleri sonucu fark edilebilmektedir. HİV bulaştıktan sonra, kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre AİDS hastalığı belirtileri 5 – 10 yıl, belki de daha sonra ortaya çıkabilmektedir. Virüs taşıyan kişi, bu sürede sağlıklı görünüştedir. Gerekli önlemleri almazsa hastalığı başkalarına bulaştırabilir.

Tedavisine geç kalınan hastalıklar, ölümcül tehlikeler doğura­bilir. AİDS de dâhil olmak üzere hastalıktan değil, geç kalmaktan korkmalıyız. Her ne kadar önlemler alınsa da AİDS hastalığının dünyada olduğu gibi yurdumuz için de daha uzun yıllar sorun olacağı dü­şünülmektedir.
Şunu unutmamak gerekir ki tek kişi değil tüm toplum AİDS’in sorumludur. Biz de bu sorumluğu paylaşmaktan ve bu öldürücü virüsün yayılmasını engellemekten sorumlu sayılırız.

Share
888 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÜNYA BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK GÜNÜ

    24 Mayıs 2019 Köşe Yazarları

    Bir bölgedeki bitki, hayvan türlerinin ve çeşitlerinin sayıca zenginliğine, o alanın ne kadar sağlıklı bir yaşam ortamı olmasına “Biyolojik Çeşitlilik” denilmektedir. Her ekosistemin kendine özgü bir biyolojik çeşitliliği bulunmaktadır. Bu itibarla biyolojik çeşitlilik bir doğal zenginliktir. Bir ülkedeki bitki ve hayvan türleri, hem o ülkenin hem de dünyanın biyolojik zenginliği olarak kabul edilmektedir. Ekosistemlerin görevi, canlıların yaşamlarını ve nesillerini sürdürebilmek için uygun ortamın hazırlanmasını sağlamaktır. Ekosistemler, ca...
  • DEVELİ DERNEĞİ’NİN İFTAR YEMEĞİ

    24 Mayıs 2019 Köşe Yazarları

    Tam adı Develiler Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Kayseri'de 2004 yılında bir gurup Develi sevdalısı Develi'li münevverler tarafından kurulmuştur. Uzun yıllar Develi insanı Kayseri'ye mesafeli yaklaşmıştır. Bu bir şekilde Kayseri için böyledir! Bunda Kayseri'nin “Yilli !” tercihleri yani kendisinin dışında diğerlerini dışlama olgusu büyük rol oynamıştır. Diğer bir sebep Develi'nin nüfus yoğunluğu, kazalar içerisinde kültür genişliği ve ekonomik kalkınmışlığı ile insanının eğitim kalitesinin yüksekliği de her zaman etkili olmuştur. Hemen ilave ed...
  • DÜNYA AİLE GÜNÜ

    14 Mayıs 2019 Köşe Yazarları

    Aile, evlilik ve kan bağına dayanan, anne, baba, çocuklardan oluşan en küçük sosyal gruptur. Toplum, ailelerden oluşmaktadır. Bu nedenle aile, toplumun temeli kabul edilmektedir. Sevgi, saygı, gelenek ve görenek gibi değerler öncelikle ailede kazanılmaktadır. Ayni zamanda aile, inançların, ahlaki davranışların, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma gibi değerlerin öğrenildiği yerdir. Aile, bir bireyin ilk eğitimini aldığı, yanlışı doğruyu gördüğü ve öğrendiği bir kurumdur. Aile denilince genellikle bir evde oturan anne ve baba ile varsa onların e...
  • HUZUR DERSLERİ VE DEVELİOĞLU ALİ RIZA EFENDİ

    14 Mayıs 2019 Köşe Yazarları

    Osmanlı sarayında eğitim konusunda en önemli konulardan ”Huzur Dersleri” ve “ Enderun Metebi” dir. Huzur derslerinin temel amacı, başkanlığını Osmanlı hükümdarının başkanlığında toplana 100-120 kadar seçkin din adamıyla yapılan Kur’an tefsirleri, yorumları ve münazaralardır. Enderun mektebi ise, devlet adamı yetiştirmek amacıyla kurulmuş bir özel saray mektebidir. Osmanlı ramazanlarında ilgi çekici uygulamalardan birisi ”Huzur Dersleri” dir. Derslerde bir grup Osmalı uleması, padişahın huzurunda din üzerinde konuşurlar ,değişik dinî konularda ...