logo

AVUKATLAR GÜNÜ


Mustafa ÇEKEMOĞLU
cegmecioglu@cagdasdeveligazetesi.com.tr

Avukat, yargı önünde, gerçek ya da tüzel kişilerin haklarını savunan, hukuk ve yasa işlerinde yol gösterici nitelik taşıyan kişiye verilen mesleki unvandır. Avukatlık mesleği, hukuk öğrenimi görmüş, avukatlık stajını tamamlamış ve yasaların gerektirdiği koşulları taşıyan kimseler tarafından yürütülmektedir.
Hukuk sistemimizin vazgeçilmez unsurlarından olan ve savunma sorumluluğunda bulunan birey hak ve özgürlüklerinin savunmasında, hakların korunmasında, hukukun üstünlüğünün var olması için çalışan avukatlarımız, vatandaş – devlet ilişkilerinin yürümesi açışından önemli görevler yapmaktadırlar.
Avukatlık mesleğinin tarihi eski Yunan ve Roma dönemine dayanmaktadır. Avukat sözcüğü de zaten eski Yunancada, üstün, ayrıcalıklı ve güzel konuşan anlamına gelen “Advo-Catus” sözcüklerinden dilimize ve diğer dillere yerleşmiştir. İlk baro da Atina’da kurulmuştur.
Osmanlı tarihinde 1800’lü yıllara kadar “Dava Vekili” adıyla meslek yapan bir sınıf yoktu. Tanzimat Devri, avukatlık hizmetinin başlaması açısından bir dönüm noktasıdır. 1839 tarihli Tanzimat Fermanı ve arkasından 1856 tarihli Islahat Fermanı, avukatlık mesleğinin ve baroların oluşmasının ilk adımı olarak kabul edilmektedir.
Daha sonra 13.01.1876 tarihinde yürürlüğe giren “Dava Vekilleri Nizamnamesi”, Türkiye’de avukatlık mesleğini düzenleyen ilk metin olarak kabul edilmektedir. Zira ilk defa bu nizamname ile vekâlet işlerini üzerlerine alan kişilere resmen “Dava Vekili” unvanı verilmiştir.
1923 yılında Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra 1924 yılında 460 sayılı “Muhamat Kanunu” çıkartılmıştır. Bu yasa Türk hukuk sisteminin ilk yasasıdır. 1926 yılında yapılan bir değişiklikle muhamat kelimesi avukatlık, muhami ise avukat olarak değiştirilmiştir.
3 Ocak 1934 tarihinde ilk kez en geniş katılımla İzmir’de gerçekleştirilen “Türkiye Avukatlar Birliği” toplantısında, katılımcı Baro Başkanları ve illerin Baro temsilcileri, “Türkiye Barolarının aynı çatı altında toplanması” düşüncesini benimsemişlerdir.
1934 yılında alınan ilke kararı uyarınca tüm Baro başkanları ve temsilcileri bu karardan yaklaşık 24 yıl sonra yani 5 Nisan 1958 tarihinde İzmir’de bir araya gelmişler ve iki günlük çalışmalar sonucunda “Barolar Birliğinin” kuruluş çalışmalarını görüşmüşlerdir.
Daha sonra 6 Ocak 1963 tarihinde toplanan İzmir Barosu Yönetim Kurulu, 5 Nisan tarihini “Avukatlar Günü” olarak kabul edip kutlama kararı almıştır. 1969 yılında ise “Türkiye Barolar Birliği” kurulmuştur. Yapılan ilk genel kurul toplantısında her yıl “Avukatlar Günü” yapılmasına karar verilmiş ancak kesin bir tarih belirtilmemiştir. Barolar Birliğinin 15-17 Mayıs 1987 tarihlerinde Tekirdağ’da yapılan genel kurul toplantısında her yıl 5 Nisan gününün “Avukatlar Günü” olarak kutlanmasına oy birliği ile karar verilmiştir. Bu tarihten itibaren de her yıl Türkiye Barolar Birliği ve il barolarının düzenledikleri etkinliklerle “5 Nisan Avukatlar Günü” olarak kutlanmaktadır.
1969 yılında yürürlüğe giren 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 2001 yılına kadar ondan fazla değişikliğe uğramıştır. 2001 yılında kapsamlı bir değişiklik getiren 4667 sayılı yasa ile bugünkü halini almıştır. Bu yasa ile getirilen en önemli değişiklik barolar ve Barolar Birliğinin büyük ölçüde Adalet Bakanlığının vesayetinden kurtulmaları ve bağımsızlaşmaları olmuştur.
Hukuk devleti ve demokrasi için avukatlık vazgeçilmez unsurlardan birisidir. Birey hak ve özgürlüklerin savunulmasında, hakların korunmasında, hukukun üstünlüğünün var olmasında çaba gösteren, demokratik, laik, sosyal ve hukuk devletinin devamının güvencesi olan avukatlarımızın “Avukatlar Gününü” kutluyorum.

Share
2030 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 15 Temmuz’u; Unutmadık ve Unutmayacağız

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Gün 15 Temmuz. 0 gün ezanlarla doğanlar, selalarla veda ettiler. Bir olmak, beraber olmak en büyük silahımızdı. Milletin iradesine kimse darbe vuramazdı. Ellerinde bayraklarla tanklara, toplara ve uçaklara karşı koyan bir milletin destanıdır 15 Temmuz. Milletimiz; demokrasiyi, Vatan ve bayrak aşkını 15 Temmuz'da bütün Dünya’ya gösterdi. O gece milli iradeyi hiçe sayanlar bir tek şeyi hesaba katmadı; Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olduğuna. Bayrağımızı indirtmedik, ezanımızı dindirtmedik. 15 Temmuz'da evinde rahat oturmaktansa, ülkesi...
  • Bisiklet ve Kalp Krizi

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Yeni çalışma, bisiklet sürmenin kalp krizi geçirme riskini büyük ölçüde azalttığını söylüyor Orta yaşlarda işe bisikletle gidip gelmek kalp krizi geçirme riskini önemli ölçüde azaltıyor. Araştırmacılar, haftada 30 dakika kadar bile bisiklet kullanmanın önümüzdeki 20 yıl boyunca koroner kalp hastalığı gelişme şansını belirgin bir şekilde etkilediğini belirtti. Danimarkalı araştırmacıların projesinde 20 yıl boyunca işe alındığında 45 ila 60 yaşları arasında olan 45.000 kişi takibe alındı . Haftada 90 dakika bisiklet kullanımı sonucunda kalp s...
  • DÜNYA KIBLE GÜNÜ

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Kıble, Türkçe “Yön” demek olup aslında insanın herhangi bir tarafa dönmesine veya bir yöne yönelen kimsenin üzerinde bulunduğu hale verilen isimdir. Diğer ifadeyle Kıble, Müslümanların, Hıristiyanların, Yahudilerin ve diğer inançlardaki kişilerin ibadet esnasında döndükleri yöndür. Müslümanların kıblesi, Mekke'de “Kâbe” denilen kutsal bina olup, Allah'ın emriyle Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yapılmıştır. Kıble, Müslümanların namazda yönelmeleri gereken istikameti yani Kâbe'yi ifade eder. Namaz kılarken Kâbe'ye yönelmek farz olduğun...
  • DÜNDEN BUGÜNE DEVELİ’DE BASIN TARİHİ

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Mahalli basının Anadolu'da başlaması ve gelişmesinin zor olduğunu söylemek herhalde kehanet değildir. Gazete ve dergilerin, ne zaman başlayıp, hangi sayıda sona erdiğini kesin söylemek, arşiv yetersizliğinden dolayı çok zordur. Nitekim bu konuda hastalık derecesinde hassasiyetimiz olmasına rağmen, bazen yetersiz kalabiliyoruz! Develi uzun yıllar Ermeni, Karamanî Türkler (Hristiyan Türkler) ve Müslüman Türkler beraber huzur içerisinde yaşamışlardır. Eğitim ve öğretim konusunda Ermeniler ve Karamaniler daha erkencidirler. Matbaacılıkta da ilerde...