logo

BANKACILAR GÜNÜ


Mustafa ÇEKEMOĞLU
cegmecioglu@cagdasdeveligazetesi.com.tr

Banka, faiz karşılığı para alıp veren, kredi, kambiyo işlemleri yapan, değerli eşya saklamaya yarayacak kasa kiralayan, ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında türlü etkinliklerde bulunabilen bir kuruluştur.
Banka kelimesi, İtalyanca banca kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Banca, para bozma gişesi, para bozma yeri anlamına gelmektedir. Bankacılığın gösterdiği tarihi gelişmesi, para kavramının gelişmesiyle yakından ilişkilidir. Bilinen en eski banka Mezopotamya’daki “Kızıl Tapınaktır”. Hamurabi yasalarında banka işleminin nasıl yürütüleceği, borçların nasıl tahsil edileceği, komisyonların nasıl belirleneceği konusunda hükümler yer almaktadır. Sonraki yüzyıllarda bankacılık zengin ailelerin de uğraşmaya başladığı bir konu haline gelmiştir.
Modern anlamda ise bankacılık etkinliğini gösteren ilk banka 1609 yılında kurulan Amsterdam Bankası’dır. Bunu takiben 1637 yılında Venedik Bankası olmuştur. Diğer ülkelerde olduğu gibi burada da bankacılık, ilk önce sarraf dükkânları ve kasaların, 15 ve 16 yüzyıllarında gelişmesiyle ortaya çıkmıştır. 19. Yüzyıla gelindiğinde bankalar ekonomik ve ticari faaliyetlerin yardımcısı ve hatta bu faaliyetleri geniş ölçüde düzenleyici kurumlar haline gelmişler ve faaliyet alanlarına göre uzmanlaşmaya başlamışlardır.
Türk Bankacılık tarihine baktığımızda gelişim süreci Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerine kadar uzanmaktadır. İlk banka Osmanlı döneminde 1847’de kurulan ve 1852’de iflas ederek kapanan “İstanbul Bankası’dır”. Osmanlı döneminde bankacılık yalnız yabancıların ya da azınlıkların uğraştıkları bir alan konumundadır. İstanbul Bankasının kuruluşundan sonra çok sayıda yabancı ve azınlık bankaları kurulmuştur. Bunlardan 1856’da kurulan ve merkezi Londra’da olan “Osmanlı Bankası” önemli bir yere sahip olmuştur.
Türkiye’de ilk ulusal bankanın kuruluşu ise ancak 1888 yılında gerçekleşmiştir. 1863 yılında Mithat Paşa, “Memleket Sandıkları” ve adı daha sonra “Menafi Sandıkları” adı altında iki tarım kredi sandıklarını kurmuştur. 1888’de Menafi Sandıkları kaldırılarak yerine “Ziraat Bankası” kurulmuştur. 1908’den sonra irili ufaklı birçok ulusal banka faaliyete geçmiştir. En önemli banka ise 1917 yılında kurulan “İtibar-ı Milli Bankasıdır”.
Ülkemiz, Cumhuriyetin ilanından sonra ekonomik kalkınmaya önem vermiş, sınai ve ticari hayatı canlandırmak amacıyla ulusal bankacılığı geliştirmeye başlamıştır. Ulusal bankacılıkta gerçek gelişme 1924 yılında “İş Bankası’nın” kurulmasıyla olmuştur. 1917 yılında kurulan İtibar-ı Milli Bankası ile İş Bankası 1927 yılında birleşmiştir. Diğer taraftan 1944 yılında tümü özel sermayeli olan “Yapı Kredi Bankası’nın” kurulması ile özel sermaye bu konudaki ilk adımı atmıştır. İlerleyen yıllarda hem ulusal hem de özel birçok banka kurularak bir kısmı günümüze kadar faaliyetlerini sürdürmüş, diğer bir kısmı da çeşitli nedenlerle kapanmak durumunda kalmıştır.
Birçok özel sektörün olduğu gibi kamu kurumlarının da özel günleri bulunmaktadır. Finans sektöründe çalışanların da böyle bir günde anılması ve sosyal etkinlik sağlanması için 1 Haziran gününün bankacılara özel bir gün olmasını talep etmişlerdir. Bu projenin fikir babası Veli T. Göztepe’dir. Kampanya onun tarafından 2012 yılında başlatılmıştır. Hem çalışan hem de de bankalardan emekli olanlar 2013 yılından itibaren 1 Haziran’ı “Bankacılar Günü” olarak kutlamaktadır.
Vakti zamanında ülkemizin en saygın mesleklerden kabul edilen bankacılık ile ilgili her geçen gün toplumun gözünde olumlu algısı azalmaktadır. Yapılan haberler, kredi kartı mağdurlarının feryatları, faiz, komisyon, ücret gibi konular toplumun bir kısmı tarafından kabul görmemesi her geçen gün bankaların ve bankacıların imajını zedelemektedir.
Ancak, bankaların A.Ş. olduğunu, kâr amacı güden şirketler olduğunu unutmayalım. Ev konforunda yapılan bankacılık işlemleri, ceplerde bulunan plastik kartlar, hızlı para transferleri, online alışveriş imkanları vb. bir çok hizmet Türkiye’ deki bankacılık sisteminin ne kadar güçlü olduğunu da gözden kaçırmayalım. Bu vesileyle Bankacılar Gününü kutluyorum.

Share
1239 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • RÜZGÂR ENERJİSİ NEDİR

    23 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

    Rüzgâr enerjisi, doğal, yenilenebilir, temiz ve sonsuz bir güç olup kaynağı güneştir. Güneşin dünyaya gönderdiği enerjinin %1-2 gibi küçük bir miktarı rüzgâr enerjisine dönüşmektedir. Güneş ışınları, yeryüzünde bir yandan farklı sıcaklık, basınç ve nem oluştururken bir yandan da yeryüzünün ısınmasına ve soğumasına sebep olmaktadır. Yeryüzünün farklı şekilde ısınması ve soğuması ile ortaya çıkan kuvvetler ise hava hareketlerini meydana getirmektedir. Bir hava kütlesi mevcut durumundan daha fazla ısınırsa atmosferin yukarısına doğru yükselir ve...
  • GESİ BAĞLARI TÜRKÜSÜ ÜZERİNE

    23 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

    “Terk edilmek, ölümün öteki adıdır” Bu söz 1924 yılında Kayseri'den Yunanistan'a göçürülen bir Rum/Karamanî vatandaşımıza aittir. Elbette bir insanın ve milletin köklerinden koparılması çok zor bir olaydır. Değil vatandan ayrılış, gurbete düşmek bile ayrı bir acıdır. Bunu ancak yaşayanlar iyi bilir. Örnek olarak bu gerçeği acı tecrübeleriyle yaşayan talihsiz Şehzade Sultan Cem bir gazelinde şöyle belirtir: Gahi vatan gurbetlenir, gâhi gurbet vatanlanır. Ki, ne pahasına ! Edebiyatımızda; halk felsefesi olan atasözlerimizde, deyimlerimizde ...
  • ŞİŞEDEN ÇIKAN MEKTUP

    16 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

      Şişeden çıkan mektubu Ali Atalay ağabeyim bana gönderdi.Çağdaş Develi Gazetemiz okuyucularıyla paylaşmak istedim.İşte o mektup. Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Cami´nin 1990´li yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıklarını anlatıyor. “Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültes...
  • SABIRSIZLIK GÜNÜ

    16 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

    Gerçek hayatta işler her zaman bizim istediğimiz hızda yürümez. Hayatımızda zaman zaman meşakkatli, zor, doğal engeller, beklenmedik olaylar ve çeşitli güçlüklerle karşılarız. Bu durum bazılarımızı ziyadesiyle yorar ve yıpratır. Bu nedenle hayatı her an aynı seviyede yaşamak zordur. Yaşadığımız süreçte herkesin sabrını zorlayan ya da taşıran bazı durumlar vardır. Sabır, İnsanın başına gelen kötü olaylar, kaza ve belalar karşısında telâşa kapılmadan dayanıp direnmesidir. Sabır hayatımızın vazgeçilmezleri arasındadır. Sabır, baştan çıkartıcı et...