logo

BİR EĞİTİM GÖNÜLLÜSÜ İSMAİL BAKIR HOCAM


Orhan CEBECİ
orhan@cagdasdeveligazetesi.com.tr

“Toplumların uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür. Öğretmen bir sanatkârdır, yarının temelini o attığı gibi, değerli kişilik hamuruna da biçim verir. Öğretmen, geçmişin öğreticisi, geleceğin kurucusudur. Ülkemizde gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir.”
Develi de binlerce öğrenci yetiştirmiş bizlere sevgisini katarak dilimizi öğretmiş, öğretirken öğrencilerinin saygısını sevgisini ve kazanmış bir öğretmendi, İsmail Bakır Hocam. Güzel konuşmayı, yazmayı öğretirken dilbilgisini her zaman önemli olduğunu örneklerle vurgulardı. Öğrencilerine vatan ve bayrak sevgisini doğruluğu ve dürüstlüğü anlatarak cemiyete kazandırdı. Örnek alınacak eğitim gönüllüsü bir önderdi. Ona olan vefa borcumu aşağıdaki cümleler anlatmaya kâfi gelmez, ne yazsam hakkını ödeyemem.
1963 Yılında İstiklal İlkokulu’nda beşinci sınıfta öğrenciyken değerli hocam İsmail Bakır’ı tanıdım. Sınıf hocamız merhum Mustafa Tüysüz’dü. Merhum öğretmenlerimizden hatırımda kalan Enver Yolaç ve Salih Karakebelioğlu beşinci sınıf öğretmenleriydi. Okul müdürümüz merhum amcam M.Taki Cebeci idi. Enver Bey Develi Belediye Reisi olarak, Salih Bey Develi Ortaokul Müdürü olarak Develi’ye hizmet ettiler. Hepsini rahmetle anıyorum. Hocam İsmail Bakır’ ada sağlıklı uzun bir ömür diliyor, saygılarımı sunuyorum.
1968 yılında Develi Merkez Ortaokulunda İsmail Bakır hocam “Türkçe” dersimize girerdi. Salih Karakebelioğlu okul müdürümüz, müdür yardımcısı merhum Ahmet Yalçın idi. Bende onun binlerce öğrencisinden biri olmaktan gurur duyuyorum. Burada yazmamı beni yetiştiren hocalarıma borçluyum. ”Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” özdeyişi öğretmenlerimizin bizlerin üzerindeki haklarını çok güzel anlatıyor. Diğer bir atasözümüz “Öğretmen doğan güneşe benzer, etrafını aydınlatarak karanlıklara meydan okur.” Öğretmenlik mesleğinin ulviliğini ve kutsallığını çok güzel ifade ediyor.
Hocamın biyografisini gazeteci kardeşim Cihan Çimen’den rica ettim da bana gönderdi. El yazısı ile yazıp altına imzasını attığı özgeçmişini bende virgülüne dokunmadan Çağdaş Develi Gazetesi okuyucularıyla paylaşıyorum.
Özgeçmişim:

7149
1930 yılı ekin biçiminde, Çukuryurt köyünde dünyaya gelmişim. Çocukluğum dokuz yaşına kadar köyde geçti. O dönemlerde köylerde okul olmadığından babam Develi’ye getirerek “İstiklal İlkokuluna“ kaydımı yaptırdı. İlkokulu beş sene burada okudum. Hocamın yıllar sonra beş sene öğrencisi olduğu okuluna öğretmen olması gurur verici bir olaydır.
Ortaokulu, şu anda Develi Lisesi olan tarihi taş binada okudum.(1945-1948 yılları)Öğretmenler Kurulu kararı ile iki arkadaş, Öğretmen Okulu’nda okumak için seçildik. Üç yıl Erzurum Erkek Öğretmen Okulu’nda okudum.
1951 yılı 24 Temmuz’unda Van’ın Canik isimli bir köyünde öğretmenliğe başladım. Bu köyde üç yıl öğretmenlik yaptım.(1951-1954 yılları)
1954 yılında Yukarı Develi İlkokulu’na tayin edildim. Burada bir ders yılı çalıştım.1955 baharında askerliğim çıktı. Polatlı Topçu Okulu’nda altı ay topçuluk eğitiminden sonra topçu subayı olarak Ağrı ilinde bir topçu taburuna atandım, burada bir yıl görev yaptım.
Askerlik dönüşü İstiklal İlkokulu’nda göreve başladım. Bu arada ortaokulda ücretli ders aldım.
Altı, yedi yıl kadar “Tabiat Bilgisi” dersi okuttum. Branşım olmadığı halde bu öğretmenliği de başarı ile yürüttüm.
İlkokul öğretmenliğine devam ederken Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Edebiyat Bölümünü dışardan bitirdim. Develi Lisesine, Türkçe Öğretmeni olarak atandım. Ortaokul, Liseden ayrı bir binaya taşındı. Bende bu yeni binada 1983′ te emekli oluncaya kadar çalışarak, 33 yılımı doldurdum. 1983 yılında Allah nasip etti ve Hac Farizasını yerine getirdim. Emekli olduktan sonra 15 seneden fazla üniversiteye hazırlık dershanelerinde öğretmenlik ve idarecilik yaptım.
Mütevazı bir özgeçmiş yazmış hocam. Yaptıklarından yetiştirdikleri öğrencilerden ve evlatlarından bir nebze olsun bahsetmemiş. Sanki yaptıklarını bir görev olarak kabul etmiş. Hocam, siz ulvi vazifenizi çok güzel yaparak dualar aldınız. Binlerce öğrenci yetiştirdiniz. Bu da her kula nasip olmaz. Ama siz kişiliğinizle, asaletinizle bu övgüye layıksınız. Güzel evlatlar yetiştiren hocamın affına sığınarak, oğlu Selçuk Bakır’dan aldığım aşağıdaki özel bilgileri ilave etmek istiyorum.
Annem Raife Hanım, Tombak köyü asıllı, İstiklal ve Çanakkale harbi gazisi eski Saimbeyli müftüsü (Sarı Müftü) Mehmet Yavuz’un kızıdır. Biz üç kardeşiz. Ablam Nesrin Hanım Ankara İlahiyat Fakültesi mezunu ev hanımıdır. Ağabeyim Prof.Dr.Mehmet Akif Bakır Gazi Üniversitesi Öğretim üyesi ve eski TÜİK başkanlığını yaptı. Ben, Selçuk Bakır ise özel bir bankanın şube müdürüyüm.
“Eserinin üzerinde imzası olmayan yegâne sanatkâr öğretmenlerdir.” Hocamın yetiştirdiği öğrencilerinin üzerinde imzasını sağlığında gördü, aynı okulda öğretmenlik ve müdürlük yapan öğrencileri, önemli mevkilerde ve makamlarda vazife yapan eğitimli bir nesil yetiştirdi. Bu dünyada ektiklerinin, meyvesini aldı, ne mutlu ona. Yazımı Filozof Diyojen’in bir sözü ile noktalıyorum. “Yeryüzünde öğretmenlikten daha şerefli bir meslek tanımıyorum.”

Share
1015 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KAYSERİLİLER DARÜLACEZE’DE BULUŞTU

    15 Şubat 2019 Köşe Yazarları

    7 Şubatta senenin 38. gününde Kayseri Derneklerimiz öğle yemeğinde İstanbul'da Darülaceze'de buluşarak Darülaceze sakinlerine bin kişiye yöresel damak tadımız olan mantı ikramında bulundu. Organizasyona iki yüze yakın İstanbul'daki Kayseri Derneklerimizin Başkanları ve Yönetim Kurulları ve davetli hemşehrilerimiz katıldılar. Sekiz yüze yakın Darülaceze sakinine mantı ikram edildi. Maksat elbette yemek değil; darülaceze sakinleri ile birlikte olmak, onlara güzel bir gün yaşatarak gönüllerini almak.Program, Başakşehir Meclis Üyesi Aday Adayı...
  • İşimi yapamamaktan şikayetçiyim…

    15 Şubat 2019 Köşe Yazarları

    İnsanoğlunun ilk çağlarda tek amacı hayatta kalmak için mücadele etmek idi. Yiyecek ve giyecek için avlanmak zorundaydı. Üretim yoktu. Yabani hayvanlardan kaçmak zorunda idiler. Kışın ise soğuktan korunmaya çalışıyorlardı. Sürekli göçebe halinde idiler… Sonra nüfus çoğaldı. İnsanlar aralarında ayrıştı. Değişik topraklara farklı farklı göç ettiler. Dilleri değişti, dinleri değişti . Sonra yerleşik düzene geçtiler. Tarım, hayvancılık… Sonra sanayi devrimi başladı. Sonra tekınoloji çağına girdik… Ama biz ne yapıyoruz ??? Her s...
  • DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ

    15 Şubat 2019 Köşe Yazarları

    Yaşanmış veya yaşanması mümkün olan olayların okuyucuya haz verecek şekilde anlatıldığı kısa edebî yazılara "Hikâye" (Öykü) denir. İnsanoğlunun dünyaya gelişinden beri her zaman anlatabileceği bir öyküsü mutlaka olmuştur. Öykü, insanı doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren bir durumun yaşanabilir oluşunu veren, o durumun çekirdeğini, ayrıntısını belirlemeyi ve gerçeklik gerilimini ve duygu yükünü vurgulamayı amaçlamış, kendi başına bağımlı, bir düzyazı türü, bir aktarım aracıdır. Öykü yazarlarının birbirleriyle ve okuyucularıyla tanışm...
  • TARIMDA SON DURUM

    07 Şubat 2019 Köşe Yazarları

    İpek Hanım’ın Çiftliğini duydunuz mu hiç ? Manisa yöresinde kurulmuş bir çiftliktir. Ben bir çok ürünümü ordan sipariş veririm. Siz de sipariş vermek isterseniz ipekhanim@ipekhanim.com mailine yazmanız yeterli.İpek Hanım’ın Çiftliğinin sahibi Pınar Hanım, her hafta tarım ile ilgili bir yazı yazar. Yazı maillerimize gelir okuruz. Bu hafta yazdığı yazı, benim de içten içe düşündüğüm şeyleri aynen yansıtmış.Yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. “ Futbolcu ile popçu bir gece kulübünde kavgaya tutuşuyor. Biri birinin eşine sarkıyor, sonra biri diğerin...
astropay bozdurma bitcoin bozdurma paykwik bozdurma
kartal escort antalya Escort ataşehir Escort konya escort porno video manavgat escort