logo

Daha Az Otomobil Daha Çok Bisiklet


Aslı AZMAN
azman@cagdasdeveli.com.tr

Ben yazarken okuyorum, araştırıyorum öyle yazıyorum.Ama arada bir okuduğum yazıları sizinle paylaşmak istiyorum.
Bu bisiklet olayına girerken kafadan ezbere girmedim.Okuyarak, araştırarak, yerinde görerek, deneyimleyerek girdim.Sanmayınki kafamdan uydurarak yazıyorum.Alın işte size takip ettiğim kişi Pınar Pinzuti’nin yazısını şuraya koyuyorum.Umarım bizi daha iyi anlarsınız:
“Sıkışıklığın Çözümü: Daha az otomobil, daha çok bisiklet! Bunu 10 yaşındaki bir kız çocuğu anladığına göre, belediye başkanlarının zeki olmasalar da çözümü kavrayabileceklerini düşünüyorum. Otomobillerin şehirlere uygun olmamasının sebebi çok basit:
1) Şehirler, insanların birbirlerine çok yakın yaşadıkları yerler, bu yüzden de kişi başına düşen alan az ve kısıtlı.
2) Otomobiller (yollar ve otoparklar) kişi başına düşen alanın büyük bir kısmını işgal ediyor.
3) Böylelikle şehirlerde insanlara yer kalmıyor.
Bu sorunun ismi: sıkışıklık. Bu sorun meydana çıktığında, şehrin sahip olduğu seçenekler şunlardır:
(A) Şehrin büyümesini durdurmak (Bu gerçekten mümkün mü?)
(B) Caddeleri genişletmek (Caddeyi genişletmek için yıkılan binalar, konut sorunu demek ayrıca şehrin en değerli arazilerinin yol olması iyi bir yatırım mı?)
(C) Otomobil kullanımını azaltmak (şehir insanını yürüyerek, bisiklet sürerek ya da toplu taşıma aracılığı ile ulaşıma teşvik etmek)
Bizleri yöneten politikacıların ve bize hizmet etmeleri için seçtiğimiz belediye başkanlarının siyasi görüşleri ne olursa olsun, C’nin tek doğru çözüm olduğuna karar vereceklerini umuyorum.
Teknoloji girişimcileri daha güvenilir, daha çekici, daha yeşil, en sonunda da sürücüsüz araba vaatlerinde bulunuyor. Elektrikli otomobiller oldukça sık gündeme geliyor. Bu gelişimlerin çoğuna oldukça şüpheci yaklaşıyorum çünkü basit problemin yani sıkışıklığın çözümü olmadıklarına inanıyorum. Şehirlerde kişi başına düşen alan az. Otomobiller (ve otomobil odaklı ulaşım altyapısı ) büyük.
Büyük şeyler küçük yerlere sığmaz.
Otomobil odaklı teknoloji bu sorunun çözümü olabilir mi? Nasıl kullandığımıza bağlı. Sürücüsüz araçlar ile “trafik canavarlarından” kurtuluruz ancak herkesin sürücüsüz aracının olması bizim “alan” sorunumuzu çözmüyor. Sürücüsüz araçlar “bike sharing” sistemleri gibi paylaşılabilir. Birçok kişinin ihtiyacı olduğunda kullandığı ortak otomobiller otopark ihtiyacını azaltacaktır. Fakat bu durumda belediyenin otoparkların yerine konut inşa ederek karşılık vermesi yine daha çok insan barındıran şehir ve daha çok yoğunluk olarak yansır.

Elektrikli otomobil, fosil yakıtlı bir otomobilin kapladığı alanı kaplar ve aynı altyapı ve hizmetlere ihtiyaç duyar. Elektrikli otomobiller şehirlerdeki sıkışıklığın çözümü değil.
Yürümek ve bisiklet sürmek, araba için önemli birer alternatiftir ama toplu taşıma, çok az şehir alanı kullanarak çok sayıda insanı uzak mesafelere ulaştırabilmenin tek yoludur.
Toplu taşıma araçları verimli ve ekonomik olmalı. Çoğumuz başkalarıyla seyahat etmeyi öğrenmek zorundayız. Çok sayıda insanı kısıtlı şehir alanını iyi kullanarak hareket ettirmek için, büyük, sabit rotalı ulaşım ağlarına ihtiyacımız var.
Teknoloji toplu ulaşım yollarını otomatik hale getirmeye odaklanabilir. Vancouver’ın raylı ulaşım sistemi 30 yıldır sürücüsüz, Kopenhag’ın metroları sürücüsüz ve Frankfurt havaalanı içerisindeki tren sürücüsüz. Neden daha çok yaygınlaştırılmasın?
Geleceğin ulaşım araçlarının nasıl hareket edeceğini, hangi enerji kaynaklarının kullanılacağını tahmin etmemiz zor. 50 yıl sonra, neyin havalı ya da çevreci olduğu hakkındaki algılarımız çok farklı olacaktır. Fakat büyük şeyler küçük yerlere yine sığmayacaktır.

Sabit ve yüksek kapasiteli ulaşım şekilleri kalabalık şehirlerin anahtarı. Ancak unutmayın her yere ray döşemek mümkün değildir. İnsanların yaya ve bisikletle ulaşımlarını sağlayabilecekleri altyapıya ihtiyacı var. Geleceğin şehirlerinde herkesin erişim sağlayabileceği ve kullanabileceği alternatiflerin olması ümidiyle.”
Yazıyı sonuna kadar okuduysanız bir ekleme yapmak istiyorum.Amerika’yı tekrar keşfetmeye gerek yok.Bu yaşanmışlıklardan ders alıp neden bir uygulama yapmıyoruz? Sağlıcakla kalınız….

Share
827 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BELGELERLE İSTİKLAL MARŞI TARİHİ

    11 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Ülkelerin millî marşları çok önemlidir. O milletlerin millî heyecanlarını ,hürriyet ve özgürlük düşüncelerini, kahramanlıkları ve manevi değerleriyle örülmüş, milletleri heyecanlandıran kahramanlık şiirleridir. Aslında marşlar yürüyüş musikisi taşırlar. Çoğunlukla milletlerin en zor zamanlarında moral unsuru olarak ortaya çıkar. Osmanlıda 300 bin kişilik orduyu düzgün bir şekilde yürüten ve savaş anında orduyu heyecanlandıran, coşturan ve moral veren büyük “Mehtaran Bölüğü” idi. Osmanlı devleti 1.Dünya savaşında mağlup sayılıp, Sevr Antlaşması...
  • Göçlerde; Her An Endişe, Hüzün, Özlem, Hasret ve Gözyaşı Vardı

    11 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

      Göç Bizim Kaderimizdi kitabının adeta bir özeti. Aslında bir iki makaleye yazıya sığmayacak bir kitap. Eski bir atasözü Kırk katır mı? kırk satır mı? Elbette kayıt altına alınan her bilgi değerlidir. Hatırat olması, bilgi ve belge sunması bakımından çok önemsediğim için kitabın son bölümünden bu bölümü de okuyucuyla paylaşmak istedim. Eğitimci, yazar İlhami Şekercioğlu; hatıratı neden yazdığını aşağıdaki cümlelerle şöyle özetliyor. Tarihe baktığımızda insanoğlunun varlığı ile birlikte peygamberlerin bir kısmının da dâhil olduğu farkl...
  • GÖZ RENKLERİNİN KARAKTERE ETKİSİ

    11 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Karşınızdaki insanın kişiliğini gözlerine bakarak anlamanız mümkündür. Çünkü gözler yalan söylemez. Gözlerin şeklinden rengine kadar her ayrıntı farklı bir kişilik özelliğini işaret etmektedir. Her ne kadar bilimsel olarak göz renginin karakter analizini birebir yansıttığı kanıtlanmamış olsa da çoğu uzmana göre göz rengi genetik olarak aktarıldığı için karakterimizde büyük rol oynamaktadır. İsveç'teki Orebro Üniversitesindeki araştırmacılar, göz renklerinin insanların karakterlerini yansıtıp yansıtmadığı yönünde bir çalışmaya imza attılar. Ara...
  • İLHAMİ ŞEKERCİOĞLU VE GÖÇ BİZİM KADERİMİZDİ

    05 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

      Çok acele olarak ayrılmak durumunda kalırlar. Mustafa Hafız'ın eşi Gülşen Çulhaoğlu'nun çocuklarına anlattığı gibi yiyeceklerini bile almaya zamanları yoktur. Artık göç başlamıştır. Geçtikleri yerdeki bir köye ulaşırlar. Köy, Rus korkusundan henüz boşaltılmıştır. Yiyecek bulma ümidiyle evlere bakarlar. Bu köyden ayrılanlar o kadar acil ayrılma durumunda kalırlar ki yiyeceklerini bile yanlarına alamazlar. Uğradıkları birkaç evde mısır unu, tereyağı ve pekmez bulurlar. Unu yağ ile kavurup, pekmezle karıştırır un helvası yaparlar. Bu yol...