logo

DÜLDÜL VE AYAK İZİ

Hz. Ali yılında Mekke´de Kabe´nin içinde doğdu. Babası Peygamberimizin (Sav) amcası Ebu Talib, annesi ise Esat Kızı Fatime´dir.O yıllarda Peygamber (Sav) efendimizde Ebu Talib’in evinde kalıyordu. Hazreti Ali’ye “Ali” ismin de Hazreti Muhammed vermiştir.. Ali 6 yaşında iken Peygamberimiz onu kendi evine götürdü. Terbiye ve himayesini bizzat kendisi üstlendi. Hz. Ali Peygambere ilk iman edenlerdendir. Hatice validemizden sonra Müslüman olan ikinci kişidir.
Hz. Ali, Peygamberimizin (Sav) kızı Hz. Fatime (as) ile evlenmişti. Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın, Hasan, Hüseyin, Muhsin, Ümmü Gülsüm ve Zeynep adında beş çocuğu oldu.
Hz. Ali, Peygamberimizin vefatında 33 yaşındaydı. Hz. Peygamber’in (Sav) vefatı sırasında yanında bulunanların başında geliyordu. Resulullah döneminde gerçekleşen savaşların çoğunda, müslümanların zaferi, Hz. Ali’nin kılıcıyla gerçekleşmiş, bu savaşlardaki fetihleri nedeni ile Hz. Muhammed (Sav) “Ali´den yigit ve Zülfikar’dan başka kılıç yoktur” diyen Hadis´i Kudsi de Hz. Ali’yi övmüştür.
Hz. Ali, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman’dan sonra 4. halife olmuştur. Hz. Ali İslam devletini 656-661 yılları arasında yönetmiştir. .Hz. Ali Kufe’de bir camide ibadet ederken bir Harici olan Abdurrahman İbn-i Mülcem tarafından yaralandı. Hz. Ali iki gün kendi evinde yattıktan sonra, 661 yılında 63 yaşında iken Ramazan ayında şahadete erişti.
Hz.Ali İslâm aleminin çok önem verdiği bir kahraman ve İslâm mücahididir.Devlet adamı, Peygamber damadı,, hayır sahibi,bir islâm mücahididir.
Türk İslâm Edebiyatında Ebamüslüm Horasanî, Seyyid Battal Gazi ile birlikte adı dillerde dolaşan, hakkında çokça mesnevi yazılan ve nerdeyse Mevlit kadar değerli edebî metinler üretilmiş ve hikayeler yazılmıştır. Kan Kalesi, Hayber Kalesi gibi Kütüphanemizdeki birkaç parça cönk içerisindeki mesnevileri boş kaldığım zaman okurum. Bu geleneğimiz ta çocukluk dönemlerimizde, kış akşamlarında tandır oturmalarında sıkça okuyup ağladığımız günler hep yadıma gelir!
İşte Hz.Ali etrafında oluşan hikayelerin en ö.nemli unsurlarından biri de Hz.Ali’nin meşhur atı Düldül adıyla yaygınlaşan Aşkar’dır. Düldül, Hz. Muhammed’in beyaz dişi katırının adıdır. Bu katır Hz. Muhammed’e, Ufayr adındaki eşk ile birlikte, Mısır Meliki Mukavkis tarafından hediye olarak gönderilmişti. Hz. Muhammed de Düldül’ü, Hz. Ali’ye hediye etmişti.

Düldül, Muaviye b. Ebü Sufyan zamanına kadar yaşadıktan sonra, Yanbü’da öldü. Şi’ilerden çıkmış bir rivayete nazaran, Düldül hayli yaşamış ve Hz. Ali onun sırtına binerek, hariciler ile muharebe etmiştir.
İşte Hz.Ali’nin etrafında nasıl değişik rivayetler çıkmışsa adı Düldül olan at, aynı şekilde adı etrafında efsaneler ve etrafında mesneviler oluşmuştur.
Bunların yanında Halk arasında anlatılan “Hazreti Ali” ya da “Düldül’ün ayak izleri” efsanesine göre, İslam halifelerinden Hazreti Ali, atı Düldül’ün üzerinde dağdan dağa uçarak sefer yapmaktadır. İşte böyle seferlerin birinde Afyonkarahisar’a gelen Hz. Ali, Hıdırlık Dağı’nda konaklamak için atını sertçe yere bastırır, buradaki bir kaya üzerinde Düldül’ün ayağının izi kalır.Halk arasında anlatılan “Hazreti Ali” ya da “Düldül’ün ayak izleri” efsanesine göre, İslam halifelerinden Hazreti Ali, atı Düldül’ün üzerinde dağdan dağa uçarak sefer yapmaktadır. İşte böyle seferlerin birinde Afyonkarahisar’a gelen Hz. Ali, Hıdırlık Dağı’nda konaklamak için atını sertçe yere bastırır, buradaki bir kaya üzerinde Düldül’ün ayağının izi kalır
Anadolu menkabelerinde kutsal sayılan kayalar üzerindeki atların ayak ile nal izleri özellikle de Hz. Ali’nin Düldül’ü üzerinde yaygınlaşmıştır .Bu kadar yaygınlaşmasına rağmen Anadolu’da ne kadar düldülün kayalar üzerinde ayak ve nal izi var bilemiyoruz. Ne kadar efsane oluşmuştur, bilemiyoruz !Bu konu hakkında bildiğimiz kadarıyla bilimsel çalışma Prof.Dr.İsmet Çetin’e aittir.
Düldül’ün ayak izi ve nal izi bir de Develi’de bulunmaktadır .Hz.Ali Anadolu’ya hiç gelmemesine rağmen bu rivayetler kendine duyulan sevginin sonucudur.
Bir rivayet şudur: Hz.Ali, Düldül üzerinde sefere çıkınca öyle bir sıçrar ki Yukarı Devel’de Hızır İlyas Tepesi eteğindeki bir kayaya basar ki ayağı kayanın içerisine girer.Orada ayak izi kalır. Oradan bir fırlar ki Zengibar Kalesi / Develi Kalesi’ne çıkarlar. Kaleyi feth ederler Kaya üzerinde yıllardır yıpranmadan kalan iz de Düldülün imzası olarak bugünlere ölümsüz bir hediye olarak gelmiştir. İşin acı olan tarafı Develi’nin tarihi binaları nedense tek tek ele alınır da nedense bu anlamlı kaya çoğu kez unutulur!

Share
1779 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Memleketim benim Develi nam-ı diğer Yeşil Everek

    15 Kasım 2019 Köşe Yazarları

    Anıların güzelliğinden midir, havasından mıdır, suyundan mıdır kendimi salakça bir mutluluk içinde buluyorum memleketimi her hatırladığımda; içime cemre düşmüş gibi oluyor. Kartın'da, Göktepe'de, Beşparmak'ta, Gereme'de, Yağlıpınar'da, Körkuyu'da, Kelpin'de, Gölemen'de, Yazı bağları'nda, Elbiz'de, Köşkpınar'da; gezdiğimiz yerler, dallarına tırmandığımız ağaçlar, o güzel günler geliyor aklıma. Eski günlerde olduğu gibi, yaptığım her uzun yolculuğun ardından, yorgunluğumu üzerimden atmak için kendimi Keyişin Havuzu'na atasım, Elbiz'de sularla oy...
  • DÜNYA KOMŞULUK GÜNÜ

    15 Kasım 2019 Köşe Yazarları

    Komşu tabiri birbirine bitişik ya da yakın konutlarda oturan kimselere denilmektedir. Komşuluk bize bir dizi hak ve görevler yükler. İyi düzeyde yaşandığı zaman komşu insana en yakın dosttur. Özellikle köy ve kasaba gibi küçük yerlerde sosyal dayanışma açısından hem çok önemlidir ve hem de ailelerin huzur ve güven içinde yaşamalarını sağlar. İyi komşuluk ilişkileri mutluluk ve sevincin paylaşılmasında, sıkıntı ve kederin göğüslenmesinde, kişilere ve ailelere büyük bir destektir. Sosyal bünyeyi, yapıyı güçlendirir. Komşu hakkı, yüce dinimizde d...
  • DEVELİ’DEN KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ-VII MÜBECCEL NAMİ DURU

    15 Kasım 2019 Köşe Yazarları

    Develi Lisesi'nin kuruluşunun ilk on yılında iki tarih öğretmeni gelip geçmiştir: Bunlardan biri aynı zamanda lisemizin kurucu müdürü Cemal Ustaoğlu, diğeri ise Mübeccel Nami Duru. İkisi de değerli öğretmenlerimizdendi. Cemal Bey derslerde disipline ve bilgiye önem verirdi. Fakat Mübeccel Bey ise tabiiliğe ve eğitime çok önem verirdi. Tarih öğretmenliği yanında güzel bir keman çalar idi. Zaman zaman dersimize kemanını da getirir çok güzel vals parçaları çalardı: Akdeniz Akşamları da en çok sevdiği bir eser idi. Ortak noktaları ise ikisi de güze...
  • İSTANBUL DEVELİ VE YÖRESİ KÜLTÜR DAYANIŞMA DERNEĞİMİZİN 17.OLAĞAN GENEL KURULU

    08 Kasım 2019 Köşe Yazarları

    02.11.2019 Tarihinde Dernek Merkezimizde Olağan Genel Kurulumuz yapıldı. Genel Kurul Marmara Üniversitesi İktisadi Bilimler Uluslararası İktisat Yüksek Lisans Tez Dönemi Öğrencimiz Merve Yürek'in hoş geldiniz konuşmasıyla başladı. Toplantıya katılan üyeleri ve konukları taktim etti. Divan Kurulu Başkanlığı ve kâtip üyelikler için Onursal Başkanımız Osman Deveci ve kâtip üyeliklerine Mustafa Şam ve Ömer Bayırsokak aday gösterilerek üyeler tarafından oy birliği ile seçildiler. Toplantıdan Notlar: Divan teşekkülünden sonra Gazi Mustafa Kemal Ata...